Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize âline ve sahabelerine olsun.
ÜMMET, insanları “din ve düzen” olarak İslam’a davet eden, marufu emreden münkeri meneden ve Allah’a inanan bir topluluk olmaktır. ALİ İMRAN 104: Sizden; hayra (İslam’a) çağıran, marufu (hakkı) emreden ve münkerden (batıldan) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır. ALİ İMRAN 110: ”Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz, marufu (hakkı) emreder, münkerden (batıldan) sakındırır ve Allah’a iman edersiniz…” İslam, disiplin ve ciddiyet dinidir ve dünya ve ahiret saadetini isteyen her insan için tek çaredir. İslam’dan başka çare de yoktur. ALİ İMRAN 85: “Kim, (din ve düzen olarak) İslâm’dan başka bir din ve düzen ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din ve düzen) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette kaybedenlerden olacaktır.” İslam’ın, din ve düzen olarak haram kıldığı ve batıl saydığı ne varsa, bunların hiçbirisinde insan ve toplum için bir hayır yoktur. Ümmet, Kur’an ve Sünnette tanımı yapılmış bütün kötülük ve batıllar ile mücadele etmek zorundadır. Bugün yeryüzünde “din ve düzen” olarak İslam yaşanmıyorsa, bunun sorumlusu Müslüman aydınlar, âlimler, hareket önderleridir. Çünkü bu aydınlar, âlimler, hareket önderleri, ırkçı emperyalizmin kurup dayattığı “yenidünya düzeni” ile mücadele etmek yerine, zalimlerin işini kolaylaştıracak anlamsız tepkiler ve eylemler ile meşguldürler. Müslümanların ve insanlık âleminin içinde bulunduğu bunalımdan kurtulması için yarım yamalak da olsa bir tek proje bile üretmemişlerdir.
TEŞKİLAT
Müslümanların, hakkı üstün tutan “adil bir düzen” ve “yeni bir saadet dünyası” kurmak için mücadele edecek bir teşkilatı kurmaları farzı ayın bir görevdir. SAF 4: “Şüphesiz Allah, kendi (Kur’an nizamı) yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina (bünyanünmersus) gibi saf bağlayarak (teşkilatlanarak) çarpışanları sever.” Müslümanlar, bu teşkilatı kurmadan ve bu teşkilatın maddi ve insan kaynaklarını teminde üzerlerine düşen görevleri yapmadan, Allah katında sorumluluktan kurtulamazlar. Türkiye’de Milli Görüş, bu ihtiyacı karşılamak, “adil bir düzen” ve “yeni bir saadet dünyası” kurmak için mücadele etmek üzere başlatılmış ve teşkilatlanmış bir harekettir. Bu bakımdan Milli Görüş ümmettir ve önde yürüyen bayrağı her zaman “Önce Ahlak ve Maneviyat” olmuştur. Milli Görüş, “manevi kalkınma ile birlikte maddi kalkınmayı” da zaruri görür. İktidara ortak olduğu dönemlerde bunun için “ağır sanayi hamlesi ile kalkınma seferberliği” başlatmıştır. Erbakan Hocamız, İslam âlemini ve bütün insanlığı kurtaracak maddi ve manevi kalkınma projelerini hazırlamış, ümmetin ve insanlığın hizmetine sunmuştur. D-8’i inşa etmiştir. “Adil Düzen” ve kurulacak olan “İslam Birliği” ile ilgili olarak bütün altyapı çalışmaları tamamlanmıştır. Bize düşen görev, bu çalışmaları hedefine taşımaktır.
GÖREVLERİMİZ
Milli Görüşçüler olarak bizler “adil” bir dünyada inandığımız gibi yaşamak istiyorsak, bunun gereklerini yerine getirmek zorundayız. Yeryüzünde bizimle birlikte kötülükleri örgütleyenler de yaşamaktadır. Kötülükleri örgütleyenler, yeryüzünde “hile rejimi” olsun ve “faizci zulüm düzeni” yürüsün diye mücadele ediyorlar. Milli Görüşçüler olarak bizler de “adil düzen” ve “yeni bir saadet dünyası” kurulsun diye mücadele ediyoruz. Yani “hak” hâkim olsun istiyoruz. Bir yerde “hakkın” hâkim olması için, bunu isteyenlerin şu dört görevi hakkını vererek yapması gerekir. Bu görevler şunlardır: 1. Tebliğ ve Davet: Eskiler buna telkin ve teklif demişlerdir. Tebliğ duyurmak ve işittirmektir. Davet ise çağırmaktır. Allah Teâlâ Peygamberimize emrediyor. ŞURA SURESİ 15: “İşte onun için sen (İslam’a) davet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların hevalarına (kanunlarına) uyma ve de ki: Ben Allah’ın indirdiği kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum…” Bu görevin kiminle yapılacağı da ayrıca emredilmiştir. HUD SURESİ 112: “O halde seninle beraber tövbe edenlerle (kadronla) birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol, Aşırı da gitmeyin…” Bizim metodumuz ikna metodudur. NAHL 125: “Sen, Rabbinin (İslam) yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et…” Bu görev, muhataplar ile birebir ilgilenmeyi gerektirir. Gidilecek ve anlatılacak. “Din ve düzen” olarak İslam, bir bütün olarak anlatılacak. İkna olanlar, teşkilata üye ve kadro olarak dâhil edilecektir. 2. Tanıtma: “Din ve düzen” olarak İslam’ın fert ve kitlelere yayın ve benzeri vasıtalarla tanıtılması önemli bir görevdir. İnsanlar tanımadığı bir şeye yönelmezler. Bu bakımdan tanıtma çalışmaları çok önemlidir. Gazete, televizyon, yayınlar gibi tanıtma mecralarımızı güçlü bir şekilde kullanmalıyız. 3. Eğitim: “Din ve düzen” olarak İslam bilinmeden yaşanmaz. İslam’ın temel itikat esaslarını ve uygulama yani adil düzen esaslarını öğrenmek ve yaşamak önemli bir görevdir. Okullar bu eğitimi vermiyor. Bu eğitimi bizim örgütlememiz gerekir. 4. İktidar desteği: En müessir güç siyasi güçtür. Toplumda “adil bir düzenin” yaşanır hale gelmesi için bu gücün Milli Görüş’ün elinde olması gerekir. Bu gerçek, muhatap kitlelere anlatılmalıdır. İktidar desteği olamadan Milli Görüş ve esaslarını bir bütün olarak yaşamak ve yaşatmak mümkün olmaz. Bunun için Milli Görüşün zihniyet ve Saadet Partisi’nin de kadro olarak iktidar olması zaruridir.
KURBAN BAYRAMI
İnananlar olarak bir kurban bayramını daha idrak edeceğiz. Bu bayramın önemini Erbakan Hocamızdan dinleyelim: “Kurban Bayramı’nda Müslümanlar için 5 ders vardır. Bunları: 1. Ümmet olma şuuru, 2. Cihat şuuru, 3. Fakirleri gözetme şuuru, 4. Hakkı üstün tutma şuuru, 5. Ve teslimiyet şuuru dersleridir.” Bayramımız mübarek olsun. Selam hidayete tabi olanlara…