BİR çalışma için, Millî Gençlik Vakfı’nın efsane genel
başkanı Adnan Demirtürk’ün doğup büyüdüğü Trabzon’un Vakfıkebir ilçesindeydim.
Samsun, Ordu, Giresun sahil yolunu takip ederek Vakfıkebir’e ulaştım. Sahil
yolundan geçerken Karadeniz’i seyretmek insanı tefekküre davet ediyor. Yağışlı
ve fırtınalı havada, azgın dalgaların kabarıp köpükler saçarak kıyıya vurması
insanda ürperti meydana getiriyor.
Vakfıkebir; Hitit, Pers, Roma, Bizans, Trabzon İmparatorluğu
dönemlerine kadar uzanan önemli bir yerleşim yeri. Büyükliman ve Fol isimleri
ile de anılmış. Vakfıkebir, ismini Yavuz Sultan Selim’in annesi Gülbahar
Hatun’dan almış.
Yavuz, Trabzon valisi iken, annesi Gülbahar Hatun, oğlu
Şehzade Selim’i görmek için deniz yolu ile İstanbul’dan yola çıkar. Yolda büyük
bir fırtınaya tutulur. Tehlikeli ve korkulu anlar yaşar. Kurtulması halinde
karaya ayak basacağı toprakları Allah’a vakfetme adağında bulunur.
Büyükliman’da karaya çıkar ve burayı vakfeder. Vakfedenin padişah eşi olması
sebebiyle, bu tarihten sonra yörenin adı “Büyük Vakıf” anlamında Vakfıkebir
olarak anılmaya başlar.
Vakfıkebir, geniş bir araziye yayılmış bir ilçemiz. 1954
öncesine kadar, 6 nahiyesi, 9 beldesi, 135 köyü vardı. Bunlardan Tonya,
Beşikdüzü, Şalpazarı, Çarşıbaşı ilçe olduktan sonra; bugün Yalıköy isimli bir
beldesi, 34 köyü mevcut. Yüzölçümü 143 km.kare, nüfusu ise 32.800. Yağışlı ve
ılıman bir iklime sahip. Büyükliman adıyla anılan karayele kapalı bir koyu var.
Ekmeği ve tereyağı ile ünlü.
İYİ BİR İZLENİM BIRAKMIŞ
Vakfıkebir’de bulunduğum iki gün içinde Adnan Bey’le
irtibatı olmuş belki yüz kadar kişiyle yüz yüze görüştüm. Bir fâni için
imrenilecek bir etki bırakmış. Olumsuz söz eden bir Allah’ın kulu çıkmadı.
İlk olarak Adnan Bey’in Kemâliye Mahallesi Aile
Mezarlığı’nda bulunan mütevâzi kabrini ziyaret ettim. Yağışlı bir havada bazı
sure ve duaları okuduktan sonra, devamını kardeşi Ali Demirtürk’ün evinde
tamamladık. Mezar taşında “Aşk ile geldik, kemâl ile gittik, şehâdet bir
çağrıdır, bütün çağlara ve nesillere” ibaresi yazılı.
Adnan Bey’in kardeşi Ali Bey Trabzon Belediyesi’nde
çalışıyor. Adnan Bey’in iki yaş küçüğü. Sîma, üslup ve bazı tavırlarıyla Adnan
Bey’i hatırlatıyor. Hatta, bazan Adnan Bey’le birlikte olduğumuz hissine
kapıldım. Ali Bey, ağabeyi gibi hareketli, hoş sohbet, tabii ve esprili bir
insan. Orada, kendimi evimde gibi hissettim.
Akşam, Adnan Bey’le birlikte gençlik çalışmaları yapmış olan
yakın dostu Köksal Kasımay Hoca’ya misafir oldum. Adnan Bey’le çalışırken İmam
Hatip Lisesi öğrencisi imiş. Şimdi, Soğuksu köyünün hocası. Köy, bahçeler içine
yapılmış evlerden oluşan geniş bir alanı kapsıyor. Vakfıkebir’e 6 km. mesafede. Camisinin
bahçe düzenlemesi çok güzel. Cuma günleri dışında cemaati yok. O yüzden, Köksal
Hoca bir Kur’an kursunda da hizmet veriyor. Hâfız bir hocamız.
