"Ben, Resûlullah (sav)‘a biat ettim. Bugüne değin biatimi ne bozdum ne de değiştirdim. Hiçbir fitneciye biat etmedim... Hiçbir mümini de yattığı yerden kaldırmadım."
Bu sözleriyle, seksen yıldan daha uzun süren ömrünün tamamını özetleyen Abdullah İbn Ömer, babası Hz. Ömer‘in Resulullah‘ın en yakın dostlarından olması sebebiyle, çok erken yaşlarında adamlar hanesine yazılmış mübarek bir sahabidir.
Abdullah İbn Ömer‘in meziyetleri ve faziletleri elbette çoktur. İlim, tevazu, vicdan ve davranış doğruluğu, cömertlik, takva, iba-dete devamlılık ve örnek edinmede kararlılık, bunlardan sadece bir kaçıdır. İbn Ömer, bütün bu fazilet ve hasletlerden meydana gelmiş benzersiz şahsiyetiyle, temiz ve dürüst hayat yaşamıştır. O, babası Ömer Bin Hattab‘tan birçok hayrı öğrendiği gibi, babasıyla birlikte Resûlullah‘tan da bütün hayrı ve bütün yüceliği öğrenmiştir.
Hep, ‘ilk hal‘ üzerine bulundu!
Abdullah İbn Ömer, uzun ömrünü bu sağlam dostluk üzere geçirmiştir. Hatta bir zaman gelmiş ki salih bir Müslüman dua ederken söyle demiştir: "Ya Rabbi! Bana bakacaklarından Abdullah İbn Ömer‘i bı-rak ki ona uyabileyim. Ben ilk hal üzere kalan ondan başka hiç kimseyi bilmiyorum"
Dünyayı duvara asan adamlardan biriydi
Abdullah İbn Ömer‘in son dönemlerinde dünya, Müslümanlara gülmüş, mal dolup taşmış, makam ve başkanlıklar da çoğalmıştı. Mal ve makama düşkünlük bazı mümin kalplere de girmeye başlamıştı. İbn Ömer gibi bazı sahabiler, zühd, takva ve büyük mevkilerden kaçınma konularında kendileri örnek olmak suretiyle mal ve makama düşkünlük fitnesine karşı koyma bayrağı açtılar. İbn Ömer, gecelerin dostuydu, geceleri namaz kılarak geçirirdi. Seherlerin de dostuydu. O, seherleri istiğfar getirerek ve ağlayarak geçirirdi. O, gençliğinde bir rüya görmüş ve Hz. Peygamber bu rüyayı, gece namazı kılmayı, Abdullah‘ın emellerinin son noktası gıpta ve sevincinin sebebi haline getiren bir şekilde yorumlamıştı.
Resulullah‘ı taklitte yüksek titizlik!
Abdullah İbn Ömer, babası Hz. Ömer gibi, Allah‘a ve elçisine en güzel bir şekilde iman etmiş-tir. Hz. Peygamber‘in yolunu takip konusunda, gösterdiği yüksek titizlik, onun ahlakının tam resmidir. Hz. Peygamber‘i her konuda titizlikle inceler, dikkatle takip eder ve hemen her konuda Allah Resulü ne yapıyorsa, o da kendisini nezaket ve alçak gönüllülükle ona benzetmeye çalışırdı.
Sözgelimi Resûlullah (sav) bir yerde namaz kıldığı zaman Abdullah İbn Ömer de aynı yerde namaz kılardı. Resûlullah (sav) herhangi bir yerde ayakta dua ettiğinde, muhakkak İbn Ömer de gidip orada dua ederdi. Resûlullah (sav) bir yerde oturarak dua ederse, Abdullah da Resulullah‘a uyarak oturarak dua ederdi. Meselâ, bir gün Resûlullah (sav) bir yolda, devesinden inip iki rekât namaz kılmışsa, İbn Ömer de bir yolculuk sebebiyle aynı yere uğramışsa orada durur ve iki rekât namaz kılardı.
Şöyle anlatılmıştır: Bir gün, Resûlullah (sav)‘ın devesi, Mekke‘de bir yerde iki defa döndükten sonra Resûlullah (sav) orada inip iki rekât namaz kıldı. Deve bunu, kendisine çökeceği yeri hazırlamak için kendiliğinden yapmış olabilirdi. Ama Abdullah İbn Ömer bir gün bu yere gelir gelmez devesini orada döndürmüş, sonra onu çöktürüp ve aynen daha önce Resûlullah (sav)‘dan gördüğü şekilde Allah rızası için iki rekat namaz kılmıştır.
Onun bu konuya çok önem vermesi müminlerin annesi Hz. Aişe‘yi de duygulandırmış ve Hz. Aişe Validemiz onun hakkında şöyle demiştir: "İbn Ömer‘in takip ettiği gibi, Resûlullah (sav)‘ın odalarındaki izlerini takip eden hiç kimse yoktur."
Gece namazını terk etmedi
Kendisi o rüya hadisesini şöyle anlatmıştır: Resûlullah (sav) zamanında bir rüya gördüm. Elimde ipekten bir kumaş parçası vardı ve ben Cennet‘ten ancak, o kumaşın beni oraya uçuracağı bir yer istiyordum. İki kişi gelip beni Cehennem‘e götürmek istediler. Karşılarına bir melek çıkıp bana: "Korkma" dedi ve onlar beni serbest bıraktılar.
Kız kardeşim Hafsa, Resûlullah‘a (sav) rüyamı anlattığında Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: "Abdullah ne iyi kişidir. Keşke geceleyin namaz kılıp bunu çoğaltsaydı."
Rivayet edilmiştir ki İbn Ömer, o günden itibaren, Rabbine kavuşuncaya kadar yolculukta ve yolculuk dışında gece namazı kılmayı terk etmedi.
Hata endişesiyle Hadis rivayet etmekten korkardı
Hz. Peygamberin yoluna ve sünnetine bu sıkı ve sağlam sarılma gücüyle birlikte İbn Ömer, Resûlullah (sav)‘dan hadis rivayet etmekten çok korkardı, bütün harflerini tek tek söylemedikçe, ondan hiçbir hadis rivayet etmezdi.
Hakkında şöyle söylenmiştir: "Resûlullah (sav)‘ın ashabı arasında, hadiste fazla veya eksik yapma konusunda Abdullah İbn Ömer‘den daha çok korkanı yoktu!"
Böylece o, fetva verme konusunda çok dikkatli ve çok çekin-gendi. Bir gün ona, fetva isteyen birisi geldi. Adam, İbn Ömer‘e soru-sunu sorunca: "Sorduğun konuda benim bilgim yok" diye cevap verdi. Adam yanından ayrılıp biraz uzaklaşır uzaklaşmaz, İbn Ömer sevinç ve memnuniyetten ellerini oğuşturur ve kendi kendine şöyle der: "İbn Ömer‘e bilmediği bir şey soruldu ve o da bilmiyorum dedi."