Açık Öğretim Fakültesi de kapatılsın

Abone Ol

Ülkemizin Avrupa Birliği sürecindeki macerasının neticesi yıllar önce ülkemizdeki üniversite mezunu sayısını arttırmak amacıyla o zamanki hükümet ve YOK’ün kurnazca icat ettikleri bir eğitim kurumu var.

Eskişehir’deki Anadolu Üniversitesi’ne bağlı olarak kurulan Açık Öğretim Fakültesi nice zamandır hizmet vermekte. Bir milyonu aşkın kayıtlı öğrencisi ile dünyadaki en kalabalık fakülte. Kayıtlı öğrencisi çok ama mezun olanı her nedense az olan bir okul. Üniversite sınavına hazırlanan lise öğrencilerinin çantada keklik olarak gördükleri, açıkta kalmamak için yazdıkları ama yine de binlercesinin puan alıp da okuyamadığı onlarca bölümü var.

Sene başı kayıt parasını yatırıp büronuza giderek aldığınız kitaplarla eğitim hayatınız başlamakta. Kendi başınızasınız artık. İlköğretim yıllarından beri halledemediğiniz matematik, bir türlü beceremediğiniz yabancı dil, örgün öğretim öğrencilerinin bile üstesinden gelemediği hukuk, istatistik… daha nice dersleri siz kendi başınıza halletmek zorundasınız. Yıllarca sınıflarda hocaların anlattığı ama anlayamadığınız dersleri artık büyüdüğünüz için sadece okuyarak başarmanız beklenmekte sizden. Elbette internet üzerinden ya da hafta sonları anlaşmalı üniversitelerde öğrencilere yönelik dersler verilmekte ama genelde öğrenciler kitapları okuyarak daha doğrusu okuyormuş gibi yaparak sınavlara hazırlanmaktalar.

Üniversitelerin çoğalması ile sınavın iptal edilmesi gündemde. Hazır üniversiteler bollaşmışken, büyüklerimiz dershane olayını da halletmişken Açık Öğretime de bir el atsalar sevabına belki meseleyi bir çözüme kavuştururlar.

Otomatik öğrenci

Geçmişte üniversiteyi kazanan bir kişi bir an önce okulunu bitirip hayata atılmak isterdi. Pek çok değerin değiştiği günümüzde bu algı da o değişimden nasibini aldı elbette.

Artık öğrencilik bir meşgale halini almaya başladı. Yıllar boyu üniversitede okuyanlara hatta bu okuma işini abartanlara rastlar olduk çevremizde. Artık okulu normal zamanında bitirip kendini hayata hazırlamak gençlerimizin temel ilgi alanında değil sanki. Hatta zamanında bitirene bir tuhaf bakılır oldu neredeyse. Pek çok insan istediği bölümlerde okuyamadığından mı, açıkta kalmak korkusundan puanının tuttuğu neresi olursa olsun yeter ki bir yer kazanayım kaygısından mıdır bilinmez ama okumayı uzatanlar giderek artmakta.

Geçen gün bir dost sohbetinde konu döndü dolaştı eğitim ve öğrencilik mevzuuna dayandı. Aramızda bulunan Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı Basın Müşaviri Umut Sarıkaya ben otomatik öğrenciyim deyince nasıl bir şey olduğunu sorduk. O da bir yandan bir üniversitede okuduğunu bir yandan da açık öğretime kayıtlı olduğunu söyledi. Nereden bakarsanız en az on yıl öğrenciliğinin otomatik olarak devam edeceğini söyleyince yeni bir kavram daha katmış olduk literatürümüze. Artık otomatik öğrencilere alışmamız gerekli galiba. Zira biraz düşününce çevremde pek çok otomatik öğrenci olduğunun farkına vardım. Otomatik olmalarına razıyım zaten yeter ki robot olmasınlar!..

Minik bir tebessüm

Uyanık Temel

NASA Mars’a adam gönderecekmiş.

Sadece bir kişi gidebilecek, giden de geri dönemeyecekmiş.

İlk aday olan mühendise bu iş için ne kadar isteyeceğini sormuşlar:

- 1 Milyon Dolar demiş ve eklemiş

- Kızılhaça bağışlayacağım.

İkinci aday olan doktora da aynı soruyu sormuşlar. Doktor:

- 2 Milyon Dolar demiş.

- Bir milyonunu aileme bir milyonunu da tıbbi araştırmalara bağışlayacağım.

Üçüncü aday olan Temel aynı soruya

- 3 Milyon Dolar diye cevap verince yetkililer diğerleri bu kadar az isterken kendisinin neden 3 milyon dolar istediğini sormuşlar.

Temel yetkililere doğru eğilmiş, kısık bir sesle:

- 1 milyonunu ben alırım, 1 milyonunu size veririm, kalan bir milyon ile de mühendisi Mars’a göndeririz.

İlgilisine notlar:

• “Akıl; imanın ve İslam’ın emrinde en büyük nimet, nefsin ve şeytanın elinde ise, sebebi felâkettir.” * Prof. Dr. Necmettin Erbakan

• Paran varsa insanlar seni tanır, paran yoksa sen insanları tanırsın.