Abi, büyük zam geldi! Ücreti öderken yanlış anlaşılmasın!

Abone Ol

Türkiye çapında iyi bilinen bir marka…

Süt ürünleri satıyor. Zincir market. Bazı satış yerleri geniş ve kahvaltı da veriliyor, kafe konseptinde…

Neyse…

Birkaç gün önce…

Süt ve peynir almak için girdim dükkâna. Her zaman gittiğim yer. Öyle olunca personelle neredeyse akraba oluyorsunuz, tanıdık oluyor.

Uzandım, reyondan bir küçük kalıp peynir aldım, bir litre de günlük süt.

Ama, o da ne!

O zamana kadar yapmadığı bir şeyi yaptı görevli; kurşun hızıyla yanımda bitti ve şunları söyledi:

- “Abi, kusura bakma, söylemek zorundayım! Süt ürünlerine büyük zam geldi! Ücreti öderken yanlış anlaşılmasın…”

Allah, Allaaah! Bu da nereden çıktı?

Bu yaşıma geldim, ilk kez böyle bir şeyle karşılaşıyordum!

Kasaya gittim. Adam ücretleri söyledi; günlük süt çok yakın zamana kadar 7-8 TL iken (bence bu fiyat bile çok fazla) aniden 15 TL olmuştu. Peynirin fiyatı da yüzde yüz zamlanmıştı…

***

Bir not daha; un mamulleri satan bir dükkâna girdim. Bildiğimiz fırın ekmeğinin 2 katı büyüklüğünde çift ekmek. İki ekmek bir arada… Fiyatını merak ettim. Herhalde dedim 5-6 TL falandır. Hadi, pahalılık da var, olsun olsun da 8-9 TL olsun! 

Kaç para olsa beğenirsiniz; tamı tamına 15 TL…

İşte size iki Türkiye manzarası…

TEMEL BEY’İN ANLATTIĞI ANEKDOT YA DA TAM ŞİMDİ!

Birkaç yıl önceydi. Sanıyorum pandemi henüz başlamamıştı. Gazetecilerin de yoğun katılımının olduğu bir toplantıydı.

Not almışım; Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu şu anekdotu anlatmıştı.

“Erbakan Hocamız bir gün ekonomi alanında önemli isimlerden Korkut Boratav’ın davet edilmesini ve kendisini dinlemek istediklerini ifade etti. Korkut Bey, kendisini davet eden arkadaşlara, “Benim fikirlerim, düşüncelerim sizden tamamen farklı. Bir yanlışlık olmasın, sakın!” mukabelesinde bulunmuş. Korkut Boratav’ın bu tepkisi iletildiğinde Erbakan Hoca şunu söyledi: “İyi ya! İşte biz de onun için davet etmek istiyoruz. Bize, farklı görüşleri dile getirecek isimler lazım…” Sanıyorum, bilahare Korkut Boratav Bey geldi ve Erbakan Hocamızın da bulunduğu bir ortamda görüş alışverişinde bulunuldu…”

***

Ekonominin geldiği nokta belli. Göstergeler pek iyi değil! Pek değil, iyi değil!

Böyle bir konjonktürde ne yapılması lazım? Siyasi görüşlerine bakılmaksızın iktisat ve ekonomi alanında bilinen isimleri yuvarlak masa etrafına toplamak gerekir. Bunu yapacak olan da iktidar… 

Bence yapması lazım. Külliye’de yuvarlak masa ve Türkiye’nin önde gelen iktisatçıları ekonomistleri… Bence siyasi görüş ve düşünceleri farklı da olsa her isim bu toplantıya/toplantılara iştirak eder ve görüşlerini ifade eder. Güzel de olur!

Temel Karamollaoğlu’nun anlattığı anekdotun esprisi esasen tam da şimdi geçerli.

Peki, ya sizce!

ANLAYANA SİVRİSİNEK…

hayatında anlam yoksa bir insanın

bir anlamı var sayılmaz hayatın

ben de anlamam bir şey sen de anlamazsın

eğer bu çıkarsama doğruysa

insan anlaşılmadan hayatı anlaşılmaz insanın

SELAMİ GÜDER

selamiguder@gmail.com

BUHARLAŞTIRILAN KURUM; DPT!

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, iktidara geldiklerinde yapacakları işlerden ilkinin, Devlet Planlama Teşkilatı’nı (DPT) yeniden aktif hale getirmek olacağını açıkladı.

