Adil Ekonomik Düzeni kuracağız

Abone Ol

`İlkel topluluklarda insanlar aile içinde doğarlardı ve tek dayanakları kardeşlikti. Amca çocukları ile beraber güç oluşturur ve kendilerini öyle korurlardı. Biraz kalabalıklaşınca bu sefer kardeşler arasında kavga başlardı. / Kardeşlik ve soy duygusunun yerini “adil topluluk” almalıdır. İyi insanlar bir araya gelerek “Adil Düzen” kurmalıdırlar. Bu bir araya gelme önce aşirette başlar. Sonra hicret ederler ve bucağı kurarlar, orada “Adil Düzen” oluşur, sorunlar çözülür. Düzende kardeşlik vardır. Soy kardeşliği düzendeki kardeşlikten sonra gelecektir... İnsanlar ayrı ayrı topluluklar hâlinde yaşayacaklar, aşiret, kabile ve kavim olacaklar ama bu “soy” anlayışına göre değil “sistem/düzen” anlayışına göre olmalıdır, adil bir düzen kurmak ve korumak amaçlı olmalıdır. / On aile “Adil Düzen”i yaşamada kuracaktır. / Kabile bin aile içinde çalışmada düzeni kuracaktır. / Yüz bin aile bir il oluşturup orada iç güvenliği sağlamalıdır. / On milyon aile de devlet kurup dış savunmayı yapmalıdır. Bu birlik ancak dil ile kurulur. O halde ocağın, bucağın, ilin ve ülkenin ortak dili olacaktır, ortak adları olacaktır. Herkes müslim olacak yani barışçı olacak ama bunlar ayrı topluluklar hâlinde yaşayacaklardır. Soy kardeşliğinin yerini düzen kardeşliği, din kardeşliği alacaktır. Bu düzen kendilerinin içtihat ve icmaları ile oluşan düzendir, merkezin dayandığı düzen değildir. Kendi iç yönetimlerinde bağımsız olmak başkadır, birlik içinde ayrılık yapmak başkadır.’ (s.11)

`İhtiyaçların bir kısmı zaruridir. İnsan karnını doyurmak, giyinmek ve bir evde oturmak durumundadır. Bazı mallar ise ihtiyacı karşıladıkları gibi yarışı da içermektedir. / Pahalı mallar vardır. Lüks mallar vardır. Villalar vardır. İnsanlar bunları elde etmek için yarışırlar. Dolayısıyla boş zamanları olmaz. / İnsanları işçileştirip herkesi eşit yaşama statüsüne getirirseniz boş zamanları değerlendiremezsiniz. Ama insanı ihtiyacı olan mallara değil de arzulu olduğu mallara doğru koşturursanız, herkes başkalarının elde edemediği malları elde etmeye uğraşır. Dolaysıyla insan o zaman az olan ve zor elde edilen malların peşinde koşacak, işsizlik diye bir şey olmayacaktır. İktisatçılar bunu ‘sonsuz istek’ olarak adlandırırlar. Yarış da bir ihtiyaçtır. Dolayısıyla rıza da ihtiyaçla paraleldir. / Ekonomide “sonsuz istek” ve “tercih” ana kavramlardır; “rıza” ve “hubbetme” ise Kur’an’ın ifadeleridir. Kapitalistler ekonomiyi bu iki kavrama dayandırırlar. / Taraflar birer hakem seçerler, hakemler de bir başhakem seçer. Onların yani hakemlerin verdiği karara herkes gönül rızası ile uyar. / Hakem karalarına uymayan olursa, o zaman müminler devreye girer ve karara uymaları için cihad yaparlar. Mümin demek nefsini dahi güvenlik için feda eden kimse demektir; anne babasını ve kardeşlerini ise öncelikle feda edecektir. / Yargı ve O’nun yolunda cihad birbirini tamamlayan kavramlardır. / Yalnız yargı bir şey ifade etmez, yalnız cihad da bir şey ifade etmez.’ (s.13)

‘AK Parti aklınca bu düzende yani “zalim düzen”de 2023’e hazırlanıyor; 2053’e hazırlanıyor, 2071’e hazırlanıyor!.. / “Adil Düzen”i, “Adil Ekonomik Düzen”i kim kabul ederse gelecek yıllar onundur. Ondan önceki günler, yıllar ve dönemler ise terabbus dönemleridir. / Allah kendi düzenini kurmuş ve bu düzen sürüp gidecektir. Aradaki ayrılmalar da O’nun emriyle olmaktadır. Ayrılma olsun diye insanları kendi iradelerine bırakmıştır. “Adil Düzen”in gelmesi O’nun emridir. Allah nurunu tamamlayacaktır ve o nur “Adil Düzen”dir. / Kur’an geçmiş kavimleri ve peygamberleri anlatır ve her kıssayı peygamberlerin zaferi ile bitirir. Öldürülen peygamberler olmuştur ama mağlup edilen bir peygambere rastlayamazsınız. Bugün de onların yani peygamberlerin vârisleri olan “Adil Düzen âlimleri” galip geleceklerdir. Bediüzzaman Risale-i Nurları yazarken herkes küçümsemiş ama o inançla şunu savunmuştu; 300 sene sonra Risale-i Nurların her tarafa hâkim olduğunu görüyorum demişti. 300 değil, 100 seneye varmadan dünyada hâkim olmaya başladı. / Evet, mümin bir cemaat oluşacaktır. Bunların içinde peygamber olmayacak, mehdi de olmayacak. Bunlar mümin cemaat olacak. Kur’an’ın dediklerini anlayacaklar ve birlikte peygamberlerin o zaman yaptıklarını bu zamanda yapacaklar. Emri ile Allah gelecek, direnenleri helâk edecek ve yeni nesille nurunu tamamlayacaktır. / Bunları biz söylemiyoruz, O’nun kitabı söylüyor...’ (s.14)

`Şeriat kurallarına uyma ittikadır, uymama fısktır. Fesad var, fısk vardır. Fısk, kendisine yapılan kötülüktür. Fesad ise başkalarını, topluluğu bozmadır… / Bugün Türkiye’de fısk, rüşvet, yolsuzluk, vergi kaçırma, hileli mal imal etme var mıdır .. / Bunlar fısk değil midir, bunları yapanlar fasık değil midir / O halde, AK Parti bunların izalesi için hiçbirisi üzerinde cihad yapmadığına göre; nasıl oluyor da 2023, 2053 ve 2071 hayallerini kuruyor !. / Kur’an; ‘Allah fasık kavma, şeriata uymayan kavma hidayet etmez’ diyor. / Allah bize yardım edecek ve kısa zaman sonra “Adil Düzen”i, “Adil Ekonomik Düzen”i kuracağız ve bütün bu fısklara son vereceğiz, inşaallah. Kimimiz ömür olarak bunlara yetişmeyebilir ama bunların olacağından asla tereddüdümüz yoktur.’ (s.15)