Affetmenin sınırı yoktur

Abone Ol

Affetme daima toplumda hep tartışılan bir konu olmuştur.

“Onu affetmem mümkün değil”, “bu sefer affetmeyi başaramayacağım”, “artık bu

konuda affedemem” gibi ifadelerle insanlar affetmeyi birbirlerine hep çok zor

gösteriyorlar. Oysa insanın nefsine ağır da gelse sanılanın aksine affetmek

öyle başarılması olağan üstü bir çaba gerektirmiyor. Kişi karşısındakini

affeder affetmez hemen ruhu huzura kavuşuyor ve adeta üzerindeki ağır zincirler

kırılıyor. İnsan hemen bir hafifleme hissediyor.

Rabbimiz bir ayetinde “... affetsinler ve hoşgörsünler.

Allah’ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz Allah, bağışlayandır,

esirgeyendir.” (Nur Suresi, 22) şeklinde buyurmaktadır.

Ayettende anladığımız gibi affetmek Allah’ın emri yani

farz. Bu bir kere çok önemli bir konu. Oysa başlarda da belirtiğim gibi Kuran

ahlakından uzak yaşayan bazı kimseler için affetmek son derece zordur. Yapılan

bir hata karşısında hemen öfkeye kapılırlar. Birbirlerine karşı kolaylıkla

kızgınlık duyabilir, hemen kinlenebilirler. Kendilerine ufacık bir zarar veren

birine karşı dahi hemen nefret duymaya başlayabilirler. Çok küçük nedenlerden

dolayı dostluğunu bitiren, en yakınım’ dediği dostuna bir anda düşman kesilen

birçok insan vardır. Bunun nedeni, Kur’an ahlakı yaşanmadığında, insanların

affedicilik gibi, sabır, sevgi ve üstün bir ahlak gerektiren özelliklerden uzak

bir yaşam sürmeleridir.

Oysa müminler çok sabırlı ve affedicidirler. Küçük

hatalardan ya da insani kusurlardan dolayı karşılarındaki kişiye kızgınlık

duyup bir anda onlarla olan ilişkilerini bitirmezler. Ona her defasında bir

fırsat daha verir, doğru olanı hatırlatır ve davranışlarını düzeltmesi için

yardımcı olurlar. Sevdikleri dostlarının eksiklerini ortaya çıkarıp onlara

kızgınlık ve kin duymak yerine, onların hatalarını, eksiklerini telafi etmeye

çalışır, Kuran ile öğüt vererek onlara destek olurlar. Gerçek sevgide, dostlar

arasında büyük bir anlayış ve hoşgörü hakim olur. Her sorun sevgi ve anlayışla,

huzur içinde çözülür.

Allah Kur’an’da insanlara affedici olmaları gerektiğini

şöyle öğütlemektedir:

Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara,

yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar,

affetsinler ve hoşgörsünler. Allah’ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz Allah,

bağışlayandır, esirgeyendir. (Nur Suresi, 22)

Allah’ın müminleri yükümlü kıldığı Kur’an ahlakında

affediciliğin sınırı yoktur. Nitekim Peygamberimiz (sav)’ın Hz. Vahşi’yi

affemesi bu konuda çok güzel bir örnektir. Hz Vahşi Peygamber Efendimizin çok

sevdiği amcası Hz. Hamza’yı şehit etmiş, çiğerini çıkartan bir kişidir. Tövbe

edip müslüman olunca Peygamberimiz kendisini hemen affetmiştir.

Rabbimiz Kur’an’da insanlara affedici olmada sınır

tanımamak gerektiği ile ilgili şöyle bildirmiştir:

... İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet

görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik

yapanları sever. (Maide Suresi, 13)

Yukarıdaki ayette müminlere, sürekli ihanet gördükleri

kişileri dahi affetmeleri emredilir. Bu inanca sahip olan bir kişi, bir insanın

hatası yüzünden büyük zararlara uğrasa bile, bu insanı kolaylıkla affedebilir.

Arkasından olumsuz konuşan, kendisine kötülük yapmaya çalışan veya maddi zarara

girmesine sebep olan bir insanı affederek, ahlakıyla onun için güzel bir örnek

olabilir, onu kendisi için yakın bir dosta dönüştürebilir. Nitekim önemli bir

hata yaptıktan sonra affedildiğini görmek, müminin ruhunda kendisini affeden

kişiye karşı büyük bir muhabbet ve bağlılık meydana getirir. Allah affediciliğin

gerçek sevginin oluşması için gereken özelliklerden biri olduğunu Kuran’da

şöyle bildirmektedir:

İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir

tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında

düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir. (Fussilet

Suresi, 34)