BAŞLIKTAKİ iddia ile bilinmeyeni dile getirmediğimi
biliyorum. Aslında başından beri Suriye de yaşanan gelişmeler Irak ın
tekrarından ibaret. Sadece bir farkla, Irak ta Saddam dan kurtulmak söz
konusuydu. Suriye de aynı hedefe Esad ı koruyarak ulaşılmak isteniyor. Irak
işgalinin ardından ortaya çıkan tek gerçek, Kuzey Irak Bölgesel Kürt
Yönetimi dir. Bunun ötesinde işgal öncesi tüm söylenenlerin yalan ve gerek
mahalli toplumu gerek dünya kamuoyunu aldatmaya yönelik olduğu işgalin hemen
ardından netleşti. Buna rağmen dünyanın işgalcilerden hesap sormak gibi bir
hamlesi olmadı. Hesap sorulabilir miydi diyerek güce teslim anlamına gelen bir
yaklaşım doğru olmaz. Böyle bir yaklaşım sadece güçlülere destek anlamına
gelir. Suriye de hiçbir çatışma yokken, hatta Türkiye ile Suriye ortak bakanlar
kurulu toplantısı düzenlerken birdenbire çatışmaların başlaması, bu hamlenin
hemen ardından hedefin Esad olduğu, Suriye de Esad zulmüne son vermek için bu
çatışmaların başladığı iddialarının kısa süre sonra yalan olduğu ortaya çıktı.
Muhalif güçleri destekleyenlerin başında gelen ABD nin Esad ı devirmek gibi bir
niyetinin olmadığı görüldü. Bir adım daha ileri atılarak Rusya nın Esad ın
yardımına sevk edilmiş olması Suriye de ABD, AB ve Rusya nın Esad sız bir Suriye hedefinin olmadığı, ancak
Suriye nin parçalanması ve Irak ta olduğu gibi burada da bir Bölgesel Kürt
Yönetimi oluşturulmak istendiği çatışmalar başlayana kadar adından hiç söz
edilmeyen bir örgüt PYD (YPG) ortaya çıkması/çıkartılması niyeti ortaya
koyuyordu. Kim çıkarttı diye düşünmenin alamı yok. Başta ABD olmak üzere AB ve
Rusya nın bu örgüte destek verdikleri düşünüldüğünde Irak ta olduğu gibi
Suriye nin parçalanması için Haçlı ittifakının birlikte hareket ettiği görüldü.
Bu noktada son iki gün içinde medyaya yansıyan bazı
haberleri hatırlatmakta yarar var. İlki MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ın
grupta yaptığı konuşmada dile getirdiği iddiadır. Vural a göre ABD Başkan
Yardımcı Bidan ın Türkiye ziyareti ve bu ziyaret sırasında gerçekleştirdiği
görüşmeyle ilgilidir ve Vural, bu ziyaretlerin, Türkiye deki taşeronlarla
kurulacak 4 parçalı Kürdistan devletinin temellerini atmak için yapıldığını
söylüyor. Bu iddianın aslında doğruluğu konusunda fazla bir tereddüt yok.
Sadece hangi şartlar, kimlerin aracılığı ile ve ne zaman gerçekleşebileceği
hususunda farklı görüşler dile getirilebilir. Çünkü 4 parçalı Kürdistan ın ilk
parçası Irak ta fiilen hayata geçilmiş resmen olmasa bile başta Türkiye olmak
üzere uygulamada tanınmış durumdadır.
Bir başka haber ise Suriyeli muhaliflerin açıklamalarına
dayandırılmaktadır. Haberde Suriyeli muhaliflerin ABD Dışişleri Bakanı
Kerry nin kendilerine, Esad ın ulusal birlik hükümetinin bir parçası olmasını
kabul etmek zorunda kalabiliriz dediğini belirtiyorlar.
Tüm bu bilgiler ışığında PYD nin Cenevre Görüşmeleri ne
Türkiye nin tavrı sebebiyle resmen davet edilmemiş olmasına bakarak Suriye de
sömürgeci güçlerin bir Kürt bölgesi oluşturulması fikrinden vazgeçtiklerini
düşünmek yeni bir aldanmanın zeminini hazırlar. Son bir alıntı ile yazımı
noktalamak istiyorum:
ABD; PYD nin resmi katılımı olmamakla birlikte, BM
Temsilcisi nin müzakerelerin uygun bir döneminde PYD ile danışmalarda bulunması
gereğine dikkat çekiyor.
Bu alıntıyı ABD Başkan Yardımcısı Biden ın ziyareti
sırasında yapılan görüşmelerle ilgili haberden yaptığımı belirtmekte yarar var.
Yani, resmi söylemler ile kapalı kapılar ardındaki müzakereler büyük farklılık
arz ediyor.