Aceleye Gelmiş Gibi!

Abone Ol

İktidar sözcüleri “ Sosyal Konut Projesi”ni açıklarken oldukça iddialı cümleler kurmaktan çekinmiyorlardı!
Mesela “asrın projesi” diyorlardı!

Ve de bütün dünyanın projeyi “hayranlıkla izlediğini” ileri sürüyorlardı!
Evet, iktidar sözcüleri oldukça iddialı cümleler kuruyorlardı ama yapılan açıklama sonrasında yaşananlar, proje üzerinde “sanki aceleye gelmiş gibi” bir havanın oluşmasına yol açtı!
Mesela Cumhurbaşkanı’nın verdiği fiyatlar ile TOKİ başkanı tarafından verilen fiyatlar arasında farklılık olduğu görüldü!

Çok geçmeden taksit ödemelerinin konutlar teslim alındıktan sonra değil, sözleşme yapıldıktan sonra başlayacağı ilan edildi.

Bu da yetmemiş gibi konut ve işyeri fiyatlarının her şehirde farklı olacağı duyuruldu!
Açıkladıkları “Sosyal Konut Projesi” ile muhalefete hava basmaya çalışanların içine düştüğü bu durum hoş değil!

Madem “asrın projesi” gibi iddialı bir tanıtıma gidilecekti, o zaman her şeyin önceden en ince ayrıntısına kadar hesap edilmesi gerekmez miydi?

Hiç şüphesiz yetkililer tarafından yapılan açıklamalar birbirini tekzip eder nitelikte olmamalıydı!
Tekzip değil, elbette teyit eder nitelikte olmalıydı ama olmadı! Demek ki iş aceleye gelmiş dedik!
Bir türlü rayına oturtamadıkları ekonominin verdiği sıkıntı ile çareyi böyle bir projeyi devreye sokmakta bulmuş olmalılar!

Alelacele hazırlanan proje ancak bu kadar olur!
Allah-u âlem “hele bir yola çıkalım, eksikleri yolda tamamlarız” denilerek kollar sıvanmış ve proje açıklanmış.

Şimdi yaptıkları bu!
Bakalım daha neler değişecek, daha hangi şartlar açıklanacak?
İktidarın en bariz özelliklerinden biri ne yaparsa en büyüğünü yapma sevdası! Sosyal Konut Projesi olarak açıklanan proje de bu mantıkla devreye sokulmuşa benziyor.

En büyüğünü yaparak tarihe bir not düşmek istemiş olabilirler.
En büyüğü yerine ihtiyaç kadarını yapmaya başlasalar belki birçok sorunun ortaya çıkmasının önüne geçmiş olacaklar.

Ama bu “en büyüğü yapma” sevdasından kendilerini bir türlü kurtaramıyorlar. Bu mantıkla köprüler yapıyorlar, verdikleri geçiş garantisini sağlayamıyorlar. Havaalanları yapıyorlar, uçak inip kalkmıyor. “Akıbetimiz hayrola” diye dua etmekten başka elimizden bir şey gelmiyor.