Adnan Demirtürk Ve Teşkilâtçılığı

Abone Ol

Bismillâhirrahmanirrahîm;

MİLLÎ Gençlik Vakfı’nın (MGV) efsanevî genel başkanı Adnan Demirtürk’ün vefatının üzerinden 24 yıl geçti. 28 Şubat postmodern darbe ve baskı döneminin en fazla hissedildiği 6 Temmuz 1997 ile 15 Mayıs 1999 tarihleri arasında 20 ay genel başkanlık yaptı. Feraset, bilgi, plan, disiplin ve kararlılık anlayışıyla Millî Gençlik kadrolarının dimdik ayakta kalmasını sağladı. O dönemde diğer sivil toplum kuruluşları kabuklarına çekilmişti.

Adnan Demirtürk’ün en güçlü yönü Erbakan Hoca’dan öğrendiği “teşkilâtçılığı”ydı. Millî Görüş hareketine katılması öncesi de gençlik çalışmalarına ilgi duyuyordu. Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni okumak için Ankara’ya gelmişti. Erbakan Hoca’nın mücadelesinden haberdardı. Erbakan’ı sıkıştırmak için bazı arkadaşlarıyla bir konferansına gitmişlerdi. O kadar etkilendi ki, “Erbakan konuşurken, bir ayağımı diğer ayağımın üzerine koyamadım” der.

Tanıdıktan sonra Erbakan Hoca’yı “lider” kabul etti. Millî Görüş davasına teslim oldu. Kendini davasına adadı. Son nefesine kadar bu uğurda çalıştı. Davasının “temel esasları”nı her şeyin önünde tuttu.

Okulunu bitirdikten sonra, çevresi onun sınavlara girerek kaymakam olmasını istiyordu. Bazı firmalardan cazip yöneticilik teklifleri de almıştı. O ise bu görevler sebebiyle davama yeteri kadar hizmet edemem, gerekçesiyle kaymakamlık veya yöneticilik istemedi. Gençlere karşı sorumluluğunu düşündü. Vakfıkebir’de Selâm Muhasebe Bürosu’nu açtı. Hem geçimini sağladı hem de ilçesinin gençlerini yetiştirmeye girişti.

TEMEL ESASLARA UYDU

ADNAN Demirtürk’e Millî Görüş çalışmalarında 10 önemli görev verildi. Hepsini yüz aklığıyla en güzel şekilde yürüttü. Planlı ve disiplinli çalıştı. Erbakan Hoca’nın öğrettiği davasının “temel esasları”na sıkıca bağlıydı. Çalışma arkadaşlarını gönülden sevdi; güçlü iletişim dili oluşturdu.

Vakfıkebir’de RP İlçe Başkanlığı, MGV İlçe Başkanlığı, Belediye Başkanı adaylığı; Trabzon’da RP Merkez İlçe Karargâh Başkanlığı, İl Karargâh Başkanlığı, İl Seçim İşleri Başkanlığı, Milletvekili adaylığı; Ankara’da iki kere Genel Merkez Karargâh Başkanlığı, Millî Gençlik Vakfı Genel Başkanlığı görevlerinde bulundu. MGV Genel Başkanlığı son görevi oldu. Görevlerinin tamamını üstün bir görev şuuruyla yaptı.

Yerel seçimlerde Trabzon’da yaptığı çalışmalarla RP’li belediye başkan adayının rahat seçilmesini sağladı. O dönem milletvekili seçilme yaşı 30’du. 1995 milletvekili seçimlerinde 30 yaşını yeni doldurmuştu. Arkadaşları onu da “milletvekili aday adayı” gösterdiler. Karlı bir kış günü bir köye seçim çalışmasına gitmişlerdi. O gece radyodan milletvekili adayları ilan edildi. 8 milletvekili çıkaran Trabzon’da 8. sıra adayıydı. Bunu öğrenince bir kenara çekilerek şöyle dua etti:

 “-Sana şükürler olsun, Ya Rabbi! Milletvekili seçilirsem insanların işini takip etmekten davamı anlatma fırsatı bulamazdım. Şimdi davama daha güzel hizmet edebileceğim.”

Hep kardeşleri için yaşadı. Son sırada olmasına rağmen, ilk sırada olmaktan daha fazla seçim çalışmalarına sarıldı. Planlı ve disiplinli çalıştı. En güzel sonucu almak için elinden geleni yaptı.

ERBAKAN’I ÖRNEK ALDI

ADNAN Başkan, asıl iz bırakan çalışmayı MGV Genel Başkanı olarak yaptı. Prensip insanıydı. Bir çalışmadan en güzel sonuç alabilmek için bilgi ve araştırmaya büyük önem verdi. Her görevin bir sahibi olduğunu söyler; vazife adamını, hemen işe girişen, gözümüzü arkada bırakmayan insan olarak tanımlardı.

Çalışmaların “artık zaman, artık insan” yöntemiyle değil; “aktif insan, aktif zaman” anlayışıyla yürümesini söylerdi. Görev verilen insanın şu sözlerle karşılık vermesini isterdi: “Baş üstüne! Emredersiniz! Derhal! Hemen!”

Yakın çalışma arkadaşlarından Yılmaz Bölükbaşı, Adnan Başkan’ın çalışma disiplinini, ahlâkını, kadro yetiştirme ciddiyetini şöyle anlattı: “Yetenekli gençleri seçer; onlarla yakından ilgilenirdi. Erbakan’ı örnek aldı. Fikirlerini hücrelerine kadar sindirmişti. Ses tonu, duruşu, elini beline koyarak konuşmasıyla adeta Erbakan’ı yaşıyordu. O da insandı. Bunaldığında insanî özellikleri yansırdı.”

Sayın Bölükbaşı, Demirtürk’ün teşkilât anlayışı konusunda, “İşin ciddiyeti için kabullerde ‘randevu sistemi’ni benimsediğini” ifade etti: “Her konunun herkesle konuşulmayacağını bilirdi. Teşkilât konularını ilgilisiyle konuşurdu. Teşkilât içi konuların dışa yansıtılmasına izin vermezdi.”

Kadrolarına, zorluğu gösterip korkutmak yerine; kolaylığı gösterip rehberlik ederdi. Olumsuz şeyleri sayıp dökerek karamsar bir tablo çizmeyi uygun görmez; aksiyon ve hamleleri konuşarak güven ve cesaret verirdi.

Trafik kazasıyla aramızdan ayrılan Adnan Demirtürk’le yakın çalışma arkadaşları Ahmet Zahit Turan ve Talha Özcan Eyüboğlu’nu vefat yıl dönümlerinde rahmetle, özlemle anıyorum. Mekânları cennet olsun!