Soğuk Savaş sonrası dönem, küresel güç mücadelesinde
yeni üçlemeleri ya da üçgen ittifakları gündeme getirmeye başlamış durumda.
Bu bağlamda en meşhur olanı ise, hiç kuşkusuz, yakın tarihe Primakov Üçgeni
ya da Primakov Üçlemesi olarak geçen zoraki ittifak arayışıdır ki, bugünkü
ABD Üçgen İttifakı nın ya da arayışlarının temelinde de aslında bunun
beraberinde getirdiği başarılı sonuçlar yatmaktadır.
Daha somut bir ifadeyle, Suriye krizi merkezli son dönem
ABD-Rusya , ABD-İran ikili ilişkilerinde yaşanan gelişmelerin temelinde de
aslında bu Üçgen yatmaktadır. Nitekim, üçgenin çarpan etkisi , ABD yi yeni
ikili ve üçlü işbirliği arayışlarına itmiş gözükmektedir.
Bu bağlamda, geleneksel ABD-Suudi Arabistan ,
ABD-İsrail ve ABD-Türkiye ikili ilişkileri ile, ABD-Türkiye-Suudi
Arabistan ittifak üçlüsünün yerine ABD-Rusya-İran üçgeninin güçlü aday,
olasılık olarak kendisini hissettirmeye başlaması, bunun bir sonucu olarak
kabul edilebilir.
O yüzden, öncelikle ABD yi böylesi bir ittifak arayışına,
bir diğer tabirle ezber bozan yeni küresel ortaklıklara iten Primakov
Üçgeni üzerinde kısaca da olsa durmakta fayda var.
Primakov Doktrini...
Sovyet sonrası dönemde, Avrasya coğrafyasındaki güç
boşluğunu doldurma ve böylece başta ABD olmak üzere, Batının bölgeye
müdahalesini engelleme noktasında Asya nın diğer iki büyük gücü olan Çin ve
Hindistan la derin bir işbirliğini esas alan bu yaklaşım, her ne kadar ABD
hegemonyasındaki tek kutuplu bir dünyaya karşı çok kutupluluğu savunuyor
görünse de, çıkışı ve dönemin şartları itibarıyla öncelikle Rusya nın güvenlik
ihtiyaçlarını ve sonrası itibarıyla da Asya da yeni bir güç olma arayışlarını
yansıtır.
Dolayısıyla Rusya açısından öncelik, ikinci dağılma
sendromunu aşmak, ittifaklara dayalı bölgesel bir güç olmak, akabinde ise
küresel anlamda çok kutuplu dünyanın sacayaklarından biri haline dönüşmektir.
Rusya bunu kendi içindeki şartların bir zorunluluğu olarak gördüğü kadar, diğer
güçlerin de ABD gücü karşısındaki bir mecburiyeti olarak da değerlendirmektedir
ki, bunda da haksız değildir. En azından, bölgedeki hiç bir gücün tek başına
ABD etkisini kırma ya da onla baş edebilme gücü söz konusu değildir.
Bu bağlamda küresel güce karşı bölgesel ittifak
arayışları kaçınılmaz hale gelmektedir ki, Rusya da bunu yapmıştır.
Rusya Federasyonunda (RF) dışişleri bakanlığı ve
başbakanlık görevlerinde bulunmuş Yevgeni Primakov un ortaya koyduğu ve kendi
adıyla anılan bu doktrin, Asyacılık ve Avrasyacılık fikirlerini birlikte
ihtiva etmesi dolayısıyla bile, Rus pragmatizmini bir kez daha ortaya koyması
açısından önemlidir.
Çok Kutuplu Sistem Modeli...
Nitekim, söz konusu doktrin, Soğuk Savaş sonrası
dünyasını ABD dışında şu güçlerle tanımlamaktadır: RF (BDT coğrafyası dahil,
bir anlamda neo SSCB), AB, Latin Amerika, Çin, Japonya ve ASEAN. Bu, bir
anlamda Rusya nın ABD fiili hegemonyasına karşı çıkarttığı, ona meydan okuyan
çok kutuplu sistem modeli dir.
Model, kağıt üzerinde kalmamış ve önce Şanghay İşbirliği
Örgütü (ŞİÖ) ardından da BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika)
ile aşamalı bir şekilde hayata geçirilmeye başlanmıştır. Nitekim bu örgütlerin
günümüzde nasıl bir rol oynamaya başladığı ve bundan dolayı da gücün Batı dan
Doğu ya doğru kaymaya başladığı söylemi çoğumuzun malumudur.
Rusya ve Çin in BMGK da sahip oldukları pozisyon, hiç
kuşkusuz modelin başarısında hayati bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.
Aynı şekilde, bu ülkelerin imparatorluk geçmişleri ve güçlü jeopolitik
konumları da burada zikredilmek zorundadır. Nitekim tarihsel kodlarına dönüş
aşamasında bulunan bu oyuncuların sergiledikleri oyun, satranç tahtasındaki
başarılı hamlelerle kendisini göstermektedir.
Rusya-Çin-İran İttifak Üçgeni...
Bu model içerisinde Rusya nın kendi çekirdek ittifak
grubunu oluşturma gayretleri de dikkatlerden kaçmamaktadır. Başlangıçta
Rusya-Çin-Hindistan ittifakı olarak ön plana çıkan bu üçlemede zaman
içerisinde Avrasyacı eğilimlerin ağırlık kazanmaya başlaması ve bu kapsamda
İran ın ortaya çıkan rolü, karşımıza Rusya-Çin-İran üçlüsünü çıkarmış
bulunmaktadır ki, bu üçgenin Suriye krizinde ortaya koyduğu performans, Arap Baharı
sürecini ve daha genel anlamda BOP u önemli ölçüde etkilemiştir.
Ezberleri Bozma Vakti...
Dolayısıyla, ABD nin son dönemde bir takım iç ve dış
tepkilere rağmen Rusya ve İran bağlamında attığı adımlar, bir zorunluluğun ve
yeni bir oyunun somut göstergeleri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Peki, ABD nasıl bir yeni oyun geliştirmektedir ABD
Üçgeni ya da Dörtgen i neleri hedeflemektedir Ne tür yeni ittifaklar
öngörülmektedir Daha da önemlisi, Türkiye bunun neresindedir