ABD'den "Yeni Bir Türkiye Senaryosu" mu?

Abone Ol

Suriye konusunda ne dediği tam olarak anlaşılamayan ve

dünya ile adeta kafa bulan Beyaz Saray ın görünen o ki Türkiye konusunda da

kafası bir hayli karışık. Bu kafa karışıklığından dolayı da başta Başkan Obama

olmak üzere, Yeni Türkiye Cumhuriyeti nin Amerikalı mimarları her fırsatta

acımasız bir şekilde eleştiriliyor.

Bu kapsamda, geçen yazımızda da kısmen değindiğimiz

ABD nin etkin düşünce merkezlerinden Center for American Progress (CAP) in

yayınladığı ABD-Türkiye Ortaklığı; Bir Adım İleri, Üç Adım Geri başlıklı

rapor oldukça dikkat çekici.

Ne de olsa Türk-Amerikan ilişkileri uzunca bir süredir

think tanklar (düşünce merkezleri) ve onların ortaya koyduğu bir takım

senaryolar üzerinden geliştirilmeye çalışılıyor. ABD nin yeni hedeflerine,

çıkarlarına uygun bir şekilde de ortalama her 10-15 yılda bir de Türkiye ye

format çekiliyor.

O yüzden bugünkü yazımızda bu rapordan hareketle

önümüzdeki sürece yönelik Türk-Amerikan ilişkilerinin olası seyri ve nasıl bir

yeni Türkiye dizaynının hedeflendiği üzerinde durmaya çalışacağız. Ama

öncelikle eski model ve ABD nin yaşadığı hayal kırıklığı üzerinden gidelim...

Model Ortaklık ın çöküşü ilan edildi!

Kuşkusuz, son dönem Türk-Amerikan ilişkilerine damgasını

vuran husus Model Ortaklık idi. Obama nın başkan seçilmesi sonrası soluğu

Türkiye de aldığı ve TBMM de yaptığı konuşmayla ilan ettiği ortaklık, Michael

Werz ve Max Hoffman imzalı yukarıda bahse konu olan raporda şu üç sacayak

üzerine oturuyordu: 1) Türkiye nin kuvvetli, canlı, laik bir demokrasisi

olması; 2. Hukukun üstünlüğüne bağlılığı; 3) NATO daki önemli rolü ve AB

üyeliği için çabası.

Dolayısıyla, söz konusu ortaklık üzerinden her ne kadar

Türkiye ye başta Ortadoğu olmak üzere, İslam dünyası bağlamında bir rol

yüklense de, önceliğin Türkiye nin Batı dünyasında, ABD kontrolünde tutulması

olduğu görülüyor. Yani, söz konusu rapora göre ABD Dimyata pirince giderken,

evdeki bulgurdan da olmak istemediği mesajını daha ilk günden veriyordu.

Oysa bizdeki Model Ortaklık ile anlaşılan husus şuydu:

ABD, Ortadoğu coğrafyası ağırlıklı olmak üzere, İslam dünyasında yükselişe

geçen anti-Amerikancılığı ve ABD nin artan savaş (hegemon güç olma)

maliyetlerini azaltmak istiyordu ve bunun için de yeni bir formüle ihtiyacı

vardı.

Bunun için de ABD nin alandan çekilmesi ve yerini vekil

bir gücün alması gerekiyordu. Amerika açısından mevcut şartlar altında en

uygun aday Türkiye idi ama bunun için bir takım revizyonlar kaçınılmaz

görünüyordu; aynen daha önce denenen iki örnekte olduğu gibi. Söz konusu

formüle göre ılımlı İslam bir adım ön plana çıkartılırken, Laik Türkiye

imajı bir adım geriye alınıyordu. Yani, Werz ve Hoffman ın iddia ettiği üç

sacayaktan biri hiç de öyle değildi.

Graham Fuller in tezi tarih oldu...

Bunu ben söylemiyorum. Bunu ortaya koyan ABD nin beyin

takımından Graham Fuller idi. Onun Yeni Türkiye Cumhuriyeti ve İslamsız

Dünya tezleri tam da bunun üzerine inşa edilmişti.

Obama yönetiminin iktidara gelişi öncesi 2007 nin

sonlarında start alan, 2008 de kendisini gösteren, 2009 da da ilan edilen

Model Ortaklık bu açıdan önemliydi. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı.

Alanda Türkiye nin kendi manevra alanını oluşturmaya

yönelik hamleleri önce Tel Aviv in, ardından da Washington un dikkatlerini

çekti ve 2011 itibarıyla projede keskin bir şekilde frene basıldı.

Köprüler sallanırken...

2012 de bir takım uyarılar yapıldı. Son uyarı Mayıs

2013 te geldi. Bu uyarılardan da bir sonuç alınamayınca söz konusu proje

pratikte önce Gezi Parkı Olayları , ardından da Mısır daki Sisi Darbesi ile

çökertildi.

2009 da Obama nın Türkiye ve Mısır üzerinden uygulamaya

koyduğu proje böylece yine iki adres üzerinden lağvediliyordu. Fakat

operasyonun sadece bu lağvetmeyle sınırlı kalmayacağı görülüyor. Çok daha büyük

bir operasyon dalgası yolda gibi ve CAP raporu bununla da ilgili önemli

sinyaller veriyor.

Dolayısıyla, CAP ın SOS raporunu iyi okumak gerekiyor!