Acı tespitlere tatlı reçeteler

Abone Ol

Olanlar ı konuşarak vakit kaybetmek yerine olması

gerekenler e yelken açmak lazımdır. Ancak bu yelken konjonktüre değil, gerçeğe

açılmalıdır. Gerçeklere yelken açmak, yaptıkları ile söyledikleri arasında

uçurum olanları muhatap almadan bu dalgalı süreci aşmanın yoluna bakmaktır.

Rotamızı yeniden belirler ve çizgi siyaseti takip edersek umut olabiliriz.

Kısa sürede sonuca gitmek isteyenler bu umudu ciddiye almayabilir belki ama

boğulmaktan kurtulmanın tek yolu olacağını gördüklerinde durum değişecektir.

Bu ülkenin siyasal yapılanması, alternatif bir duruş

önermemesi sebebiyle bir tarafın kazanıp, diğer tarafın kaybettiği bir çerçeve

içerisinde toplumun kaybedeceği süreçleri tetikliyor. Bu durum, kendisini

mağdur hissedenleri saldırganlığı teşvik edecek olumsuz bir dönemi de

başlatmıştır. Barış gibi son derece pozitif ve önemli bir konuda bile insanlar,

pozisyonlarını gündelik çıkar/sıkıntıları ve tuttukları taraf çerçevesinde

almaktadır. Bu durum milli reflekslerin zayıfladığının bir işaretidir.

Seçim sisteminin adaletsizliği sebebiyle oluşan irade

sakatlığı, az miktarda oy kapasitesi olduğu için yok sayılmaktan şikâyetçi

bir çoğunluk ortaya çıkarmıştır. Tarihsel deneyimlerimiz Türkiye gibi çok

sesli, çok renkli bir topluma tek tip bir format atmaya çalışan siyasetlerin,

kaybeden tarafta yer aldığını bize göstermektedir. Çoğulcu bir toplumu aynı

ahlaki normlara, aynı inanç sistemine, aynı düşünce biçimine doğru indirgemeye

çalışmak, yanlış bir çaba olduğu gibi, geri tepmesi de çok muhtemel bir

arayıştır. Bunun düzeltilmesi seçim kanunu değişikliği ile barajın kaldırılması

sağlanmalıdır. Özgürlükler ve hakları garanti altına almayan, yaşam kalitesinin

önünü açmayan bir anlayış fazla ömürlü olamaz.

Önümüzdeki dönemler için de bir umut artışı olmalıdır.

Milli refleksi kuvvetlendirecek adımlara ağırlık verilmelidir. Kutuplaşmadan

beslenen siyasal rekabetin bitirilmesi ve kazanan- kaybeden mantığının değil,

eşit temsil mantığının temin edilmesi önemli bir adım olacaktır. Kaybedeceği

bir şey olmayan insanların kucaklaşabileceği sosyal politikalar

geliştirilmelidir. Ülkemizdeki temel meselelerin çözümünde araçlar değil,

amaçlar ön planda tutulmalıdır. Amaç paylaşımı sağlandıktan sonra en uygun

aracın belirlenerek çözüm aranması muhtemel önyargıları da kaldıracaktır.

Meselelere siyaset üstü bir bakış ve okuma yapmak için aydınların daha sorumlu

davranması gerekiyor. Toplumsal iletişimin güçlendirilmesine yönelik olarak

öteki ya da düşman tarifi yerine konu bazlı yaklaşımlar

geliştirilmelidir.

Ülkemizde yaşanan meselelerin temelden yanlış olan bir

zihniyetten kaynaklandığı artık görülen bir gerçektir. Her konunun bir seçim

malzemesi yapılması hizmet kalitesini düşürmektedir. Yanlış uygulama ve

söylemler, bu konuda ciddi bir negatif enerji birikimine neden olmaktadır.

Çözümü noktasında ise, başka bir zihinsel dünyaya geçiş gerekmektedir. Geçmişin

ve bugünün hatalarından ders çıkartarak daha iyi, daha müreffeh bir Türkiye nin

kapılarını açmak için, ülke yönetiminin karar mercileri demokratik yoldan

şefkatle ele almak gerekiyor.