Dünyanın en dürüst adamını yanlış terazinin başına oturtsanız o da eksik tartar. Adalet terazisi yanlış olunca, tartan kişinin doğruluğu bir şey değiştirmez.
İki tane hukuk Profesörü televizyona çıkıyorlar ve biri 27 Mayıs darbesini ve Anayasasını savunuyor, 12 Eylül darbesini ve Anayasasını tenkit ediyor. Öbürü de her ikisini de tenkit ediyor.
Mecliste bulunan Milletvekilleri de bunlar gibi ayrı görüşteler.
Mecliste kabul edilen birçok kanun muhalefet tarafından red ediliyor. Hatta bazen muhalefet bazı Milletvekillerini transfer ederek aksi yönde kanun çıkardıkları da oluyor.
Şimdi hakim ne yapsın
Çıkmasını istemediği kanun, sevmediği insanların parmak çokluğuyla çıkıyor ve önüne konuyor.
Hakim: "Bu terazi yanlış" diyor ama yanlış terazi ikinci bir yanlış teraziyle değiştirilinceye kadar tartmaya devam ediyor.
Onun için Rabbimiz, hem ölçenin tam ölçmesini, hem de terazinin doğrusunu almamızı emrediyor.
O ilahi terazi olan Kur an ise bizim konuşmamızı, yürüyüşümüzü, bakışımızı, kaş göz hareketlerimizi, komşuluk ilişkilerimizi, yöneten ve yönetilen ilişkilerini en güzel şekilde ayarlamaktadır.
Rabbimiz, Sevgili Peygamberimize ve O nun şahsında bize: "Sana ilim (Kur an) geldikten sonra eğer onların (Mekke yöneticilerinin) hevalarına (şahsi ölçülerine) uyarsan sen de zalim olursun" buyuruyor. (Bakara120)
Rabbimiz, önce hakimin ehil olmasını ister:
"Muhakkak Allah size emanetleri ehline vermenizi, hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder." (Nisa 58)
Dünkü yazımda Hakimin ehil olması için nelere sahip olması gerektiğini yazmıştım.
Hakim ehil olunca adaletle karar vermesi istenir.
Bazı insanlar bir kiloluk tartı demirlerinin içini oydurarak sattığını eksik satarlarmış. Zaman zaman belediye, tartı aletlerini kontrol ediyor.
Nereye gitsen kilo, bin gram.
Kiloyu herkes kendine göre ayarlarsa düzen bozulur. Onun için Rabbimiz "Ölçtüğünüz zaman tam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu, daha hayırlı ve sonuç itibariyle daha güzel" buyurur.(İsra 34)
Komünizm: "Benim ölçülerim doğru" dedi milyarlarca insanın katline ve sefahatine sebep oldu.
Kapitalizm: "Benim ölçülerim doğru" dedi milyarlarca insanın sefahetine sebep oldu. Uyuşturucu bağımlıları, fuhuş tacirleri, adam öldürme çeteleri üretti ve demokrasi adına ülkeleri mafya ile medya yönetmeye başladı.
Rabbimiz, Sevgili Peygamberimize ve O nun şahsında bize : "Sana ilim geldikten sonra eğer onların hevalarına (şahsi ölçülerine) uyarsan sen de zalim olursun" buyuruyor. (Bakara120)
Doğru terazinin başına, doğru adam gerekir.
Onun için Rabbimiz hem ölçenin tam ölçmesini, hem de terazinin doğrusunu almamızı emrediyor.
O ilahi terazi olan Kur an ise bizim konuşmamızı, yürüyüşümüzü, bakışımızı, kaş göz hareketlerimizi, komşuluk ilişkilerimizi, yöneten ve yönetilen ilişkilerini en güzel şekilde ayarlamaktadır.
Alırken tam alan, verirken eksik tartanların vay haline diyor Rabbimiz. (Mutaffifin 1-3)
Mal alıp verirken de, söz alıp verirken de, bütün hakların alış verişinde alırken verici gibi davranalım. Verirken alıcı gibi davranalım.
Bir malı satarken, o malı en sevdiğinize veriyormuş gibi hissedelim ve ona göre seçelim.
Bir söz söylerken en sevdiğiniz kişiye söylüyormuş gibi hissedelim ve kelimeleri ona göre seçelim.
Rabbimiz: "İşte bu Kur an en doğru yola iletir" buyurmuş.(İsra 9)
Rabbimizin verdiği gözden memnunuz.
Kıymetli elbiselerin hiç biri vücudumuzun cildi kadar bize uygun değildir.
Çocukluğumuzdan bu güne kadar bu cild elbisesini lütfeden Allah ın koyduğu kurallar mı daha değerli olur yoksa hiç sevmediğimiz veya sevdiğimiz halde kafasının arka tarafını göremeyen, hanımıyla arasını düzeltemeyen insanların koyduğu kurallar mı daha güzel olur
Düşünelim ve ona göre karar verelim.
Devam edecek.