Adil Düzen’i kavradığınızda Allah iktidar eder

Abone Ol

Önceki yani dünkü yazımın sonunda yazdığım ve orada kaldığım yerden devam etmem gerekiyor. Nedeni o satırlarda: “PAZAR YAZISI niyetine, genel olarak yaptığım üzere, bu Pazar günü de günlük ve haftalık KUR’AN VE İLİM merkezli seminer notlarımızdan iktibaslar aktaracaktım… / KUDÜS merkezli bir yazı yazmak durumunda kaldığıma göre; özellikle son dört yıldır İSRA ve KEHF Sureleri merkezli KUR’AN VE İLİM haftalık çalışmalarımızın da KUDÜS başta olmak üzere, Yahudiler, İsrail oğulları ve İsrail merkezli olduğunu hatırlatmalıyım…” Evet, bugün yazacaklarım geçen haftaki çalışmamızdan…

Kehf Suresi çalışmamızın sonuna geldik, gelecek hafta bitiyor ve sona yaklaşınca yoğunluk oldu, geçen hafta yazdıklarımız tam 18 sayfa tuttu. Önce 3’üncü sayfadan bir bölüm:

“… Ayette anlatılanlar günümüzdeki gizli istihbarat ile mafyadır. Sermaye nizami orduları kontrol altına alabilmek için değişik silahlar kullanmaktadır. / 1) İslamiyet’ten öğrendiği kıyas ve istihsan yolları ile müspet ilme sahip olmuştur. Bunu etki aracı olarak kullanmaktadır. Geliştirdiği teknoloji ile dünyadan ham madde almış, Avrupalıları ırgat olarak kullanmış ve bu sayede tüm dünyaya hâkim olmuştur. 2) İkinci kullandığı silah ise keşfettiği karşılıksız paradır, karşılıksız dolardır. Bir defa dünyaya onu para olarak kabul ettirmiş ve şimdi dünyayı onunla oynatmaktadır. 3) İcat ettiği üçüncü silah ise ekseriyet demokrasisidir. Seçim yaptırmakta, kimi desteklerse o birkaç fazla oy almakta, bu yolla dünyayı yönetmektedir. 4) Dördüncü olarak ve bu ayette işaret edilen silahı gizli örgütlerdir. Bunların bir kısmı legal gizli örgütlerdir. CIA, KGB ve MİT bunlardandır. Bunlara karşı oluşturulmuş mafya kuruluşları vardır. Bunlar senet mafyası, uyuşturucu mafyası, rüşvet mafyası ve silahlı mafyadır. İster legal olsun ister illegal olsun bu mafyaları Sermaye finanse etmektedir...” (s. 3).

“İnkılâbın kuralı şudur. İnkılâptan önce yapılan her kötülüğün kaynağı mevcut kötü ve zalim düzendir. Kişiler kötü değildir. Kötü olan düzendir. Kötü düzende yaşamak için kötü olmaya gerek yoktur. Dolayısıyla inkılâptan sonra kimse inkılâptan öncesi ile cezalandırılmaz, mesul tutulamaz. Mafyaya vereceğimiz ceza geçmişte yaptıkları için değildir, inkılâptan sonra direnmemeleri, teslim olmaları içindir. Yani inkılâp yapacak olanlar iktidar olduktan sonra genel af ilan eder, o tarihten önceki bütün suçlar affedilmiş olur. Ondan sonra suç işlemeye devam ederlerse, lojmanlı işyeri apartmanlarına davet edildikten sonra gelmezlerse ve şayet fitneye devam ederlerse onlar cezalandırılır (tenkil edilir)... / Demokrat Parti bunu yapmadı, AK Parti bunu yapmadı. / Adil Düzen iktidarları bunları yapacaktır. / Sonuç olarak, mafyanın kökü kazınacak, gizli istihbarat lağvedilecek, açık istihbarata çevrilecek. Yeni düzeni kavramak isteyenler, arkadaşlarımızla beraber çalışarak hazırladığımız İslâm Devlet ve Dünya Düzeni, Alternatif Faizsiz Banka / Selem ve Kredileşme, Genel Hizmetler, Adil Düzen’e Göre İnsanlık Anayasası kitaplarımızı ve ilgili diğer kitaplarımızı mutlaka okumalıdırlar. Adil Düzen’i kavradığınız zaman Allah sizi iktidar eder veya sizin hazırlayacağınız düzeni sizden öğrenir ve uygularlar...” (s. 6).

“Kur’an insanlara adaleti ve ihsanı emretmektedir ama bunlardan evvel imanı şart koşmaktadır. İman güvenlik demektir. Kur’an düzeninde sokakta yürüyen adam korkmadan yürüyecektir. ‘Bana kimse dokunamaz’ diyecek, ‘çünkü devlet var’ diyecek, ‘devlet bana dokunanın canına okuyacak’ diyecek, kendisini güven içinde hissedecektir. ‘Kötülük yapmamam gerek; ben burada bir ters adım atarsam devleti yanımda bulurum, devlet beni anında cezalandırır’ diyecek. Kur’an’a göre bu sebepledir ki zalimlere merhamet ancak tövbe ederlerse yapılır. Tövbe etmeyenler acımadan cezalandırılır. / Bu ayete göre Adil Düzen iktidar olunca eşkıyalığın sonu gelecektir. Devlet görevlilerinin de halka zulmü sona erecektir. Hakemlerden oluşan yargı kararları hâkim olacaktır. Buna karşı çıkanlar kısa zamanda muhakeme edilip asılacaklardır. / Evet, tüm ilahi kitapların manası adalet ve ihsandır ama ondan önce güven şarttır. Güven tehlikeye girince adalete de, ihsana da yer verilmez. Sıkıyönetim budur...” (s. 8).