ABD’den müttefik olmayacağı daha anlaşılamadı mı?

Abone Ol

İyi niyetli olmak düşmanı müttefik ilan etmeyi gerektirir mi? Bu da nereden çıktı diye bir soru akla gelebilir. Aslında bu sorunun cevabını bu köşede sıkça veriyorum. Çünkü, ABD’nin bölgemizdeki ve dünyanın çeşitli köşelerinde sergilediği tavrın ve uygulamaların İslam dünyası ve ülkemiz açısından dostça olmadığının bilinmeyen bir yanı yok. Bölgemizde yaşanan olayların hangisine bakarsak bakalım o olayın içinde ya da arkasında eğer ABD var ise o olayların İslam ve Türkiye düşmanlığından kaynaklandığı biliniyor. Söz gelimi 1980’li yıllardan bu yana mücadele verdiğimiz PKK terör örgütünün arkasında kuruluşundan bu yana ABD’nin bulunduğu biliniyor. Sadece arkasında durmakla yetinmiyor bu terör örgütüne eğitim ve silah desteği, hatta lojistik ve istihbarat desteği verenlerin başında ABD’nin olduğu biliniyor. Bu bakımdan çeşitli kereler ifade ettiğim bir hususa bir kez daha dikkat çekmek istiyorum. O husus ise PKK terör örgütünün arkasından ABD elini çeksin terör örgütünün ayakta kalmasının mümkün olmadığıdır.

Bölgemize bir hançer gibi saplanmış İsrail’in küstahlığını ve saldırganlığını yürütmesi, Filistin topraklarında hak iddia etme cesaretini de ABD’den aldığının gizli bir yanı yoktur. Bunun için Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesi ile Golan Tepeleri’nin İsrail’e ait olduğunu tüm dünyaya ilan etmesi yeterli olacaktır. İsrail’in Filistin’de ortaya çıkmasının başlangıçta arkasında İngiltere bulunurken, İngiltere bu görevi zamanla ABD’ye devretmiş ABD’de bu işi Siyonistlerin etkisi ile severek üstlenmiştir. Yani, her Filistinlinin akan kanında ABD’nin öncelikli olarak payı vardır. Böyle olunca bu ülkenin müttefik ilan edilmesinin mantığını birileri izah etmelidir. Afganistan’da 40 yıldır yaşananlar ve akan kanda ABD ve müttefiklerinin payı vardır. Bunları söylemek için özel bilgilere de ihtiyaç yoktur. Dünya üzerinde özellikle de İslam dünyasında yaşananları biraz olsun merak eden herkes bu gerçeği görecektir. Kısacası, ABD’nin ne adına olursa olsun ayak bastığı yerlerde ot bitmediğini görmek için özel çabaya da gerek yoktur.

ABD’nin İslam dünyasına ve ülkemize yönelik faaliyetleri böylesine düşmanca iken bu ülkenin müttefik ilan edilmesini bir takım siyasi ve askeri şartlara bağlamak inandırıcı olmayacağı gibi ya kendimizi kandırmak ya da gönüllü olarak kanmak anlamına gelmez mi? Bugünlerde müttefiklik ilanı NATO içindeki birlikteliğimiz ile izah edilmeye başlandı. Öyle anlaşılıyor ki, artık NATO dışındaki birlikteliğimiz dışında bu ülkeyi dost ve müttefik olarak ifade etmenin imkânı kalmamıştır. Peki, NATO üyesi olmamızın günümüzde bize ne faydası var? Bırakın faydasını zararını görüyoruz. Bu bakımdan ABD ile ilişkilerimize neresinden bakarsak bakalım, bırakın dostluğu, “Gölge etme başka ihsan istemeyiz” demek durumundayız.

İslam dünyasının yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin terör örgütleri ile işbirliği yapılarak el konulması, yeryüzünün neresinde akan Müslüman kanı varsa orada mutlaka ABD’nin bulunduğu gerçeği düşünüldüğünde koronavirüs salgını sebebiyle ihtiyaç duydukları tıbbi malzeme sevk edilmiş olması hiç olmazsa NATO müttefikliği ile izah edilmese daha insani olmaz mı? Yardıma ihtiyacı olana elbette ne haliniz varsa görün denmemelidir. Bunun inancımızın bir gereği olduğunun vurgulanması daha doğru olur. Yoksa koronavirüs salgını sebebiyle pek çok ülkeye gönderdiğimiz yardımların genellikle NATO üyeliği ile bir ilgisi yoktur. Zaten diğer ülkelerde böyle bir vurguya ihtiyaç duymadan teşekkürlerini bildiriyorlar, sıra ABD’ye gelince NATO müttefikliğine sarılıyorlar. Artık sergilenen ikiyüzlülüğü gördüğümüzü muhataplarımıza hissettirmemiz gerekiyor.