Adil Düzen; Millî Restorasyon, Yeni Bir Düzen – 1

Abone Ol

“Adil Düzen: millî restorasyon ve yeni bir düzen ihtiyacı” başlıklı bir yazı…

Biz “Adil Düzen ve “Erbakan’ın mirasçıları” yazısı” (14 yazı) ve “Türkiye ya da Anadolu Endülüs’e benziyor mu?” (4 yazı) başlıklı yazılarımızı yazıyorken, yukarıdaki başlık altında bir yazı yazılıp yayımlanmış…

Yazılarımızın yayını hitamında bu yazı bize ulaştırıldı…

Yazı iki yönden dikkatimizi celbetti…

1) Önce başlığı: Adil Düzen: millî restorasyon ve yeni bir düzen ihtiyacı.

2) “Ve tilke’l-eyyâmu nudâviluhâ beyne’n-nâs…” (Âli İmrân 140) ayetinin yazının en başından itibaren hatırlatılması ki; bu 19.06.2018 tarihindeki köşe yazımızın da başlığıdır.

O yazımızın en başında yazdıklarımızı hatırlayarak başlayalım…

“Ramazan gelip geçti, bayramını da gerçekleştirdik ve iki bayram arasına geldik…

Bayramlar arası yani iki bayram arasındaki dönem, “yıllık muhasebe ve planlama dönemidir”; hem kişisel muhasebe ve planlama hem de devlet seviyesine varıncaya kadar bütün kurum ve kuruluşlar için “muhasebe ve planlama” …

Nitekim Akevler Kooperatifleri kurucu ve yöneticileri ve de KURAN VE İLİM seminerleri müntesipleri de ya da ADİL DÜZEN çalışanları olarak bizler, her sene olduğu gibi bu sene de, mutat toplantımızı yaptık… Kadir Gecesi toplantısı niyetine toplandık… İki bayram arası yapılacak muhasebe ve planlama çalışmalarının startını verdik… İstanbul başta olmak üzere, birkaç şehirde hazırlıklar ve çalışmalar devam ediyor… Allah’tan niyazımız, bu niyet ve gayretlerimizi yani amellerimizi iki cihanda da bereketlendirmesi… Niyet hayır, akıbet hayır…

Verdiğim bu bilgiler ve bu özet, bu konudaki genel bilgilendirme olsun…

Genelden özele geçersek, hafta sonunda çok önemli bir seçim var…

İşte bu muhasebe ve planlama özelinde düşünüp oy verelim…

Çünkü sadece biz değil, gelecek nesiller de söz konusudur…

Hatta sadece Türkiye değil, bütün insanlık söz konusu…

Meseleyi bu boyutlarıyla kavramak gerekiyor…

Türkiye’nin bir görevi var, bunu her vesileyle hatırlatıyoruz; gelecek yılları, gelecek yüzyılları yani halen başlangıcını yaşamakta olduğumuz milenyumu ya da üçüncü binyılı düşünmek, planlamak, projesini yapmak ve uygulamak… Geçmiş 40-50 yılda Necmettin Erbakan Hocamız ile bunu yapmaya çalıştık ve belli bir seviyeye kadar da ulaştık, elhamdülillah… Bu yazının başından itibaren anlatmaya çalıştığım üzere, çalışmalar devam ediyor ve bu çalışmaları ‘uygulamalarla’ gelecek nesillere anlatıp devretmek konumundayız…

Madem milenyumdan yani başlangıcını yaşamakta olduğumuz üçüncü binyıldan söz ettim, konu ile ilgili olarak Âli İmrân Suresi, 140’ıncı Ayet’in sadece ortasını bir kere daha hatırlayalım ve devam edelim: “…ve tilke’l-eyyâmu nudâviluhâ beyne’n-nâs…”

“El-Eyyam” sadece günler değildir, milenyumdaki dönemlerdir…

“En-Nâs” da anlaşılacağı üzere bütün dünya insanlığıdır…

“Nudâviluhâ” ise dönemleri döndürüp durmadır…

Bugün yaşayanlar olarak anlamamız gereken şudur:

- Geçen milenyumun yarısı bizim, yarısı onlarındı…

- Onlar şimdi zirvede, bizler en diplerdeyiz…

- Şimdi biz yükseliyoruz, onlar çöküyor…

- İşte bunu anlayıp idrak etmeliyiz…

Meseleyi bu boyutlarıyla kavrayıp idrak edersek, millet olarak muhasebe ve planlamamızı da ona göre daha sağlıklı yapma seviyesine ulaşmış oluruz...

- Kısa vadede yani önümüzdeki seçimde oyumuzu ona göre kullanırız…

- Orta vadede yani iki bayram arasında yapılması gerekenleri yaparız…

- Uzun vadede de ülke ve millet olarak milenyum görevimizi yaparız…

- Daha ötesinin tek sahibi Allah’tır ve en doğrusunu sadece O bilir…” (Devamı var)