Kuşkusuz insanlar acı çekmek istemezler. Hele konfora
alışanlar asla! Rahatlık gibisi var mı İnsanın bedenini ve ruhunu rehavete
götürür. Acı çekmek için daima olmasa da büyük ölçüde hata yapmak, yanlış
yapmak gerekir. Yanlış kararlar hataları hatalar da acıları besler. Fakat bir
de zevk uğruna zor duruma düşmek, sıkıntı çekmek; acılara davetiye çıkarmak
demektir.
Acı/lar büyük, önemli, vahim hataların birer süreç ve
sonucuna bağlı olsa da bilgisizliğin de bu tabloda önemli bir katkısı vardır.
Zira bilgisizlik korkuları açığa çıkarabilir. Endişenin de sezginin de boş vehimlerin
de korkuda payı vardır. İnsan bilmediği şeyden tedirgin olur. Korkar da.
Korkular, insanların hata yapmalarına sebep olduğu gibi itidalli olmalarını da
sağlayabilir. Bilen insan ise kendini güvende hisseder. Pozitif duygular,
fikirler de rahatlık, özgüven ve sevinç verir. Sevinç duygusu olumlu durum
bitene kadar devam eder. Bilmek insana çok şeyler katar. Bilen okuyan, düşünen
kendini geliştirir. Başkalarına da özgüven, tevazu sayesinde zararı dokunmaz.
Büyük düşünür. Fakat acı çeker.
Çok bilmek küçük hataları yok etse de güven verse de
rahatsız eder.
Bütün mesele elbette kâinatı, insanı ve hayvanlar âlemini
tanımaktır. Sorunlar karşısında da aklı iyi kullanmaktır. Bu anlamda tedbir
almak ve çözüm yolları aramak problemi yok etmek anlamına gelir. Bilmek her ne
kadar bazı durumlarda acı verse de tedbir alınmasını da hatırlatır. Teşhis,
tedbir ve sorunu izole etme, giderme acıların yaşanmasını engeller.
İnsan hayatı zekâyı zamanında ve gerektiği gibi ekonomik
kullanamamaktan dolayı içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Bazı insanlar problem
bazı insanlar ise çözüm üretir. Hayata bakış açısı ya çözüm üretir ya da
çözümsüzlük. Çözüm üzerine ne kadar kafa yorulursa yorulsun bazen çözümler de
çözümsüzlüğü doğurur. Çözümde de ötelemeye dikkat etmek gerekir. Her fikrin,
her davranışın, her atılımın şümullü olarak uzun vadeye göre hareket
edilmediği, fikirleri barındırmadığı sürece ne kadar pozitif düşünülürse
düşünülsün sonuç olumsuz olacaktır. Çözüm üzerine düşünmeyi, kafa yormayı
zamana bırakmak hem sorunu halledebilir hem de o sorunun daha da içinden
çıkılmaz bir hale getirebilir. Ancak irade gösterildiğinde çözülemeyecek
altından kalkınmayacak hiçbir şey yoktur. Çözüm üretilebilecek çok basit
durumlarda dahi işin içinden çıkamayanların durumu kaçamak yapan insanlara
benzer. Netice de çözümsüzlük acıların yaşanmasını da sağlayabilir. Her insan
acılara göğüs geremez. Zira insanlar çeşit çeşittir. Kimi insan en ufak bir
ahvalde başının sıkıştığını hisseder. Bunu kendine problem eder. Bazıları ise
problem ne kadar büyük ve çetrefilli olursa olsun kendine dert etmez. O
meselenin de üstesinden gelir. Hem de serinkanlı olarak. Acele etmeden.
Sakince. Meselenin özü de sorunu çözmek olduğuna göre bunun da bir yöntemi var
olmalıdır.
Acılar çeşit çeşittir. Kimisi büyük kimisi de küçük.
Büyük acılar küçük acıları unutturabilir. Önemsiz denilebilecek derecedeki
acıların hissedilmesini engeller. Büyük acıların kaybolmasında bir de
bakmışsınız ki en küçük dertler ve sıkıntılar bile büyük acı vermiştir.
Atasözünde olduğu gibi; acı, acıyı bastırır. İnsan acıya zor da olsa dayanmaya
çalışır. Ancak ölümden bir o kadar da zordur. Acı çekmek cesaret ister, dayanma
gücü ister, moral ister. Sabır ister. Bugün yapılan hataların cezası zamanla
çekildiği de olur. Dolayısıyla dünün zevklerine, neşesine bağlı hatalarının
acısını bugün çekeriz. Bugün görmediğimiz, kontrolünde olmadığımız
davranışlarımız zamanı gelince bize büyük azap verebilir. Genç iken insan
çektiği bütün acıları göğüsler de yaş haddini bulunca naçar kalır. Zira güç,
kuvvet kesilmiş, takat kalmamıştır. Aynen insanın bu dünya da hakkaniyet
ölçüsünden uzak zevk ve sefa içinde yaşadığı gibi Bilinmelidir ki her gidişin bir dönüşü her
yokuşunda bir inişi vardır. Geçmişte çekilen acılar eğer bugün tekrar
edilmiyorsa tecrübe insana çok şey vermiş demektir. Bir insan bildikten,
öğrendikten, sevdikten sonra daha çok acı çeker. Bazı acılar dilsizdirler
yürekte yaşarlar. Henüz yeterli bilgi ve birikime, fikir ve duyguya sahip
olmadığınızda bir yakınınızın çektiği acıya sebebiyle belki biraz gözyaşı
dökebilirsiniz. Ancak sevdiğiniz o kimsenin ardından yıllar sonra ne kadar
gözyaşı dökseniz de bunun bir yararı olmaz. Ve bu durum sizin içinizdeki acıyı
büyültür. O kişiye duyulan özlem ve sevginin eşdeğeri niteliğindedir o acı.
Acılar insanı olgunlaştırır. Amenna, ancak insan öyle bir
şey yapabilmelidir ki gençliğinde çektiği acı ilerleyen yıllarda karşısına bir
sevinç olarak gelebilsin. Hülasa acı çekmek istenmiyorsa, acı çekenler
unutulmamalıdır.