Köksal Hoca, Adnan Bey’i şöyle anlatıyor: “İmam Hatip’te
okurken babam Almanya’da idi. Arabam da vardı. Okumakta gözüm yoktu. Adnan
Ağabey beni okulu ve okumayı sevdirdi. Derslerimizi takip ederdi. Ona karşı
mahçup olmamak için çalışırdık. Bize, okulun en iyi ve en örnek öğrencisi
olmayı, en iyi üniversitelerde okumayı öğütlerdi. Malıyla, canıyla cihat etti,
pek çok genç yetiştirdi.”
BU İMAN VE AZİM DEVAM ETMELİ
Vakfıkebir’de bulunduğum süre içinde bir öğle namazını
Merkez Yeni Cami’de kıldım. Ali Uçar, caminin hocası. Adnan Bey’le dostluğu
olmuş. Tok bir sese, güzel bir kıraate sahip.
Cami cemaatle doldu. Fakat, yüzde 95’i 50 yaşın üstünde.
Lise ve üniversite gençliği yok. Anladım ki, Adnan Bey sonrası gençlik
çalışmalarında biraz ihmalkârlık olmuş.
Millî Gençlik Vakfı Vakfıkebir Başkanı iken, Adnan Bey’in
yönetiminde yer almış Mahmut Sayın şunları anlattı: “Adnan Bey’in göreve
başladığı günlerde benim evimde, öğrenci ve diğer gençlerimizle 125 kişinin
katıldığı bir toplantı yaptık. Evin bütün odaları gençlerle doldu. Gece 2.30’a
kadar o gençlerden okul ve sınıf temsilcilerini oluşturduk. Eğitime büyük önem
verir, kadrolarını yetiştirirdi. Adnan Bey’le sahabeyi örnek alan bir dönem
yaşadık. İslâmî görevlerimizi hakkıyla yerine getirmeye çalışırdık.”
Bir gecede bütün okullardaki gençlik çalışmalarının startını
veren Adnan Demirtürk’ün bu iman ve azminin yeniden Vakfıkebir ve Türkiye’ye
yansıtılması gerekiyor.
Vakfıkebir’deki gözlemlerim sonucu, Adnan Demirtürk’ü
efsaneleştiren özelliklerin başlıcalarının şunlar olduğunu tesbit ettim:
1. Allah’a sarsılmaz iman ve tevekkülü.
2. Allah Rasülü’nün (s.a.v) yoluna sevdalı olması.
3. Bütün problemlerin çözümünün yalnız İslâm’da olduğuna
inanarak “İslâm’ın hayranı değil, bağlısı olmalıyız” anlayışıyla çalışması,
davasına tam inanması.
4. Liderine sadakati. Yakın dostlarının yanında, “Türkiye ve
dünya mazlumlarının Erbakan’a ihtiyacı var. Allah benim ömrümden alıp ona
versin, beni Erbakan’ın vefatını göstermesin” dediği anlatılıyor.
5. Eğitime büyük önem vermesi. İnsanları karşılarken
kollarını sonuna kadar açarak güler yüzle karşılaması ve samimiyetle
kucaklaması. Yalnız bu özelliği bile, gençlerle onun arasında bir mıknatıslanma
meydana gelmesine yol açmış.
6. Çalışmalarını hiçbir dünyalık makam, mevki, para, mal
edinme düşüncesi gözetmeden yapması.
7. Yetiştirdiği kadrolara aşk derecesinde bağlı olması.
8. “İman tekeden süt çıkarır” inancıyla, hiçbir imkanın
olmadığı zamanlarda bile büyük eserlere imza atması.
Adnan Demirtürk’ü anlatmak yetmez. Onu anlamak, onun gibi
İslâm’ı yaşamak ve Allah’ın davası uğrunda samimiyetle çalışmak gerekir.