Benim gibi adalet duygusu ağır basan insanlar adaletten
bahsetmek istemezler. Çünkü adaletten bahsedince insan elinde olmadan sinirleniyor.
Adalet denince sinirim tepeme çıkıyor. Adaletmiş, nerede adalet! Göstersinler
bana adaletli olması gerekip de adaletli olan bir kişi ya da kurum Var mı
Yok! Adalet konusunda pek konuşmak istemiyorum. Nedeni ise açık; ülkemizde
adaletsizlikler almış başını gidiyor. Bir yerde değil; yönümüzü nereye
çevirsek, gözümüzü nereye döndürsek orada adaletsizlik var. Nereye baksak orada
ağır bir adaletsizlik! Girizgâh biraz sert oldu ama maalesef böyle.
Her insanın duygusal yapısında bir ya da birkaç nokta
ağır basar. Kimi insanda babacan duygululuk ağır olurken kimi insanda da
insancıllık duygusu ağırdır. Bu noktalar ağır diye diğer noktaları zayıf
demiyorum ama her insanın mizacı farklı olduğundan dolayı bazı duygu durumları
öne çıkar. Bu duygu durumları düşünsel birikimle yoğrulunca kalıcı hale gelerek
insanda tabiatının tabiiliği halini alır. Aynen bunun gibi bende de adalet
duygusu ağırdır. Hayatın her noktasına adalet gözüyle bakarım. Bir yerdeki
adaletsizlik beni şahsen ilgilendirmese bile o adaletsizliğe karşı gelirim.
Gücümün yettiğince adaletsizliğe karşı koyarım. Güç demişken elinde güç olanlar
adaletli olmak zorundadır; elinde güç olduğunda adalet meselesi gündeme gelir.
Güçsüzken adaletsiz olalım demiyorum güçsüzken de adaletli olacağız ama asıl
güçlü iken adaletli olmak gerekir. Gücü elinde bulunduranlar adaletle hükmetmek
zorundadır. Ama maalesef ülkemizde elinde güç olanların adaletten başka her
şeye gücü yetiyor da bir adaletli olmaya güçleri yetmiyor. Bu gerçekten
trajikomik bir durum! Hem güç elinde yani güçlüsün hem de adaletli davranmaya
gücün yetmiyor. İşte bu yüzden, adaletli olmak her babayiğidin harcı değildir.
Adalet nereden başlar Bir insanda adalet ilk önce kendi
kendisinden başlar. Nasıl mı Bir insan ilk önce kendi bedeninin organlarına
karşı adaletli olmalıdır. Her organımız hesap günü nde bizim yapıp
ettiklerimize şahitlik edeceği için onlara adaletli davranıp davranmadığımız da
gündeme gelecektir. Kendi bedenimize adaletli miyiz O zaman ikinci aşamaya
geçelim; adalet aileden başlar. Bir insan ilk önce kendi ailesine adaletli
olmalıdır. Kendi ailesine adaletli olmayanlar sosyal hayatta da adaletli
değillerdir. Üçüncü aşamaya geçelim; komşularımıza karşı adaletli miyiz
Anlıyorum; oradan başınızı uzatıp hangi komşular dediğinizi duyar gibiyim.
Evet, günümüzde maalesef komşuluk bitmiş durumda. Komşuluktan bahsetmek tarih
öncesinden bahsetmek kadar uzak geliyor insanlara. Oysa daha doksanlı yıllara
kadar bu ülkede komşu komşunun külüne muhtaçtı. Biz yine de komşuluk varmış gibi
söyleyelim; komşularına karşı adaletli olmayanlar hayatın hiçbir yerinde
adaletli olamazlar. Gelelim dördüncü aşamaya; evden sonra bizim hayata
katıştığımız yer neresidir Sokak! Sokakta adaletli miyiz Sokakta adaletli
olmayanlar sosyal hayatın hiçbir yerinde adaletli olamazlar. Sokakta adaletli
olmanız, mensubu olduğunuz siyasi görüş ya da düşüncede de adaletli olmanızı
gerektirir. Sokakta adaletli olmanız, siyasi düşüncenizden farklı bir siyasi
düşüncede olan hiç tanımadığınız insanlara karşı da adaletli olmanızı sağlar.
Çünkü sokakta adaletli olmanız tanımadığınız insanlara karşı yapılan
adaletsizliğe karşı gelmeniz demektir. Ki bu da insanı mesuliyet sahibi yapar.
Mesuliyet duygusu olmayan insandan adalet sadır olmaz. Peki, kim adına
mesuliyet İnsanın insanlığı adına mesuliyet. Büyük insanlık adına. Geçelim
beşinci aşamaya; çalıştığımız işyerlerinde adaletli miyiz Adaletle
yönetilmeyen kurumlar yok olmaya mahkûmdurlar. Adaletle hükmetmeyen hükmedici
bir gün gelir kendisi de adalete muhtaç olur.
Muhtaç olduğumuz sosyal adalet kendi adaletimizde
gizlidir.