Adı İnsan

Abone Ol

On yıldır aynı apartmanda yaşıyoruz ama kimliği hakkında hiçbir bilgiye sahip değiliz… Seksen yaşında bir insanın neden kendini bir apartmanın bodrum katına hapsettiğini, insanlarla ilişkilerini niçin kopardığını, neden yalnızlığı tercih ettiğini hiçbirimiz bilmiyoruz. Vakti zamanında iyi bir hayat yaşadığı her halinden belli olan amcamız, dünya ile irtibatını koparmış ve yalnızlığı kendine dost edinmiş.
Neden? Niçin? Bilmiyoruz…

Apartman sakinleri bu gizemli adamla tanışmak için kaç kere kapısını çaldılar ama ne kapıyı açıyor ne de verdiğiniz selamı alıyor. İnsanlarla göz göze gelmemeye özen gösteriyor ve her şeyden, herkesten kaçıyor. Mahalleden sesler yükselmeye başlayınca evinin pencerelerini kapatıyor ve derin bir sessizliğe gömülüyor.

Bey amcamızın bugüne kadar tek kelime telaffuz ettiğine şahit olmadık ama öz bakımına gösterdiği ihtimam gözlerimizden kaçmadı…

Oldukça şık giyiniyor ve evinden markete çıkarken mutlaka koku sürünüyor. Yürürken başını yere eğiyor ve insanlarla göz göze gelmemeye çaba gösteriyor. Onun yüreğinde hangi sırları barındırdığını, hangi korkuları taşıdığını, hangi acılara maruz kaldığını hiçbirimiz bilmiyoruz. Apartmanın yöneticisinin verdiği bilgilere göre beyefendi çocukluğundan beri Almanya’da yaşamış ve burada eşini ve çocuklarını kaybedip Türkiye’ye gelmiş. Amcamız hakkında bunun dışında hiçbir şey bilmiyoruz…

Apartman sakinleri apartmanımıza gizem katan bey amcamızı psikiyatriste yönlendirmek için kendi aralarında konuşuyorlar fakat buz dağını aşıp ona ulaşamıyorlar. Bey amcamız insanlık ailesinden kopmuş ve farklı bir boyuta taşınmış gibi hareket ediyor ve insanlardan uzak durmaya özen gösteriyor. Verdiğiniz selamı almıyor, sorduğunuz sorulara cevap vermiyor market alışverişini yapıyor sonra hızlıca geçip kapısını açıyor ve gizemli hayatına devam ediyor.

Komşularımız hiç olmazsa adını bilseydik, hitap ederken kullanırdık diyorlar ama adını hiç birimiz bilmiyoruz… Adı insan… Ve yoksulluğa düşmeden önce o da hayatını sıradan bir insan gibi sürdürüyordu. Sevginin dilini biliyordu, insanlarla karşılaştığında selamlaşıyor ve iletişim kuruyordu.

Hüznü de, neşeyi de, sevgiyi de, aşkı da, merhameti de, paylaşımı da yakından tanıyordu ama belli ki ağır travmaların altında ezilmiş ve bütün bu kazanımları kaybetmişti. Fakat kimse onu anlamıyor, anlamak istemiyordu.

Evini, eşyalarını ve sevdiklerini bir afet sonuncu kaybeden bir insanın halini herkes anlar ve hemen yardıma koşarlar. Fakat iç dünyanızda verdiğiniz kayıpları, altında ezildiğiniz travmaları kimse anlamaz, anlamak istemez.

Yaşadığınız şey ne olursa olsun sizin hep tebessüm etmenizi ve iyi hâl sergilemenizi isterler. Yüreğinizden düşen her parçada yüzünüz asılır, enerjiniz düşer fakat kimse sizin yaşadığınıza bakmaz ve ağır ithamlarla yargılarlar.

Seksenli yaşlarda ve bütün iç birikimlerini kaybetmiş bir insandı amcamız. Ve her şeyden kaçıyor gizemli evinde sırları ile baş başa kalmayı tercih ediyordu. Kimseye bir zarar verdiği de yoktu fakat nedense apartman sakinleri hiç susmuyor nedir, kimdir, nereden gelmiştir, ne yapacak gibi sorularla kendilerince gündem oluşturuyorlardı.

Aslında kimsenin amcamızın sorununu kendilerine dert ettiği filan da yoktu insanlar kendilerine meşgale arıyorlardı hepsi bu!

Seksen yaşında bir insan yalnızlığı seçiyorsa bunun ardında derin acıların gizlendiğini tahmin edebilirsiniz. Fakat insanlar sorunun temeline odaklanmıyor işin magazinsel tarafına yöneliyor ve güne hep aynı soru ile başlıyorlar.
Adı ne?
Adı insan ve hayatına asırlık sırları dışında hiçbir şeyi hiç kimseyi almak istemiyor. Yaralarını kendi imkânları ile sarıyor ve kalbine değecek taşlardan korunmak için kapısını kimseye açmıyor.