AKP iktidarındaki Türkiye’nin; daha önce Irak’ı, Suriye’yi, Libya’yı mahvedenlere nasıl destek verdiğini herkes biliyor.
Bugün ne yapıyor bu iktidar?
Asya’daki komşu ve kardeş ülkeler bugün zalim Amerika ve İsrail’in pençesinde varlık yokluk mücadelesi veriyor.
Kadim kara gün dostumuz, kardeşimiz Afganistan bize dargındır. Çünkü bu AKP iktidarı onların ülkelerini ve insanlarını mahveden Amerika ile beraber hareket etmiş, zalimleri korumuş kollamıştır. Afgan kardeşlerimiz zafer kazanıp ülkelerindeki işgalci zalimleri kovalarken Türkiye’yi hariç tutmamışlardır. Bize küskün ve dargın olan Afgan kardeşlerimiz, bugün kendi enkaz haline getirilen ülkelerine rağmen, saldırı altındaki İran’a, savaşçı asker dâhil her türlü yardımı yapacağını açıklamıştır.
İran, alçakça suikastlar, şeytanca çocuk katliamları ve kalleşçe saldırılarla uğraşıyor iken, bu iktidar, askeri güç olarak şartlar müsait olmasa bile, insani, diplomatik ve moral olarak mazlum İran’ın yanında olması gerekirken, tam tersine faaliyetlerle düşmana destek veriyor. İsrail’in güdümünde olarak İran’a saldıran ve bütün kötülükleri, komşu ve kardeş ülke İran’a karşı, askeri ile, silahı ile ve kaba hayvani gücünü getirip, sapık bir kişinin emirleri ile saldıran Amerika’ya karşı suskun kalarak destek veriyor. Üstelik, Allah muhafaza buyursun, İran’ın yenilerek parçalanması halinde sıranın Türkiye’ye geleceğini bilerek bunu yapıyor.
Bunlar, “Amerika’ya gerekli tavizleri vermemesi dolayısıyla savaşa sebep olduğu” gibi çok can sıkıcı bir bahane ile suçlu taraf olarak İran’ı mesul tutuyor.
Topraklarından İran’a yapılan saldırılara izin veren ülkeleri değil de İran’ı saldırgan ilan ederek Amerika’ya destek veriyor.
Dünyanın, Amerikan ve İsrail saldırıları karşısında uyanmasını ve zulmü durdurmaları için Hürmüz Boğazı’nı kapatıp alarm zilleri çaldığı için komşu ve kardeş ülke İran’ı mesul tutarak asıl saldırganlara destek veriyor.
Saldırgan Amerika’nın; mazlum ve mağdur İran’a karşı NATO’yu kullanma niyetinde olduğunun anlaşılmasından sonra, NATO’yu Türkiye coğrafyasının her tarafında teşkilatlanmasını sağlamakla saldırganlara destek veriyor. Topraklarından geçişine izin verdiği petrolün saldırgan İsrail’e ulaşmasını sağlayarak destek veriyor.
Yine AKP iktidarındaki Türkiye’nin; İran’ın silah, mühimmat ve eğitim desteği vererek İsrail karşısında yok olmalarını engellediği Filistinli mücahitlerin, elindeki bu silahları almak için kurgulanmış sözde bir “Barış Konseyi” içinde başrol oynamaya hazırlandığının dünyanın gündemine getirildiği bu günlerde bu destekleri veriyor.
Bu durumda kardeş ve komşu İran devleti ve halkı bu kara günlerinde bırakın kendilerine destek sağlamayı, düşman tarafını koruyup kollamasından dolayı Türkiye’ye kırılmaz mı? Nitekim arabulucu olarak Türkiye yerine Pakistan’ı istemeleri bu kırgınlıklarının bir göstergesi sayılmaz mı?
Gelelim kadim dostumuz, kardeşimiz, her zaman Türkiye’ye destek olan, Türkiye’nin de kendilerine daima destek olduğu Pakistan’a.
Pakistan; saldırı altındaki komşu ve kardeşi İran’a her türlü desteği vermektedir. Amerika ve İsrail’in İran’a karşı nükleer silah kullanma imalarını ve tehditlerini dillendirdiklerinde açıkça ve mertçe demiştir ki:
“Şayet böyle bir çılgınlık yapmaya kalkışırsanız terörist İsrail’i atom bombası ile haritadan sileriz.”
Pakistan; Amerika ve İsrail’in savaş suçlusu olduklarını her vesile ile dillendirmekte, İsrail’in ortadan kaldırılması gereken bir terörist olduğunu açıkça ifade etmektedir. Arabulucu olarak taraflara ev sahipliği yapmış, İran’ın hayati şartlarını açıkça karşı tarafa bildirmiş, heyetin güvenliklerini karada ve havada sağlamıştır. Amerika’nın yeni bir haydutluk örneği olarak İran’a deniz ablukası uygulamaya kalktığında ise, en önemli desteğini verdiğini dünyaya duyurmuştur:
“Amerika İran’a deniz ablukası uygulamaya devam ederse, biz de komşu ve kardeş İran’a, ithalat ve ihracat güzergâhı olarak kullanması için, dünyaya en rahat şekilde karayolu ile ulaşabilmesi için, kendi topraklarımızdan altı adet koridor açarız. Bu koridorlardan en çok ticari münasebeti olan Çin ve Rusya dâhil Türk Cumhuriyetleri ve bölge ülkelerine en kolay ve kestirme şekilde ulaşım sağlayabilecektir.”
Böylece Amerika’nın İran’ı köşeye sıkıştırma amacıyla diline doladığı “deniz ablukası tehdidi” etkisiz hale gelecektir.
Kardeş ve kadim dost ülke Pakistan, İran için kendi toprakları üzerinde bu kadar fedakârlık yaparken, lazım gelirdi ki, AKP yönetimindeki Türkiye de buna mukabil çıkıp demesi gerekirdi ki; “Kardeş Pakistan madem bu fedakârlığı yapıyor, biz de bir zulüm olan bu manasız deniz ablukası devam ederse, komşumuz İran için topraklarımızdan Akdeniz’e bir koridor açarak dünyaya ulaşımını sağlarız.” AKP iktidarındaki Türkiye’den kardeş Pakistan’ın elini rahatlatacak böyle bir çıkış duyulmadığı gibi, tam aksine Amerika ve İsrail’in İran’a karşı kullanılmak üzere silah dâhil, mühimmat, savaşta kullanılacak her türlü malzemelerin topraklarından transit geçişine izin veren belgeyi açıklayıverdi. Bir nevi, düşman için kendi topraklarından her yöne koridorlar açılmasına izin verdi.
Şimdi herkes tahmin edebilir ki, Pakistan umduğunun zıddına olan bu elim durumdan dolayı içten içe Türkiye’ye karşı gerginlik yaşamaktadır.
Son cümlemiz şu olsun:
AKP yönetimindeki Türkiye’nin, yapması gerekenin tam aksine olan icraatları sebebiyle, savaş bölgesindeki Afganistan darılmış, İran kırılmış, Pakistan ise gerilmiştir.
Böylece İslam Birliği kurulması arefesinde Türkiye, liderliğini elinden kaçırma durumu ile karşı karşıyadır.
İleride tarihin yazacakları ise Türkiye açısından hiç de iyi şeyler olmayacaktır.
YÜCE ALLAH’IM!
Elimizde bize verdiğin sancak,
Gönlümüzde ise yüksek bir gönder!
Sancağı çekmek istiyoruz ancak,
Bize feraset ve dirayet gönder!..