Bismillahirrahmanirrahim;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Müslüman adil düzen için cihat eden ve bütün insanlığın saadeti için mücadele veren kimsedir. Çünkü Müslümanlık, bütün insanlığın iyiliği ve yararı için çalışmayı, bir kulluk görevi olarak görür. Bunun için Müslüman, etliye sütlüye karışmayan bir kimse olamaz. Her sahada en hayırlı çalışmayı yapmak, bu konuda insanlığa örneklik ve önderlik etmek, Müslüman’ın fıtri görevlerindendir. Bu bir yerde ilahi mesajı bütün insanlığa taşıma, hak, adalet ve liyakat esasına dayalı adil bir düzeni hayata ikame etmek olarak bir halifelik görevidir. Bunun için Rabbimiz, “Ben yeryüzünde hakkı ve adaleti tesis edecek bir halife yaratacağım” demiştir. Zihniyet ve düşüncede halifelik görevinden zalimlerin köleliliğine evirilmek, beraberinde faizci kapitalizme esareti getirir. İslam’ca düşünmek, iyiyi, güzeli, doğruyu ve hak olanı tercih etmek, Kur’an’ın telkin ettiği Adil Düzen için cihat etmek insanı saadete kavuşturur. Müslümanların nemelazımcılığı, siyasi ferasetten mahrum oluşu, Erbakan gibi dahi bir liderin takip ettiği adil siyasetin idrak edilemeyişi, milletin geri kalmasına sebep olmuştur. Haramlar üzerine bina edilmiş faizci zulüm düzenine rıza gösterip güya hakka hizmet etme iddiası, sadece güncel yanılgıdır. Milli Görüş benimsenmeden, İslam Birliği ve Adil Düzen hedeflenmeden, kötülükler ile mücadele etmeden hakka hizmet edilmiş olunmaz.
TEBLİĞ VE DAVET
Toplumun hakka davet edilmesi, adil düzeni isteyip benimsemesi tebliğ ve davet iledir. Tebliğ, ulaştırmak ve duyurmaktır. Davet ise çağırmaktır. Tebliğ görevi peygamberlerin ve ümmetlerin yerine getireceği namaz ve zekât gibi farz görevlerdendir. Hakkın tebliğ edilmesi, bir cihat görevidir. Maide 67: “Ey peygamber; Rabbinden sana indirileni apaçık tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah, kâfirleri doğru yola hidayet etmez.” Peygamberlik, ilahi mesajı duyurma görevidir. Mümin de iman ettiği şeyleri yaşar tebliğ eder. Tebliğ görevi yapılırsa, görev yerine getirilmiş olur. Şahıslar, gruplar adına olmadan, nefsimizi ön plâna çıkarmadan, ileriye dönük çıkar ve menfaat hesapları yapmadan tebliğ yapmak emredilmiştir. Tebliğ, faizci kapitalizm cehaletinin koyu karanlığı içinde yolunu şaşıranların aydınlığa çıkması için yapılır. Tüm İslâm beldelerinde yetim kalmış yavruların, namusuna tecavüz edilmiş kadınların, hidayeti elinden alınmış gençlerin, bütünüyle bir ümmetin acılarını, dindirmek için tebliğ yapılır. İlim öğrenmek, elde edilen ilimle yaşamak ve başkalarına öğretmek, tebliğ etmek, itikat ve düzen olarak İslâm'ın hâkimiyeti için cihat etmek çalışmaların en hayırlısıdır. Bir insan için, hakkı tebliğ etmek ve batıldan sakındırmak, hayra öncü, şerre firen olmak en büyük lütuf ve nimettir. Peygamberimizin şu hadisi herkes için önemli bir nasihattir: “Şüphesiz bu hayır, hazineler dolusudur. O hazinelerin de bir takım anahtarları vardır. Ne mutlu o kula ki, Allah onu hayra anahtar, şerre kilit yapmıştır. Vay o kulun haline ki, Allah onu şerre anahtar, hayra kilit yapmıştır.” Milli Görüş tebliğ ve davet şuuruna sahip olmaktır. Davet emri ise şöyledir. Nahl 125: “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et ve onlarla en güzel şekilde mücadele yap. Muhakkak Rabbin, yolundan sapanları en iyi bilendir. O doğru yola girenleri de en iyi bilendir.” Tebliğ ve davet yapılmadan toplum hakikati duymaz ve faizci kapitalizmden adil düzene dönmez.
TANITMA
Adil Düzen’in toplum tarafından kabul edilmesi için önemli çalışmalardan birisi de tanıtmadır. İnsanlar tanımadığı şeye yaklaşmazlar. İnsanlar hakkı tanıyacaklar ki adil düzeni istesinler. Batılı tanısınlar ki ondan kaçsınlar. Burada tanıtılması gereken şey İslam’dır. İslam; saadet dini ve düzenidir. Bunu kim biliyor ve idrak ediyor. Tanıtmanın üçayağı vardır. 1. İslam, zararlı değil faydalıdır. 2. İslam kötü değil iyidir. 3. İslamsız olmaz. Bu tanıtım ile Müslümanlar İslam’da sebat göstererek, kendi öz nefisleri bile zarar görse her zaman her yerde hak olanı konuşur, zalimlere, lafazan ve şaklaban müfterilere, İslâm karşıtı güçlere karşı kesin tavır alır, İslam’ı tanıtırken kınayanın kınamasından çekinmez.
İLİM ÖĞRENMEK
İlim; itikat ve düzen olarak İslam’ı öğrenmek ve yaşamaktır. İlim, insanı hakikate yaklaştıran bilgidir. Buna “ilmi nafi” faydalı ilim denir. İnsanı hakikatten uzaklaştıran bilgi ise zararlıdır. Bu bilgi materyalist bilgidir. Bu bilgiden kaçınmak gerekir. Peygamberimiz faydasız ilimden Allah’a sığınmıştır. İslam bilinmeden yaşanmaz. Bu anlamda ilim öğrenmek her Müslüman için farz bir görevdir. İlim; Kur’an’dır, sünnettir ve salim fıkıhtır. Derdi İslam’ı yaşamak olmayanın bilgisi boşunadır. İlim, Allah ve Resulüne itaattir. İtaati olmayanın ilmi faydasızdır. Bugün toplum, Allah’a Resulüne itaatsizliğin sıkıntısını çekmektedir. Bütün bunalımların temelinde itaatsizlik yatmaktadır.
İKTİDAR DESTEĞİ
İslam’ı bütün olarak yaşamak, iktidar gücünün İslam’ın emrinde olmasıyla mümkündür. İktidar gücü İslam’ın emrinde olmadan İslam’ı itikat ve düzen olarak yaşamak mümkün değildir. Topluma bu şuurun kazandırılması gerekir. Bu siyasi şuura sahip olmayan toplumlar zilletten kurtulamazlar. Milli Görüşçülerin, Saadet Partililerin temel görevlerinden birisi de topluma bu siyasi şuuru kazandırmaktır. Bu ciddi bir görevdir. Bu görev dahi tebliğ ve davet ile yerine getirilir. Şuurlu bir Milli Görüşçü, “Bugün Allah için ne yapabilirim, Ne yapmalıyım?” diye düşünür. Her sabah ve akşam davası için yaptıklarını ve yapamadıklarını tefekkür eder, nefsini hesaba çeker ve başıboş bırakılmadığını, abes olarak yaratılmadığını asla hatırından çıkarmaz. Bir gün yaptıklarından hesaba çekileceği şuuruyla tebliğ ve davetine devam eder. Selam hidayete tabi olanlara…