Acılar Büyütür Bizi

Abone Ol

Sevdiğim insanları kaybettikçe çocukluğumdan bir şeyler eksiliyormuş gibi hissediyorum. Sanki o küçük kız çocuğunun ellerini tutup gidiyorlar bir bir. Giderken o eski güzel günleri de götürüyorlar yanlarında. Her kaybediş biraz daha büyütüyor insanı.

Büyümek… Sanki çocukluk bir elbise de büyüdükçe sığamıyoruz içine. Rengârenk, neşeli, masum bir elbise… Ve acıdan, dünyanın her türlü kötülüğünden bihaber… Büyürken elbisemizin üzerindeki o cıvıl cıvıl renkler canlılığını kaybedip soluklaşıyor. Acıyla ve kötülüklerle tanışıyoruz bir bir. Büyümek böyle bir şey mi? Eğer böyle bir şey olduğunu bilseydi çocuklar büyümek ister miydi?

Büyümek… En son onlu yaşlarımızda bıraktığımız bir eylem değil. Son nefese kadar gerçekleştirdiğimiz fakat bedenimiz büyümeyi bıraktığı için farkında olmadığımız bir eylem. Evet, artık bedenimiz büyümeyi bırakmıştır fakat çocukluk çağında büyümenin ağrısıyla duyduğumuz beden acılarımızın yerini ruhumuzda duyduğumuz acılar devralmıştır. Kaybetmenin, kırılmanın, haksızlığa uğramanın, yalanlarla yüzleşmenin ruhumuza verdiği acılar…

Her kaybediş insanın büyüme yolculuğunda yeni bir durak. Her durakta bir şeyler bırakıyor insan. Yanına başka şeyler alarak devam ediyor diğer durağa. Bazen bir sevdiğini bırakıyor, onun acısını, hüznünü yüklenip devam ediyor yoluna. Sevdiğini bırakmak illa ki ölüm değil. Bazen sevdiğin bir insanın hatırandaki gibi olmadığını fark etmek… Bunu fark ettiğinde onu o durakta bırakıp o iyi güzel insana duyduğun yasla devam edersin yoluna. Bazen güveni bırakıp şüpheyle devam ediyor. Bazen yalanı, adaletsizliği, hıyaneti bırakıp daha iyi bir insan olarak devam etmek yoluna… İyi şeyleri yüklenip devam etmek sanılanın aksine daha zordur ve daha çok acı verir. Bu acı huzurla karışık bir acıdır. Kolay değildir alışkanlıkları terk etmek…

Her bir yolculuk, her bir durak acılarla yoğrulur. Benim yolculuğum acıyla yoğrulmamıştır diyen insan hakikatten uzakta, gerçekle yüzleşeceği durağı beklemektedir. Acı bizi biz yapan. Önemli olan bu yolculuktan, durakta bıraktıklarımızdan ve durakta yüklendiklerimizden ne öğrendiğimiz. Daha yalın bir ifadeyle acıyla yüzleşip ondan almamız gereken dersi alabilmek marifet.

“Acı çekmenin ortak duygusu bütün insanları birleştirir” diyor Alman filozof Schopenhauer. Bütün insanları birleştirir mi bilemiyorum. Zira acıyı görmeyen, görse de hissedemeyen onlarca insanın varlığına şahit oldum. Fakat kalbiyle yaşamayı bilen güzel insanları birleştiriyor bunu biliyorum. Çünkü kalbiyle yaşayan insanlar her bir durakta ne bırakıp ne yüklendiğini anlayabilecek olgunluğa sahipler. Acıyla yoğrulsalar da hissedişleri büyüdükçe körelmemiş, tıpkı çocukluklarındaki gibi tazecik kalmıştır.

Acının birleştiren, iyileştiren ve büyüten yanıyla tanışınca acının sandığımız kadar kötü bir şey olmadığını anlıyor insan. Acının bu gücüyle tanışmama rağmen çocukluğuma duyduğum özlem hiç bitmeyecek sanırım.

Çocukluğumun ellerini tutup giden o güzel insanlara ve çocukluğuma hasretle…