Son ayların gündemini TCKnın 301inci maddesi oluşturuyor.. Bir zamanlar 312nci madde can yakıyor ve gündem oluşturuyordu. Bu ülkede uzun yıllar da TCKnın 141, 142 ve 163üncü maddeleri hep tartışma konusu olmuştu. Bu maddeler sebebiyle pek çok insanımızın canı yanmıştı. Uzun tartışmaların ardından 141, 142 ve 163 maddeler kaldırıldı ve sanıldı ki artık insanlar düşüncelerini açıkladılar diye mahkemelerde sürünmeyecek, cezaevlerinde yatmayacak.. Ama böyle olmadı.. İptal edilen maddelerin yerine yıllardır TCKda bulunduğu halde hiç akla gelmeyen ve uygulanmayan bir madde 312 gündeme geldi ve uygulanmaya başlandı. Böylece 141, 142 ve 163üncü maddelerin kaldırılmasının hiçbir anlamı kalmadı.
Şimdilerde de 301inci madde revaçta.
Demek istediğim o ki, TCKnın bazı maddelerinin kaldırılması ya da değiştirilmesi fazla bir anlam ifade etmiyor.. Anlayışın değişmesi, düşüncenin suç olmaktan, önce kafalardan çıkartılması gerekiyor. Bu sağlanamadığı sürece TCKüzerinde tüm oynamalar boşa çabadan ve kendimizi kandırmaktan öte gitmeyecektir.
Bu vesile ile Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gülün 301 çevresinde yapılan tartışmaları Türkiyenin dışarıdaki imajı ile izah edişi üzerinde durmak istiyorum.
Konu ile ilgili görüşlerini açıklarken Gül şöyle diyor:
"TCKnın bu (301) açılan davalar Türkiyenin imajına Geceyarısı Ekspresi filmi kadar zarar veriyor.
"Yasalar dokunulmaz değildir. Bu yasaları gerekirse değiştiririz. Bu davaları açtıran müdahillerin de asıl niyeti Türkiyede kargaşa yaratmaktır."
Doğurusunu söylemek gerekirse TCKdaki bir maddenin uygulanması ile Geceyarısı Ekspresi filmi arasında bağlantı kurulmasını anlayabilmiş değilim. Adeta elmalarla armutların alt alta yazılıp toplanması gibi birşey.
Yasalarda istedikleri değişkliği yapabilecek çoğunluğa sahip iktidar partisinin bir bakanın bir takım uygulamalardan şikayete hakkı olabilir mi Madem ki yasalar dokunulmaz değildir, değiştirin bitsin iş.. Size engel olan mı var
Ancak, Abdullah Gülün rahatsızlığının sebebi dışarıdaki imajımızın oluşu insanı daha çok rahatsız ediyor.. Ölçü içeride ya da dışarıdaki imaj değil adalet olmalıdır.. TCKdaki bazı maddeler adaletin tecellisine engel oluyor ise -olduğu bir gerçek- bu maddelerin kime uygulandığı ve oluşturduğundan duyulan rahatsızlık sebebiyle değil adaletin tam tecellisini sağlamak için harekete geçmek gerekir.
Yazar Orhan Pamuk ve AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Lagendijk haklarında 301inci maddeden soruşturma açılınca kopartılan gürültü sebebiyle Türkiyenin imajının zarar gördüğünü hatırlamak doğru bir tesbit değildir ve bu bakış açısı ile düşünce özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması mümkün olmaz. Herhangi bir konuda gürültü koparmasını becerenler olursa hemen akla Türkiyenin dış imajı gelecek buna göre harekete geçecek olursak içerideki sıkıntıları nasıl çözeceğiz
Adalet ile imaj birbirine karıştırılmamalıdır. İnancından dolayı başını örttükleri için okuma hakları ellerinden alınmış olan binlerce evladımızın durumundan bu kadar rahatsızlık duymayanların ve ülkenin imajının zarar gördügünü düşünmeyenlerin birden bire düşünce hürriyetinin savunuculuğuna soyunmaları bana çok samimi gelmiyor. Sayın Gül başörtüsü konusundaki engellerin kaldırılması hususunda da benzer tepkiyi gösterebilseydi bir Dışişleri Bakanı olarak ülkemizin dış imajının zedelenmesinden duyduğu rahatsızlığı anlayışla karşılayabilirdik.