Adalet (4)

Abone Ol

Bin üç yüz yıldır camilerde Cuma günleri, halkı aydınlatmak için okunan hutbenin ardından, Nahl suresinin 90 ıncı ayeti cemaate: "Şüphesiz Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya vermeyi emreder, fuhşiyatı ve kötülüğü yasaklar. Öğüt alasınız diye size öğüt verir" diye okunur ve İslâm toplumunda adalet duygusu hep canlı tutulur.

Sevgili peygamberimizin: "Gücünüz yettiğince cezaları (şüphelerle ) kaldırın. İmamın (devlet başkanının, hakimin) affederek hata etmesi, ceza vererek hata etmesinden hayırlıdır." Buyurmuş (Tirmizi, hudud 2. H. 1424)

Adalet, toplumun her kesimine hava gibi su gibi olmazsa olmazlardandır.

Havanın size gelişini, sizi sarışını, size hayat verişini pek fazla hatırlamazsınız.

Allah ın size verdiği nimetlerden en az farkına vardığınız nimet havadır.

Halbuki en fazla ihtiyacınız olan şey de havadır.

O sizi sarar ve hayatınızı devam ettirir.

Su da öyle. Size hayat verirken sizi hiç rahatsız etmez.

Adalet de, insanları, hayvanları ve bütün yaratılmışları hava gibi su gibi sarmalı, hayat vermeli ve hayat verdiğini başa kakacak şekilde varlığını hissettirmemeli.

Rabbimiz, kendi emir, yasak ve tavsiyeleri olan Kur an-ı Kerim in içeriğinin kolay olduğunu ifade etmek için "Allah size kolaylık ister. Size zorluk istemez" buyurur. (Kur an-ı Kerim Bakara, 185)

Rabbimizin verdiği emir ve yasaklar bizim tarafımızdan kolaylıkla yerine getirebileceğimiz emir ve yasaklardır.

Sevgili peygamberimiz de: "Kolaylaştırın zorlaştırmayın" buyurur. (Buhari, Sahih, Ahkâm 22)

Kanunlar, yapıcı olmalı, yıkıcı olmamalı.

Kolay, anlaşılır, uygulanabilir, herkesi kuşatıcı olmalıdır.

Böyle bir kuralı koyacak olan da bütün bunları yaratan olabilir.

Su gibi, hava gibi olan adaleti uygulayacak olanlar da su gibi yumuşak, hava gibi sarıcı, kucaklayıcı olmalıdır.

Nizam-ül mülk, "Siyasetname"sinde herkes tarafından sevilen bir hakimle herkes tarafından nefret edilen diğer bir hakim arasındaki farkı: Birinin halk içinde namazını kılan onlarla dost olan çevresine hediyeler dağıtan, suçlu karşısına geldiğinde ona iyi davranan, ve kanunları yumuşatarak uygulayan olduğunu, öbürünün çatık kaşlı, asık suratlı, gülmeyen, kanunun katılaşması için her şeyi yapan olduğunu söyler.

Sevilen hakim, karşısına getirilen sanık hakkında İslam hukukunun genel kuralı olan "Berati zimmet asıldır" kuralına göre hareket eder ve önce sanığın suçsuzluğuna inanır sonra delillere bakar.

Sevilmeyen hakim ise Hıristiyan inancındaki "Herkes doğuştan suçludur, Allah ın oğlu İsa insanlık için kendini feda etmiştir" anlayışındadır ve her sanığı suçlu görmektedir.

Sevgili peygamberimizin: "Gücünüz yettiğince cezaları (şüphelerle ) kaldırın. İmamın (devlet başkanının, hakimin) affederek hata etmesi, ceza vererek hata etmesinden hayırlıdır." buyurmuş (Tirmizi, hudud 2. H. 1424)

Bu hadisi şerif, Endülüs yoluyla batıya geçmiş, batı kanunlarında yerini almış, oradan da bütün dünyaya yayılmış.

Erkekler ve kadınlar, hepiniz her an hakimlik yapmaktasınız. Eşiniz, çocuklarınız, komşularınız, iş arkadaşlarınız, dostlarınız ve düşmanlarınız hakkında her gün kararlar vermektesiniz. İşte bu kararlarınızda adaletten ayrılmayacak ve Adil olan Allah ın sevgisini kazanmaya çalışacaksınız.

Devam edecek.