Yarım asır boyunca Türkiye’de ekonomik ve sosyal hayatın dizaynında birinci derecede etkili olmuş ancak “buharlaştırılan” bir kurum DPT, (Devlet Planlama Teşkilatı).

Tam da burada çarpıcı bir enstantaneden bahsetmek istiyorum;

* 2011 yılları idi… DPT’nin 50. yıl anısına özel bir şirket tarafından bir belgesel hazırlandı... Devlet kasasından o zamanın parasıyla yaklaşık 100 bin TL harcanarak…

* Ama altında tam anlamıyla trajikomik bir öykü yatıyordu, bu belgeselin...

* DPT belgeseli aslında vardı ama yok gibi bir şeydi… Nasıl oluyordu da böyle oluyordu! Şöyle ki; DPT belgeseli büyük bir heyecanla tam da kamuoyuna sunulacakken ilginç bir gelişme yaşandı; AKP iktidarı Kanun Hükmünde Kararname ile bakanlık yapılarını kökten değiştirdi... Bu arada ülkenin en köklü kurumlarından biri olan Devlet Planlama Teşkilatı da buharlaştı…

* Bu gelişmenin ardından, DPT’den sorumlu olan Bakan Cevdet Yılmaz ve kurmayları, ‘Yanlış algılanır’ gerekçesi ile bu belgeselin ‘yok hükmünde’ olmasını kararlaştırdı.

***

DPT’nin görevlerinden biri de, maliye, para, dış ticaret vb. politikalarının kalkınma planı ve yıllık programların hedeflerine uyum içinde uygulanması konusunda hükümete danışmanlık yapmaktı.

DPT’yi sistemden çıkarmak doğru bir karar mıydı, acaba? Değildi. Neden mi? Anlatayım;

* Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı dönemi… Bakan Albayrak, “Yeni program bünyesinde kurulan Maliyet ve Dönüşüm Ofisi için uluslararası yönetim şirketi McKinsey ile çalışmaya karar verdik. 16 bakanlıktan temsilcilerin bulunduğu bu ofis, tüm hedeflerimizi ve sonuçlarımızı her çeyrekte kontrol edecek” dedi.

* Benzer bir işi çuval dolusu paralarla başkalarına yaptıracağımıza, kendi kuruluşumuz olan Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) gibi köklü bir kurum yapsaydı daha iyi olmaz mıydı?

* Keşke, DPT’yi muhafaza etmenin ve ‘planlama’nın yanı sıra ‘denetim’ ve ‘strateji’ alanlarında da ülkeye/ülkelere yön veren/verecek kurum ve kuruluşları inşa edebilseydik… Keşke…

MEHMET YILMAZ ABİYE RAHMETLE…

* Koltuğunun altındaki dosyalarla sık sık gelirdi gazeteye… Gelemediği zamanlarda da telefonla mutlaka arardı…

* Geriye baktığımda ince siyasi esprilerini, güler yüzünü, tebessümünü, biraz çekinik ve mahcup tavrını hatırlıyorum…

* Son derece çarpıcı analizleri, yorumları vardı. Sıkı bir arşive sahipti. Çok okurdu, iyi takip ederdi. Tam bir gönüllü eğitimciydi.

* Millî Görüş, Saadet Partisi, Erbakan Hoca ve Millî Gazete… Tüm bu değerler, dünyasında apayrı bir yere sahipti.

* Bir özelliğini daha söyleyeyim; hep şıktı, tertemiz ve güzel giyinirdi. Elbiseleri her zaman ütülüydü, ayakkabıları pırıl pırıldı…

***Adı, Mehmet Yılmaz… Emekliydi… Saadet Partisi Küçükçekmece İlçe Başkanlığı idare amiriydi, uzun yıllar boyu...

Yunanistan İskeçe’den 1950’li yılların ortasında Türkiye’ye gelip Bursa’ya yerleşen ‘muhacir’lerden.

Mehmet (Yılmaz) abi, geçtiğimiz gün 71 yaşında ahirete irtihal eyledi. Bu dünyadaki yolculuğunu tamamladı.

Dualarla, tekbirlerle ebediyete uğurlandı.

Rabbim mekânını cennet eylesin. Peygamberimiz Efendimiz’e (s.a.v.) komşu olsun. Amin.

Güzel insanlar beyaz atlara binip gitmeye devam ediyor…

Sohbetini, muhabbetini, hararetli analizlerini, elinde dosyalarla, gazete kupürleriyle kapıdan girişini çok özleyeceğim…

Rahmet diliyorum…