Açgözlülerin çaresizliği!..

Abone Ol

Bir yandan içeride ve dışarıdaki olumsuz siyasi gelişmeler, diğer yandan ağırlaşan ekonomik sorunlar kafaları karıştırıyor. Durum böyle olunca herkesin dengesi iyice bozuluyor. Dostla düşmanı birbirinden ayırt etmek fırsat ile tehlikeyi gerçekçi bir şekilde algılamak pek mümkün olmuyor. Gündem çok hızlı değişiyor, acil olmayan sorunlar ihmal ediliyor, sürdürülebilir olmadığı kesin olan yaklaşımlarla gün kurtarıldıkça geleceğimiz üzerindeki ipotek büyüyor. Sanki şuursuz ve istikrarsız davranma eğilimi sistemli bir şekilde teşvik ediliyor. Gaz-fren tartışmasında kimin haklı olduğu anlaşılamadan konunun kapanması, vergi ayarlamaları ve enerji zamları ile halka fedakarlık şerbetinin zorlanması toplumsal irade zaafiyeti olarak tescil edildi. Halktan ve adaletten uzaklaşma yönündeki tehlikeli eğilim iyice güçlendi.

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından hesaplanan Eylül ayı enflasyon rakamları geçtiğimiz hafta içinde açıklandı. Gördük ki yılın ilk dokuz aylık döneminde tüketici fiyatlarında yaşanan artış sadece yüzde 3.34 olmuş. Söz konusu üç çeyrekli dönemde gıda ve alkolsüz içecekler grubundaki artış ise yüzde 0.75 olarak gerçekleşmiş. Üretici fiyatları da buna benzer bir seyir sergilemiş. Durum böyle olunca insan sevinsin mi yoksa üzülsün mü şaşırıyor; bu şekildeki duygusal tepkiler ise hiç bir şeyi düzeltmiyor. Yukarıdaki rakamlar ücretli ve emekli kesimlerin alacağı zamda belirleyici olacak... Ancak son yapılan enerji zamları sabırları taşırıyor: Son altı ayda doğalgaza yapılan yüzde 18.75 ve yüzde 9.8lik, toplamda yüzde 30.35lik zammı düşününce gülümsemek ve iyi şeyler söylemek imkansızlaşıyor. Siyasi irade çıraklık döneminde enerji fiyatlarına zam yapmaktan olabildiğince kaçınmıştı, fakat ustalık dönemlerinde durum değişti!..

Bu aşamada sormak gerekiyor: Bütçe dengesindeki bozulmayı düzeltmek adına geniş kesimlerin dengesini alt üst etmek çözüm müdür Bindiği dalı keserek çözüm ürettiğini iddia edenlere ne kadar güvenebilirsiniz Son on yılda yapılan fedakarlıklar doğru adrese gitti ise durumun düzelmiş olması gerekmez miydi Eğer hala yeni fedakarlıklar isteniyor ve böyle devam edecek ise daha öncekiler nereye gitti .. İçeride ve dışarıdaki iktidar sahipleri bu tür sorulardan hoşlanmıyor ve tartışılmasını istemiyor; çözüm dikkatleri başka tarafa çekerek gündemi değiştirmekte aranıyor!

Gerek üretici gerekse tüketici fiyatlarında, 2012 yılının ilk dokuz ayında yaşanan gelişmeler ekonominin durgunlaşmaya devam ettiğini bir şekilde büyümeye devam ettiğini söylüyor. Bu durumda bütçe gelirlerinin azalması ve açığın büyümesi normaldir; fakat görüntüyü kurtarmak için tüketim ve üretim cephesinden kamuya kaynak transferi yapmak kesinlikle çözüm veya tedbirli olmak değildir. Bu yaklaşım kısa vadede durgunluğu derinleştirmek veya net sermaye girişi olur ise sorunları iyice ağırlaştırmak anlamındadıdr. Başka bir deyişle yanlış yapanları ödüllendirmek ve doğru yapanarı cezalandırmaktır; orta-uzun vadedeki sonucu ise büyük istikrarsızlıktır, yıkımdır...

Suriye politikası ekonominin durgunlaşmasına, üretici ve tüketici fiyatlarındaki artışların sınırlı kalmasına, geniş kesimlerin sorunlarının ağırlaşmasına katkı yapmıştır. Yine aynı sebep kafaların karışmasını susarak da olsa yanlışlara eyvallah denmesini kolaylaştırmıştır. Ekonomide değişmeye zorlaması, frene basılması ise aynen devam etmesi olasılıklarını güçlendirmektedir. Her ihtimalde çözüm yoktur ve maliyet fedakarlık faturası şeklinde halka çıkaracaktır. Çaresizlik arttıkça bir şeylerin düzelmesi, istikrarın geri gelmesi en olmayacak gelişmedir. Çaresizliği besleyip büyütecek tercihlerde ısrar etmek, Halka ve Hakka ihanettir; açgözlülerin çaresizliğidir, inançsızlıktır...