Ziya Paşa nın bir terkib-i bendi vardı: Kadı ola davacı ve muhzır dahi şahit/Ol mahkemenin hükmüne derler mi adalet" Kadı davacı, mübaşir de şahit olmuşsa, artık o mahkemenin hükmüne adalet derler mi Anayasa Mahkemesi nin Türkiye Büyük Millet Meclisi nin kahir ekseriyetle kabul ettiği "özgürlüklerin genişletilmesiyle" ilgili Anayasa değişikliğini reddetmesi, aklımıza bu güzel dizeleri getirdi. Kadı, varlık sebebi olan yasaların üzerinde kendisini görmeye başlamışsa, "Bozacının şahidi şıracı olmuşsa", "Hınk deyicilerin" sayısı artmışsa, hukukun ve adaletin tesis edilmesi noktasında toplumun anlayışı dumura uğratılmışsa artık o memlekette haktan, hukuktan, adaletten bahsetmek Kaf dağına ulaşmak gibi hayal olmuştur.
Kanuni Sultan Süleyman, aynı zamanda süt kardeşi olan Yahya Efendi ye sorar:
- Bir devlet hangi halde çöker - Sultanım! Bir devlette zulüm yayılsa, haksızlık şayi olsa, işitenler de neme lazım deyip uzaklaşsalar, sonra koyunları kurtlar değil de çobanlar yese, bilenler bunu söylemeyip sussa devlet çöker.
Kararın açıklandığı günden beri medyayı takip ediyoruz Kendilerini bu memleketin tek ve yetkili sahibi olarak gören, "Biz ne dersek o olur" zihniyetinin sahibi olan kalemşörlerin, bir tek zil takıp oynamadıkları kaldı. Demokrasiymiş, hak ve özgürlükmüş, hukuk değerleriymiş, evrensel ilkelermiş Hepsi bir kalemde çizilip atıldı.
Türkiye kaybederken bizler seyrediyoruz Tarihe not düşme misyonu olanlar ise vicdanları yaralayan bu ülkenin geleceğine mal olan gelişmelere, kavramlar üzerinden siyaset üreterek, küçük kazançlar hedefleyerek alkış tutuyorlar.
Yazık, çok yazık Türkiye kaybediyor Demokrasimiz kaybediyor, hukukumuz kaybediyor Sistem kaybediyor Rejim kaybediyor İnsanlarımızın tepkileri sıfırlanmış Medyanın, düşünmeyen, konuşmayan, sorgulamayan, sinirleri alınmış ve herşeye "eyvallah paşam" çeken bir insan güruhu oluşturma misyonu yerine oturmuş. Ne oluyor diye soran hiç kimse yok. Akil adamlarımız, entelektüellerimiz, bu ülkenin geleceğine yatırım yapacak olan herkes, sus-pus olmuş.
Neme lazımcılık kanımıza kadar işlemiş. Vurdumduymazlık, aymazlık iliklerimize işlemiş. Tepkisiz bir toplum "Sallayıverince celep sopasını katılıverirsin sürüye" diyen şairin ifade ettiği gibi, sürü psikolojisiyle yönlendirilen toplumumuz, mevcut gelişmeleri yorumlamaktan aciz hale düşürülmüş. Olan bitene, "sıradan bir gündem" muamelesi çekiyor medya.
Kavramları eğip bükerek menfaat çarklarına uygun bir toplum oluşturan medya, toplumsal rıza merkezi görevini yerine getiriyor.
Adalet kavramı zedelenirse, o toplumun tüm dinamikleri yerle bir olmuştur. Adalet terazisinin kefeleri zedelenmiştir. Mihenk noktası yok olmuştur.