Kaynak tartışmalarının gölgesinde girdiğimiz seçim
atmosferinde, seçmenin kafasını karıştırmak, zihinleri dönüştürmek ve iki
partili bir sandık sonucuna endeksli yarış oluşturmak için çabalayanların,
medya üzerinden algıları nasıl yönlendirmeye çalıştığını ibretle izlemekteyiz.
Hâlâ, yapacağız, edeceğiz, Türkiye yi uzaya fırlatacağız aforizmalarında
bulunanlar. Gerçekten gülmemek elde değil. AKP kesintisiz olarak kaç yıldır
iktidarda 13 yıldır, bu ülkenin sosyo kültürel, ekonomik ve hukuksal nitelikte
hangi yarasına melhem oldu Geçtiğimiz günlerde işlerini tasfiye etmek zorunda
kalan bir esnafla sohbet ediyordum. 13 yıldır yol yaptılar, patladı. Asfalt
yaptılar, çöktü. Kaldırım yaptılar, deldiler yerine yenisini yaptılar. Millet
geçinmenin derdinde. Bu insanlar bu memlekette duble yolları mı kemirecekler
diye sitayişle haykırıyordu.
Merkez Bankası dolu diyorlar, millete hayrı var mı Dolar
aldı başını gidiyor, piyasaya göstermelik üç beş milyon dolar satıyorlar, dolar
vampirleri zaten Merkez Bankası nın açacağı ihaleyi dört gözle bekleyip,
satılan rakamları anında ceplerine indiriyorlar. Küresel eşkıyaların, küresel
para babalarının ülkemiz üzerinde oynadığı oyunlara verebilecekleri bir
kuruşluk cevapları bile yok, tedbirleri yok. Sonra da kalkmışlar diyorlar ki,
Doların yükseliş trendi dışarıdaki dalgalarla ilgilidir Yok bir de içerideki
dalgalarla ilgili olsaydı!
İşsizlik tavan yapmış durumda. Yüzde 10 luk kritik eşik
aşıldı. Ki, bu yüzde sadece TÜİK in tespit edebildiği işsiz sayısı. Bize göre
bu rakam, yüzde 20 nin bile üzerindedir. Çalışacak yaşta olan, çalışması
gereken, evine ekmek götürmesi icap eden her 5 kişiden birisi işsizdir.
Atanması gereken insanlar atanamamıştır. KPSS ler şaibelidir. Yargı tel tel
dökülmektedir. Bir mahkemenin Salın diye ferman buyurduğu bir karara, diğer
mahkeme Durun diye karşı çıkmaktadır. Bu garabet tahliye bilmecesine bir
yandaş medya figüranı da bas bas bağırıyor: Devlet, devletliğini yapsın
Yahu, devlet dediğimiz aygıt, onun dümenindeki iradeyle var olan, onun direnç
kolonlarını oluşturan tüm değerlere, sistemlere ve yönetimsel mekanizmalara
kendi rengini veren, geminin rotasını sağ ve salimen ekonomik, kültürel,
hukuksal, sosyal nitelikteki sahillere götürebilen Kaptan olabilme
iradesidir. Sanki geminin dümeninde başkaları oturuyor da, ortaya kendilerini
rahatsız eden bir şey çıkmış gibi avaz avaz bağırıyor. Son üç yıldır ekonomi
patinaj yapıyor. Yandaş medya, bu hazin gerçeği kamuoyuna duyurmamak,
hissettirmemek için var gücüyle, Örtme operasyonu yapıyor, ama gerçekler ayan
beyan ortada. Bir televizyon programında Ali Babacan, büyüme rakamlarının
durmasıyla ve 2008 döneminden sonra yüzde 8 lik büyüme rakamlarımızla ilgili
itiraf niteliğinde mealen şunları söylüyordu: O dönemdeki büyümemiz, iç piyasa
şartlarıyla oluşmuştu. İç tüketim çok iyiydi. Dışarısının krizi bizi pek
etkilememişti. Ama bu dönemde özellikle kredi kullanımı, krediler dolayısıyla
çok büyük bir cari açık da vermek zorunda kalmıştık Yani, demek istediği şu
Yüzde 9 büyüdüğümüzde, içerdeki insanlara, bol bol kredi pompaladık Ev
aldırdık, araba aldırdık, tüketici kredisi, iş kredisi açtık. Ödemesinin kaç
sene olduğu belli olmayan bu krediler dolayısıyla herkes geleceklerini ipotek
altına aldılar. Cari açık da dolayısıyla büyüdü. Ekonomi büyüdü ama sanal
büyüdü, geleceğimizden çalarak büyüdü. Ve şimdi geldik zurnanın zart dediği
yere Dışarıya bir şey satamıyoruz, içeride tüketim yapamıyoruz. Bundan sonra
Merkez Bankası ağzına kadar dolu masalı anlatsanız ne yazar! Doluysa dolu,
elbet bir gün harcanmayacak mı