İKİNCİ Dünya Savaşı nın ardından Yalta da 4-11 Şubat
1945, Potsdam da 17 Temmuz-2 Ağustos 1945 tarihlerinde düzenlenen ve ABD,
İngiltere ve Rusya nın liderlerinin katıldığı konferanslarda dünyanın bu
ülkeler arasında nüfuz alanlarına ayrıldığını, o günden bugüne kadar bu
paylaşımda bir değişikliğin olmadığını, çünkü dünya üzerinde aynı ülkelerin
ağırlığını koruduğunu söylemeye gerek yok. Belki, İkinci Dünya Harbi nin
ardından dünyayı paylaşım toplantılarına ABD, İngiltere ayrı ayrı katılmış
olmakla birlikte daha sonra paylarına düşen alanların sömürülmesinde ABD ile
İngiltere nin birlikte hareket ettiğini söylemek yanlış olmaz. Geçen süre
içinde uzunca bir süre dünya iki farklı kutba ayrılmış görünse bile sömürüde
iki kutup kendi paylarına düşen alanlarda bir sıkıntı ve direniş ile
karşılaştıklarında birbirlerine düşman gibi görünen diğer taraf hemen sıkıntıya
düşen sömürgecinin yardımına koşmuştur. Bunları ifade ederken bilinmeyen bir
hususa dikkat çekiyor değilim. Rahmetli Erbakan Hocam 40 yıl boyunca bu gerçeği
insanımıza anlatmaya çalıştı ve İkinci Dünya Savaşı nın ardından
gerçekleştirilen bu paylaşımın bozulması ve yeryüzünde adaletin hakim
olabilmesi için İkinci Bir Yalta ve Potsdam toplantısına ihtiyaç olduğunu
vurgulamış, bunun için de İslam Birliği nin gerçekleştirilmesi gerektiğini
savunarak bu yönde çalışmıştı.
Maksadım İkinci Savaşı ve ardından dünyanın nasıl taksim
edildiğini uzun uzadıya anlatmak değil. Konuyu merak edenlerin bu
konferansların zabıtlarının aynen yayınlandığı kitaplara ulaşmaları mümkün.
Dikkat çekmeye çalıştığım husus söz konusu konferansların ve dünyanın
paylaşımının üzerinden 70 yıl geçmiş olmasına rağmen sömürgeciler arasında
varılan mutabakatta fazla bir değişikliğin olmadığıdır. Bu noktada dünkü
gazetelere yansıyan üç habere dikkat çekmek istiyorum. İlk haberde, Rusya nın
PKK nın Suriye kolu olan PYD nin hava gücü gibi hareket ettiği belirtilen
gelişmeler aktarılırken, ikinci haberde YPG yi yani PYD nin askeri kolunu ABD
özel kuvvetinin eğiteceği belirtiliyordu. Bu iki haber aynı sayfada alt alta
verilmişti. Buna ilaveten aynı gün ABD Başkanı Obama nın Rusya ile ortaya çıkan
gerilimde Türkiye nin haklı olduğu şeklindeki sözleri de gazetelerde manşetlere
taşınmıştı. Üç haber birlikte düşünüldüğünde ABD ve koalisyon ortakları ile
Rusya nın Suriye de ortak hareket ettikleri net bir şekilde görülüyor.
Aktaracağım bir başka haberde AK Partili Burhan Kuzu nun bir gazeteye yaptığı,
ABD ve Rusya Suriye yi çoktan parselledi belki başlığı altında verilen
değerlendirmesi. Kuzu nun gazetede geniş bir şekilde yer alan bu
değerlendirmesini şu şekilde özetlemek mümkün:
Ben Kayseriliyim ve bizim aklımıza böyle şeyler gelir.
Rusya küstüm diyerek, Suriye yi deşiyor. Belki de ABD ve Rusya Suriye konusunda
işbirliği yapıyor olabilir. Her türlü olasılığın dikkate alınması gerekir.
Suriye ve dünyanın
çeşitli bölgelerindeki çatışmalarda Rusya ile ABD işbirliği yaptığı şüpheye
meydan vermeyecek kadar açık. Sayın Kuzu siyaseten belki diyor olabilir.
Bu noktada ABD ve Rusya nın dünyayı sömürmek konusunda
birlikte hareket ettiklerini görüp, öfkelenmenin fazla bir anlamı yok. Bu
gerçeği gördükten sonra bu sömürüye nasıl son verilebileceği üzerinde durmak ve
düşünmek gerekiyor. Bu yola girildiğinde de sömürü karşısında İslam Birliği nin
şart olduğu gerçeği ortaya çıkar ki, yapılacak iş bu yolda herkesin elden gelen
çabayı göstermesidir. Sömürgeci sömürüsünü sürdürürken sömürülenler buna karşı
harekete geçmiyorlarsa ortada ciddi bir çelişki var demektir.