AB’den Dürüstlük Beklemek(!)

Abone Ol

Gerek AB, gerek NATO ile ilişkilerimizde samimi bir yaklaşım görmüyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan AB’nin Kıbrıs’la ilgili olarak dürüst davranmadığını söylemiş. Hemen belirteyim ki, gerçekçi bir değerlendirme. Ancak Türkiye’ye karşı Avrupa Birliği dürüst davranmıyor değil, hemen her konuda taraf oluyor. Kısacası, Türkiye ile AB üyesi ülkeler arasındaki ilişkilerde zaten AB’den dürüst bir tavır beklemek kendimizi kandırmanın ötesinde bir anlam ifade etmiyor. AB, Türkiye söz konusu olduğunda dürüst davranmıyor değil, ABD de dürüst davranmıyor. Yıllardan beri yaşananlar değerlendirildiğinde Haçlıların bir Müslüman ülke ile sorun söz konusu olduğunda dürüst bir diğer ifadeyle tarafsız olmaları, adil bir tavır sergilemeleri söz konusu değil. Sıkça dile getirdiğim gibi, Haçlılar bir Haçlı ittifakı söz konusu olmasa da, Haçlıların oluşturduğu her uluslararası ittifakın adı konulmamış bir Haçlı ittifakı olduğunu gözden kaçırmamak gerekiyor. Bu gerçeği ister görmediğimizden, ister görmek istemediğimizden değerlendirmediğimiz sürece Haçlılarla tüm ilişkilerimizde din birliği içinde olduklarının yanında saf tutuyorlar.

Bu arada Avrupa’nın ülkemize yönelik faaliyetlerde bulunan PKK’lı teröristlerin üssü haline getirildiği, Haçlıların bundan bir rahatsızlık duymadıkları gibi bir görev gibi yerine getiriyorlar. Bunun yanında son yıllarda Akdeniz’in soğuk sularında binlerce sığınmacı hayatını kaybediyor. AB ülkeleri bu binlerce göçmeni bilerek ölüme terk ediyorlar. Çünkü AB ülkelerine göç etmeye çalışan insanlar Müslüman oldukları için AB tarafından denizde ölüme terk ediliyorlar. Bu gerçeklerin bilinmeyen yanı olmadığına göre AB’den dürüst bir tavır sergilemesini beklemek hayal görmenin ötesinde bir anlam ifade etmiyor. Bu bakımdan AB’nin ya da bir AB ülkesinin ülkemizle ilgili bir konuda dürüst davranmasını beklemek kendimizi kandırmaktan öte bir anlam ifade etmiyor. Böyle olunca artık biz ne yaparsak yapalım, Haçlılara benzemek için her istediklerini yerine getirmeye çalışsak bile memnun olmaları, bizi kendilerinden kabul etmeleri mümkün değil. Bu arada sadece AB ülkelerinin değil, ABD’nin de Haçlıların yanında yer aldığını yüzlerce kez gördük. Böyle olunca atacağımız adımları AB ülkeleri ya da ABD’nin desteğini alacağımıza güvenerek hareket etmemiz bizi daima yanılgıya sevk edecektir.

Bu gerçeği görmek için Rusya- Ukrayna çatışması ile birlikte milyonlarca Ukraynalının kendi memleketlerinde bir gezintiye çıkmışçasına rahat bir şekilde Ukrayna’dan AB ülkelerine göç ettiklerini, bu sırada hiçbir terslik görmedikleri gibi AB ülkelerinden destek gördükleri gerçeğinin farkına varmak bile yeterlidir.

Kaldı ki, İsveç’in NATO üyeliğine vize vermek hususunda Türkiye’nin beklentilerinin hiçbirine cevap vermedikler gibi kutsal kitabımıza yönelik yakma ve yırtma gibi çağ dışı ilkel bir tavır sergilediler ve kutsal kitabımızın yakılıp yırtılmasını yargı kararı ile suç olmaktan çıkardılar. Böyle bir anlayışın sahipleri ile birlikte olmaya vize vermeyi bırakın aynı örgütte birlikte olmanın da ülkemize zarardan başka sağlayacağı bir şey olmadığı ortada.

Tüm bunları hatırlatmaktan maksadım Haçlıların sadece bugün değil, yüzyıllardan beri İslam düşmanlığını sergiledikleri ortada iken bunun da ötesinde kutsal kitabımıza sergiledikleri saldırıya rağmen AB ülkelerinin İsveç’e yönelik hiçbir tepki göstermediği düşünüldüğünde hiç olmazsa bundan sonra olsun safımızı ille de Haçlıların yanında belirleme çabasını bir kenara bırakarak Müslümanları bir araya getirerek o safta yer tutmamız gerektiğini unutmamak, bu yönde elden gelen gayretin gösterilmesi şart. Bu olmadığı takdirde, ısrarlı bir şekilde kendimizi Haçlılara beğendirme çabaları bizi hep haksızlıkları göğüslemek zorunda bırakacaktır.