Afganistan'a asker gönderme teklifi ve sınır ötesi harekat

Abone Ol

Bölgemizde dış politika ortamında hızlı gelişmeler oluyor. Bilindiği gibi ABD nin en güncel meselesi Afganistan a acil olarak asker gönderilmesidir.Bu ihtiyaç karşılanmadığı takdirde ABD, bütün prestijini kaybedecek. Türkî cumhuriyetlerde ve hatta diğer doğu ülkelerindeki etkinliği en aza inecek.

Pakistan da yapılan seçimlerde de ABD umduğunu bulamadı. Bu bölgede önemli bir dayanağını kaybetti. Pervez Müşerref in akibeti ise meçhul.

Afganistan deyip geçmeyelim. Afganistan ın stratejik mevkii çok önemlidir. Önemli olmasaydı Rusya, ABD den önce bu ülkeyi işgal etmezdi. Afganistan Orta Asya nın sahip olduğu bütün stratejik maden ve zenginliklerin bir nevi santralı durumundadır.

Bu sebeplere binaen, ABD siyasi imkânları zorlayarak, Afganistan a NATO askeri gönderilmesini sağlamıştır. Ama gözüken odur ki, NATO bu zayıflamış haliyle, ABD nin kendisine yüklediği yükü, daha fazla taşıyamayacaktır.

Bush, bu sıkışık durumda tek çare olarak, bu ülkeyeTürk askeri gönderilmesini arzu ediyor. Neden Türk askeri Çünkü 6 senedir Türkiye PKK ya karşı sınırötesi harekat yapmak istedi, ABD buna yanaşmadı. Kırk dereden su getirerek isteklerimizi erteledi, öteledi.

Şu yakın zamanda ise Bush âni bir dönüş yaptı. Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü misali, Türkiye ye göz kırptı, şirin gözüktü, Erdoğan gelsin konuşalım hemen isteklerini müzakere edelim dedi. Bir dereden yağ akıttı, bir dereden bal akıttı, üstüne üstlük, bu balın üstüne de bir gül kondurdu. Kalktı Cumhurbaşkanımız Gül ü de, ABD ye davet etti.

Bütün bu yaklaşımların karşılığı böyle mi olmalıydı Türkiye, Afganistan a Türk askeri göndermeye evet dememeliydi ama tam tersine oldu. Bush un Türkiye ye gönderdiği ABD Millî Savunma Bakanı Gates Türkiye de umduğunu bulamadığı gibi, yine ülkemize gelmeyi programına almış olan Bush un yardımcısı Dick Cheny, yapılan bu muameleye kızarak, aniden programını iptal ederek Türkiye ye gelmekten vazgeçti.

Kesin kanatim odur ki, ABD nin bıçakla kesilir gibi ani  olarak, sınır ötesi harekatı durdurmak ve askerimizi geri çekmemizi istemesinin sebebi bizim asker gönderme talibini ret etmiş olmamızdır. Şu anda belki de ABD nin bize yaptığı istihbarat yardımı da durdurulmuştur. Bundan sonra karşımızda bambaşka bir ABD bulacağız.

Sınır ötesi harekeatın kesilmesi konusunda, gerek Cumhurbaşkanımızın, gerek Başbakanın ve gerekse Genelkurmay Başkanımızın verdiği beyanatlar kendi şartları içerisinde mütalaa edilmesi gereken hususlardır.

Tabii ki bu resmî görevliler meselenin her veçhesini, hikmeti hükümet vardır diye, söylemeye mecbur da değildirler. Buna saygı duymak lazım.

Gerek bölgemizde ve gerekse daha geniş çerçevede, Orta Asya ve Doğu Asya ülkelerindeki değişen ve gelişen yeni şartlar içerisinde, durumu değerlendirmek zorundayız.

Elbette Bush hayal kırıklığına uğradı diye dünyanın sonu gelmez. Bilindiği gibi, bir zamanlar Rusya da Afganistan ı işgal etmişti. Fakat bu işgal onun sonu olmuştu. Komünist Rusya bütün haşmetiyle süratle itibardan düşerek yok olmuştu. Şimdi o saltanatın yerinde yeller esiyor.

Allah zâlime ve zulme daha fazla geçit vermez. ABD nin kırdığı ceviz de Rusya gibi kırkı geçti. Vietnam a gitti, hezimete uğradı, Irak a saldırdı, bataklığa saplandı, İsrail in bütün vahşet, katliam ve zulümlerini destekledi ve büyük günahlara ortak oldu.

ABD de bu ve buna benzer sebeplerden dolayı gittikçe güç ve itibar kaybediyor. Uzakdoğu da birden fazla gelişme odakları ortaya çıktı. Yâni ABD nin tatlı rüyası artık bitiyor. Globalleşme dalgasını arkasına alarak, dünyanın yegâne hâkimi olacağını zanneden ABD, bir gün gelecek sıradan bir ülke gibi kabuğuna çekilecek. Ortadoğu da ve Asya sınırlarında donkişotluk yapma hayalleri son bulacak.

Çünkü içinde yetiştiği saksının toprağı kısırlaşmaya kurumaya başladı. İsrail in akibeti de ABD ye bağlı olduğu için hüsranla noktalanacak.

Milletçe birlik ve beraberlik içerisinde bulunduğumuz taktirde Allah ın yardımıyla daha aydınlık yarınlara kavuşacağız. Birbirimizi sevelim. Problemlerimizi hoşgörü ile çözelim. Çünkü yüzümüz ak, alnımız açıktır. Çünkü biz bütün insanlığın saadet ve selâmete kavuşmasını istiyoruz.