ABD Yeni Güvenlik Stratejisi ya da Nataşa Tatilde

Abone Ol

Bugünkü yazımda, daha önceleri vatandaşları için fidye ödemekten çekinmeyen Japonya’nın bu sefer niçin vatandaşlarını ölüme gönderdiğini ve bunun ne anlama geldiğini yazmak istiyordum, fakat kuzeyde yaşanan hızlı gelişmeler bu konuyu ertelememe neden oldu.

Ne de olsa IŞİD uzunca bir süre daha gündemde. Ancak şu kadarlığını söyleyeyim, IŞİD küresel bir boyut kazanıyor ve “yerelliğini kaybetmek” üzere. Japonya da bu yeni planın aktif bir parçası haline getirilmek isteniliyor. Bununla ilgili somut ipuçları, bu yazıda ele alacağımız 7 Şubat 2015 tarihli “Ulusal Güvenlik Stratejisi Belgesi”nde fazlasıyla yer alıyor.

Şu an “en sıcak” gündem, ABD-AB ikilisi ile Rusya arasında devam eden Kırım-Ukrayna krizi ve bunun almaya başladığı küresel tehdit boyutu ağırlıklı seyir. Nitekim bu hususta Sovyetleri tarihe gömen Gorbaçov’un üst üste yaptığı son uyarılar oldukça dikkat çekici.

Gorbaçov, şu an için taraflar arasında daha çok vekaleten savaşlara sahne olan gerginliğin, önü alınamadığı takdirde ucu nükleer silahların kullanımına da varan bir Üçüncü Dünya Savaşı’na yol açacağını söylüyor.

Bu kapsamda Ocak ayının başlarında Alman Der Spiegel dergisine; “Eğer bu gergin durumda birilerinin sinirleri atarsa önümüzdeki yıllarda hayatta kalmayız” açıklamasında bulunan Gorbaçov, Batı ülkelerinin Ukrayna’da yaşananlara karışmaması gerektiğini savunarak, “Almanya her şeye müdahale ediyor. Ülkede, Avrupa’da yeni ayırım çizgileri oluşturulmasından yana olan birçok insanın bulunduğu ortada” diye konuşmuştu.

“Yeni bir nükleer savaş çıkabilir” uyarısında bulunan Gorbaçov, Der Spiegel üzerinden dolaylı bir şekilde Almanya’ya (onun üzerinden de Avrupa’ya) yönelik Rusya’nın tepkisini dile getirmekteydi.

2015 başlarındaki ikinci önemli açıklamasını 30 Ocak’ta yapan Gorbaçov; “Soğuk savaş zaten açık şekilde devam ediyor. Maalesef bu durumun bir sıcak savaşa dönüşmeyeceğini söyleyemem” diyerek, adeta aba altından sopa göstermeye devam ediyordu.

“Ukrayna’daki vahşetten dolayı Batı’nın Rusya’yı sorumlu tutması ve yaptırım planlarıyla Avrupa pazarından Rusya’yı koparmaya çalışmasının, dünya genelinde vahim sonuçlar yaratabileceğini belirten” Gorbaçov, Avrupa’nın Rusya’yı bir savaşın içine sürüklediğini, sıcak bir savaşın kapıda olduğunu belirtiyordu.

Batıcı bir lider olarak da tanınan Gorbaçov üzerinden Kiev’in yaptığı uyarıya aynı tonda bir cevap geldi. Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, Paris’te düzenlediği bir basın toplantısında adeta “hodri meydan” diyordu. Diplomatik girişimlerin bir sınırı olduğunu söyleyen Hollande; “Şu anda savaştayız ve savaştayken bu savaş toptan bir savaşa dönüşebilir... İki seçenek var, biz ya destekçileri silahlandırırız... ya da bir başka seçenek daha var, o da diplomasi ve müzakere, ama müzakere sonsuza dek devam edemez” demek suretiyle Rusya’yı uyarmaktaydı. Almanya Başbakanı Merkel ile birlikte Kiev’e, daha sonrasında ise Putin ile görüşmek üzere Moskova’ya geçeceklerini ifade eden Hollande, Ukrayna’nın doğusunda devam eden savaşı durduracak yeni bir barış anlaşması teklifini gündeme getireceklerini söylemekteydi.

Rusya’ya yönelik uyarı elbette Fransa ile sınırlı değildi. Başkan Obama tarafından açıklanan 29 sayfalık “Ulusal Güvenlik Stratejisi Belgesi”nde de Rusya’nın adı “demokratik güçlere karşı olan otoriter devlet” olarak zikredilmekteydi. Söz konusu belgenin 25. sayfasındaki “Değerler” başlığı altında yer alan ifadelerde Rusya’nın Ukrayna krizinde saldırgan bir tutum sergilediği ifade ediliyordu.

Krizin sorumlusu olarak Rusya’yı işaret eden söz konusu rapordaki iddialara yönelik “delil” mahiyetindeki çıkış, Almanya’nın Münih kentinden yapılan Güvenlik Konferansı’na katılan Ukrayna Cumhurbaşkanı Poroşenko’dan geldi. Batılı ülkelere kendilerine silah yardımı yapmalarına yönelik çağrısını yineleyen Poroşenko, Ukrayna’daki Rus askerlerine ait olduğunu söylediği Rusya pasaportlarını gösterdi. Rusya’dan buna cevap gecikmedi. Kremlin o askerlerin “tatile çıktığını” söyledi!