1955 tarihinde Alabama’nın Montgomry şehrinde siyahî terzi bir kadın iş çıkışı otobüse binmiş bir an önce evine ulaşabilmek için sabırsızlıkla beklemekteydi. Fakat ülkede 1900’lü yıllardan beri uygulan bir yasa vardı. Buna göre belediye otobüslerinde ilk dört sıraya derisi beyaz olanlar oturabiliyordu. Yolcuların büyük çoğunluğunu oluşturmalarına rağmen siyahîlere otobüslerin arka koltuklarından sınırlı bir alan tahsis edilmişti. Ortadaki koltuklar ise beyazlar dolduktan sonra siyahların da oturmasına müsaade edilen değişken statü koltuklarıydı. Eğer beyazlardan bir kişi ayakta kalmışsa siyahî ona yerini vermek zorundaydı. Siyahîler beyaz yolcularla aynı koltukta yan yana oturmazlardı.
Roza, sıradan bir kadındı. Ülkede siyahîlere yapılan haksızlığın önlenemeyeceğine inandırılmaya çalışılsa da o umudunu hiçbir zaman kaybetmemişti.
Birkaç gün önce otobüse önden bindiğinde şoför onu arka kapıdan binmesi konusunda uyarmış fakat o hayır deyip otobüsten inmiş bir sonraki otobüsü beklemişti. Fakat o akşam oldukça yorgundu ve aynı tatsızlığın yaşanmasını istemiyordu.
Nihayet otobüs geldi, Roza orta koltuğa geçti ve yorgun başını koltuğa yasladı. Fakat ilk dört sıra dolmuş ve birkaç beyaz ayakta kalmıştı. Şoför yerinden kalktı ve Roza’ya doğru yaklaşıp dikkatle baktı… Kendisi o anı, “Şoförün yaklaştığını görünce siyah bedenimi elbiselerimin içine adeta gömmeye çalıştım” diye anlatırdı. Şoförün uyarısı üzerine değişken statü koltuklarında oturan birkaç siyahî erkek kalkıp arkaya doğru yöneldiler. Fakat o kalkmadı. Şoförün uyarılarını önemsemedi, başını kaldırdı ve “hayır” dedi.
Roza başkaldırmıştı… Otobüste derin bir sessizlik oluştu. Şoför öfkeliydi, “Neden kalkmıyorsun” diye çıkıştı. Roza gözlerini adama dikti ve “kalkıp yerimi başkalarına vermem gerektiğine inanmıyorum” dedi. Şoför polisi çağırdı ve Roza hak özgürlük talebi nedeniyle tutuklandı.
Roza bir konuşmasında bu vahim olayı şöyle özetler: “Yorgundum işim başımdan aşkındı tutuklanmaya hiç hevesim yoktu fakat yol ayrımına gelince direnişi seçmekte tereddüt etmedim.” O gün siyahî bir kadın ayağa kalktı ve adalet talep etti. Onun haklı direnişi aynı gün kimsenin dikkatini çekmedi. Fakat siyahî hakları aktivist organizasyonu başkanı Edgar Nikson Parks’ın bir arkadaşının 100 dolarlık kefaleti ödemesi ve Parks’ın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılması yoğun baskı altında yaşayan siyahîleri ve Edvar Nikson’u harekete geçirdi. 35 bin el ilanı hazırlandı ve Montgomery halkı otobüslerde yaşanan bu ayrımcılığı boykot etmeye çağırıldı. Roza, Parks’ın başlattığı bu direniş o kadar büyüdü ki, Montgomery belediye otobüslerinde ırka göre koltuk uygulamasını resmen kaldırdı. İşte yürekleri insanların direnişleri böyle sonuç verir ve onların cesareti geride kalanlarda böyle bir iz bırakır.