Bu siyasi iklimde, bu bölünmüşlükte ne reformlar yapılabiliyor, ne de "açılımlar" gerçekleştirilebiliyor.

Kürt  açılımı ne oldu? Bu süreçte Kürtlerin siyasi partisi kapatıldı, çok sayıda güneydoğulu vatandaş gözaltına alındı, tutuklandı.  Bu açılıma karşı çıkan muhalefetin temsil ettiği kitlelerin endişelerini tatmin edici bir adım da atılamadı. Tersi oldu barış ve uzlaşma iklimi yaratılamadığı için kutuplaşma derinleşti. Ermenistan açılımı, açılmadan kapandı. Kıbrıs politikaları, tamamen Avrupa Birliği‘nin inisiyatifine geçti, tıkanma noktasına hızla ilerliyor.

Türkiye‘ye pranga vuran sorunlarda "açılım" vaat ederken ülke açmaza sürükleniyor.  Nasıl adım atacağız? Reformlar için nasıl uzlaşma iklimi sağlanacak?  Onu sağlamak iktidarın işidir. Muhalefeti suçlamak boş. Çünkü halk uzlaşma noktasının yakalandığına ikna olursa, uzlaşmayı reddedenleri kenara iter.   Ama Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti, reformlar için gerekli uzlaşma ortamını yaratmak yerine krizleri tırmandırmayı seçiyor.

Belki de açılımların tıkandığı bir noktada yapacak en iyi şeyin bu olduğunu hesaplıyor, seçim hazırlıklarına hız veriyor.

Muhabir: Haber Merkezi