Adil Düzen ve Adil Düzen Anayasası hayırlıdır

Abone Ol

“Ordular ekonomi açısından topluluğa yük olmamalıdır. Bir taraftan savaş yaparken diğer taraftan birlikte üretim yapacaklardır. İki çeşit üretim vardır. Biri halkın serbest üretimidir, hukuk düzeni içinde üretimdir. Diğeri de askeri düzen içinde üretimdir. / Ordu barışta askeri düzende üretim yapacaktır. Böylece askeri eğitim görmüş olacak, diğer taraftan hukuk düzeninde üretilemeyen mallar askeri düzende üretilecektir. Mallarla ve canlarla cihad yapılacaktır. Askerlere bütçeden pay ayrılacaktır. Askeri bütçe sivil bütçeden farklı olacaktır. / Askeri bütçenin kaynağını dört türde topluyoruz; sivil bütçenin beşte biri, askerlik bedelleri, gümrükler ve öz üretim. / İşte, mallarla cihad maddi pay ayırmaktır. Diğer taraftan herkes askeri hizmet yaparken emeğini koyacak, bu da cihadın aracı olacaktır. Askeri eğitim savaş dışı cihaddır. / Yani Allah bir taraftan düşmanla savaşı emretmekte, bir taraftan da barışta askeri görevi yapmayı emretmektedir. Askerlik bir cihad ocağı olacaktır. Savaşın eğitimini alma yanında birlikte üretme tekniğini de öğrenmiş olacağız. Bir de ülkenin her tarafında bir araya gelerek ortak dili ve kültürü oluşturacağız. / Dikkat edilirse biz Kur’an’ın âyetlerini kendi varsayımları içinde yorumluyoruz. Kur’an baştan sonuna kadar bizi bir yere götürmektedir. Bugünkü uygulamaları anlatmakta, onların fıkhını ortaya koymaktadır.

Savaş başladığı zaman insanlar nefisleri ile savaşa katılırlar, bir de malları ile katılırlar. Bir şirket oluşturulur; savaş şirketi. Şirkete malları ile katılanlar ve canları ile katılanlar belirlenir. Yani kişi olarak her biri de mal getirir. Mallar ayrı hesaba, canlar ayrı hesaba konur. Savaş bittikten sonra elde ne kalmışsa, ne ganimet edinilmişe, herkes payını alır. Yarısı malı ile katılanların payı olur, diğer yarısı da kişilerin yani canı ile katılanların payı olur. Sermaye sahipleri koydukları sermaye nisbetinde bölüşürler, kişiler de eşit olarak paylaşırlar, general de er de aynı payı alır.

“Cihad” çaba demektir. / Amel-i salihat, hukuk düzeninde yapılan çalışmalardır. / Cihad, askeri düzende yapılan çalışmalardır. / Hukuk düzeninde herkes kendi içtihadı ile istediği işi kendisi seçer ve yapar, kimse kimseye emretmez, kimsenin emrinde olunmaz. Askeri düzende ise emir-komuta zinciri içinde herkes aldığı emre göre hareket eder. / Bazı işlerin askeri düzen içinde yapılması gerekir. Bunu da nöbetliler nöbetleri esnasında yaparlar. Ocakta, bucakta, ilde ve ülkede nöbetliler vardır. Bu tür işler onlar tarafından yapılır. Halk isterse nöbetli isterse bedelli olur. Nöbetlilerin üstünlükleri vardır. Herkes kendi üstünü kendisi seçer. Seçtikten sonra ona itaat eder. İşte bu cihaddır. Çünkü burada sıkıntılı bir çaba vardır ama sevabı da o kadar yüksektir.

Özel mülkiyete konu olan işler vardır. Bunlar arz ve talep kanunları ile yürütülür. Bazı işler vardır ki onlar arz ve talep kanunları ile yürütülmez. Bunlar vergi şeklinde ortaya konur, onlarla yollar yapılır, herkes bu yollardan gelip geçer. Yahut onlar halka karşılıksız bölüştürülür. Çalışanlara çalışma kredisi verilir. Ücretleri dışında ham madde kredisi verilir. İstedikleri işverenin yanında çalışırlar, ücretlerini alırlar, işverenler borçlanır. Kalanlar ise verdikleri hizmet nisbetinde hizmetlilere dağıtılır. / Biz bunun yanında kıyas yoluyla bir sistem geliştiriyoruz. Mesela, su bölüşülecektir. Herkesin bir hakkı vardır. Ne var ki suyun elde edilmesi ve dağıtılması da emek ister. O takdirde suyun yarısını herkese bedava dağıtıyoruz, yarısını da ortak harcama yapanlara veriyoruz. Suyu maliyetin iki misli fiyatla satıyoruz. Onunla üretim yapıyoruz. Diğer yarısını da tüm halka eşit olarak bölüştürüyoruz. Bu paylar serbest piyasada arz ve talep kanunları ile bölüşülmektedir. Demek ki askerlik yaparak canlarımızla katılıyoruz ve varlıkları olanlar iki misli ödeme yapmak suretiyle malları ile katılmış oluyorlar. / Böyle bir organizasyon bizim için hayırlıdır. Böylece dayanışma içinde oluruz, böylece güven içinde oluruz, böylece refah içinde oluruz, böylece huzur içinde oluruz. / Nöbetli veya bedelli olma kişilerin tercihine bırakılmıştır. Nöbetlilere öyle yararlar sağlanmıştır ki insanlar nöbetli olmayı tercih etsinler. Fakir veya zengin olmanın dengesizliği bozmaması için nöbetliler de isterlerse cizyelerini çalışarak öderler. / Fıkhın hükümlerine dayanarak oluşturduğumuz “Adil Düzene Göre İnsanlık Anayasası” Kur’an tarafından bir bir teyit ediliyor. Bu da gerek sünnetin gerekse icmaların ne derece Kur’an’a uygun olduğunu göstermektedir. / Kervansaraylar askeri amaçlarla tesis edilmişti ama barış zamanında halk yararlanıyordu. O halde cihad kuruluşları barışta topluluğa refah ve saadet getirecektir. Savaş zamanında da savaşın kazanılmasına araç olacaktır. Bu da düşmanları caydıracak ve savaşı önleyecektir. / Evet, sosyoloji ve ekonomi ilimleri göstermektedir ki; “Adil Düzen” ve “Adil Düzene Göre İnsanlık Anayasası”nda zikredilenler bizim için hayırlıdır. Biz fıkıhtan ve Kur’an’dan istidlâl ederek bu siyasi fıkhı ortaya koyduk ama bu aynı zamanda bugünkü ilimlerle de onaylanmaktadır. Kur’an ilmin dışında bir şey söylemez, sadece ilme yardımcı olur, nerde oluştuğunu söyler. Oraya vardığınızda onu orada bulusunuz, bilirsiniz.” (743. hafta SEMİNER çalışmamızdan.)

REŞAT NURİ EROL