Terörü sona erdirmek adına bir takım adımlar atılıyor, hamleler yapılıyor. Bu adımları kimileri teröre teslim olmak, kimileri de terörü sona erdirmek adına elin taşın atına sokulması olarak nitelendiriliyor. Başbakan Erdoğan terörün sona erdirilmesi hususunda AB ülkelerine yönelik açıklamalarında artık bazı Avrupa ülkelerinin PKK terör örgütüne verdikleri desteği kesmelerini istiyor. Hatta, bazı Avrupa ülkelerinin isimlerini açıklayarak terörle mücadele konusunda samimi olunmasını istiyor.
Kısacası, iktidar terörü son erdirmek hususunda kararlı bir tavır sergilerken, AB ülkelerine yönelik suçlayıcı açıklamalar yapıyor ama nedense terörün sona erdirilmesi hususunda atılan adımlarda ABD desteği pek istenmiyor. İsteniyorsa da bu konuda iktidar ABD ile karşı karşıya gelmek istemeyen bir görüntü veriyor. AB ülkelerinin teröre destek verdiğinin gizli bir yanı yok. Artık bunu hepimiz biliyoruz. Ancak, terör örgütüne kuruluşundan bugüne kadar esas desteğin Amerika tarafından verildiği görmezden gelinerek terörle mücadelede istenen sonucun alınabileceğini düşünmek eksik bir yaklaşım olur. Bu arada Türkiye’ye yönelik terörün devamından İsrail’in de yararlandığı ayrı bir gerçek. Yani terörle mücadelede en az AB ülkeleri kadar hatta onlardan daha fazla ABD ve İsrail’in tavrı ve tutumu önem kazanıyor. Bu hususta sadece Çekiç Güç’ün terör örgütüne verdiği eğitim, silah ve para desteğini hatırlamak yeterlidir. Terör örgütü mensuplarına havadan atılan paketlerin içeriğinin gıda maddelerinden ibaret olduğuna inanmak için aptal olmak gerekir. Bu arada, Irak’ın işgalinin ardından Kuzey Irak’ta oluşturulan yeni yapıyı ABD’nin sadece Barzani’ye duyduğu sempati ile izah etmek yeterli olur mu Ortaya çıkan durum bölgemize ve ülkemize yönelik Amerikan hedeflerinin ip uçlarını vermiyor mu .
ABD’nin yeni içişleri bakanının önümüzdeki günlerde Türkiye’ye yapacağı ziyaret sırasında çeşitli konular ele alınacak. Bu konuların başında Türkiye ile İsrail’in kucaklaştırılması geliyor. Bu hususun Obama’nın Türkiye ziyareti sırsında da ana gündem maddesi olması bekleniyor. Görüşmeler sırasında Türkiye’ye yönelik ne gibi talepler ileri sürülecek bu talepler kabul edilmediği takdirde ABD ve İsrail’in nasıl bir pozisyon alacaklarını tahmin etmek zor olmasa gerek. Çünkü, terör yoluyla Türkiye uzun yıllardan beri meşgul edilmiş, atılması istenen bazı adımlar konusunda Türkiye ayak sürümeye kalkıştığında terör birden tırmanışa geçirilmiştir. Bu bakımdan terörle mücadelede başarılı olmanın yollarından en önemlisi ABD ve İsrail desteğinin kesilmesidir. AB ülkelerinin desteğini kesmek de önemli olmakla birlikte esas olan terör örgütünün kuruluşundan bu yana destekleyicisi olan ABD ve İsrail istihbarat örgütlerinin bu ilişkisine son vermek gerekiyor.
Bu noktada geçtiğimiz Cuma günü Vatan Gazetesi’nde yer alan bir haberden kısa bir aktarma yapmak istiyorum.
Haberde Amerikan İstihbarat Örgütü (CIA)’nün 30 yıl boyunca Rusya ve Ortadoğu uzmanı olarak çalışan John Patrick Quirk, PKK’nın ABD’deki finansal yapısını değerlendirirken söyledikleri dikkat çekiciydi: “PKK çok dinamik bir terör örgütü. Örgütün omurgası Avrupa olarak biliniyor. Oysa ki, ABD’de milyonlarca dolar para topluyorlar. Sahte ve paravan şirketler kurarak para aklayıp, finansal kaynak yaratıyorlar. Amerika’daki paravan PKK şirketlerine yıllık 100 milyon dolar para transfer ediliyor.”
Bu paranın CİA ve Yahudi lobisi tarafından aktarıldığını sanıyorum söylemeye bile gerek yok.Bu bakımdan terörle mücadelede AB ülkelerinin desteği önemli olmakla birlikte perdenin arkasındaki esas elin ABD ve İsrail olduğunun unutulmaması gerekiyor.