Af makamına…

Abone Ol

YİRMİ, otuz, kırk, elli... Hepimiz az denemeyecek bir ömrü yaşadık, yaşamaya da devam ediyoruz.

Çok önemli anlarımız oldu. Nişanımız, evliliğimiz, mezuniyetimiz, hastalığımız, yalnızlığımız, gönül kırgınlıklarımız, seçimler, kaybedişler, zaferler, savaşlar, haberler...

Çocukluğumuz, gençliğimiz, ihtiyarlığımız... Deli zamanlarımız da oldu veli zamanlarımız da. Çok hatalar ettik, çok eksiklerimiz oldu, belki birçok yanlış yaptık, yanlışlıkların içinde yer aldık…

Zaman oldu anne babamızı üzdük, zaman oldu Rabbimizi unuttuk, zaman oldu Rasulünün sünnetinden uzaklaştık. Göz göre göre “Dikkat” diye uyarılan yollara girdik. Bile bile şeytanın adamlarına uyduk. Uyarı levhalarını gördüğümüz halde caymadık günahımızdan, dönmedik yolumuzdan...

Bazen de bilmeden daldık bataklıklara. Hayatımızın her köşe başında bizi bekleyen şeytanı fark edemedik. Esiri olduğumuz nefsimize söz dinletemedik. Namazımızı geçirdik, dedikodu ettik, zinaya yaklaştık, dilimizi de elimizi de gönlümüzü de kirlettik. Faiz yedik, harama bulaştık, evladımıza zulmettik, eşimize sadakatsizlik ettik, haksız yere canlara kıydık, haksız yere gönüller yıktık…

Yanlış kararlar verdik, hatalı dönüşler yaptık, doğrunun ve haklının karşısında yer aldık. İsyan ettik, israf ettik, nankörlük ettik. Bize her türlü nimeti bahşedene yakışır bir kul olamadık. “Ümmetî ümmetî” diye ağlayan mübarek Peygamberimize ümmet olamadık…

Her ne yaşadıksa yaşadık ve bizim için çok önemli dediğimiz anları da günlerce gözyaşı dökmemize sebep olan günahlarımızı da üzerinden çok geçmeden unuttuk. Oysa ne çok uyarı gelmişti karşımıza. Yanlışlarımızı anlamamız için ne de çok ikaz edilmiştik…

Hasta olup günlerce acı çektiğimizde, en sevdiğimiz insana veda ettiğimizde, malımızdan bir miktar kaybettiğimizde, evlatlarımızla imtihan edildiğimizde, uykusuzlukla mücadele ettiğimizde, açlık ve susuzlukla terbiye edildiğimizde, yalnızlığın pençesine düştüğümüzde “Haydi kulum beni hatırla” demişti Rabbimiz bize. “Yaptığın yanlışları ve günahlarını hatırla. Benim sana sunduğum bu imtihan fırsatıyla tevbe et” demişti. Sonsuz cehennem ateşinde yanmamak için pişman olmamızı, tertemiz bir cennete gidebilmemiz için kendimizi temizlememizi istemişti.

Ama biz unuttuk. Her şeyle beraber belki de Rabbimizle aramıza mesafe koyan sebepleri de unuttuk. Büyük küçük günahlarımızı, yüreğimizin paslanmışlığını, koşturduğumuz hayatımızın tozları arasında kaybettik. Kalbimizin karalığını dünyanın karanlığı içine gizledik. Ve öylece yaşamaya devam ettik. Daha işlediğimiz günahlar için af dilemeden yeni yeni şeyler istedik. O bizi affetti mi bilinmez ama biz çoktan kendimizi affettik!...

Oysa şimdi, öyle güzel bir fırsat var ki önümüzde. Binlerce ay yaşamış ve her bir açık kapıyı kendi ellerimizle kapatmış olsak dahi, Nasuh tevbesiyle idrak edilmesi gereken aylardan daha hayırlı bir ay, gecelerden daha mübarek bir gece fırsatı bekliyor bizi.

O halde son günlerini yaşadığımız bu ayın her akşamı Kadir Gecesi olsun bize. Uzun ve sıcak günlerini yalnızca O’nun için oruçlu geçirdiğimiz gibi, gecelerimize de O’nun güzelliğini yansıtalım. Gerekirse her şeyi durduralım hayatımızda ve cehenneme sebep olabilecek ya da cennetteki mertebelerimizi düşürebilecek ne denli kara yanı varsa kalbimizin, O’nun için yanalım. Yanalım, eriyelim, gözyaşı dökelim. Aşındıralım af makamının kapılarını.

“Affetmezsen gitmeyiz” diyelim. “’Kulum’ demezsen gülemeyiz” diyelim. “Sımsıkı tutmazsan ellerimizi düşeriz” diyelim.

Bırakalım oğlumuzun işini, kızımızın düğününü. Bırakalım artık dünyalık istemeyi. Bırakalım kardeşlerimize buğz etmeyi. Kim kırmışsa bizi affedelim. Kim üzmüşse unutalım. Sadece kendi derdimize yanalım. Sadece günahımıza ağlayalım. Ağlayalım ki temizlensin içimiz. Bu dünyada hüzünlenelim ki neşelensin ahiretimiz...

Ya Rabb! Biz aciziz, biz eksiğiz…

Ya Rabb! Biz unutkanız, biz günahkârız…

Biz kendi hatalarımıza yanamayacak kadar dalmışız bu dünyanın dertlerine. Ama biliyoruz, Sen unutmazsın bizi. Biliyoruz Sen tutarsın ellerimizi.

Kim bilir kaçıncı kez bin aydan daha hayırlı olan kadir gecesini nasip ettin ömürlerimize. Meleklerin yeryüzüne inip duracağı, rahmet kapılarının sonuna kadar açık olacağı, affedilmemiş kimsenin kalmayacağı, isteği verilmemiş bir kul olmayacağı fırsat gecesi...

Sen bu gecede temizle bizi ya Rabbi. Yanlışlar yığarak, hatalar biriktirerek, Senin haram sınırlarını ihlal ederek, zina ederek, gıybet ederek, faiz yiyerek, gaflete dalarak, biri görse bir daha yüzüne bakamayacağımız bir eylemi Senin bizi gördüğünü bile bile işleyerek ve hepsinin üstüne hâlâ da unutarak ve kibirlenerek yaşadığımız ömürlerimizin kalanını Sen bereketli eyle. Katrana bulanmış kalplerimizi Sen ak eyle… Ve bizi ulaştır. Ramazan’ı hakkıyla yaşayıp bayrama ulaştır. Rahmetine, affına, cennetine ulaştır. Cennetler içinde cemaline ulaştır…