ABD ve Rusya ortak hareket etmiyor mu?

Abone Ol

Telefon görüşmesinde Obama nın Putin e, Suriye de ortak

hareket edelim çağrısında bulunduğu ileri sürülüyor. İki liderin görüşmesinin

içeriği gerçekten böyle midir yoksa dünyayı ayakta uyutmaya yönelik yeni bir tiyatro

mudur bilinmez ama yıllardan beri Suriye de Rusya ile ABD nin ortak hareket

ettiğini bilmeyen kaldı mı Ayrıca AB ülkelerinin de Afganistan ve Irak tan

sonra Suriye de de bir koalisyon oluşturdukları, özellikle hava harekâtlarında

birlikte hareket ettikleri düşünüldüğünde tam bir Haçlı ittifakı sergilendiği

açıkça ortadadır. Kaldı ki, Suriye de önce ABD ve koalisyon ortakları harekete

geçerken, bir süre sonra Rusya nın devreye girmesi birbirinden habersiz ve

Rusya nın ABD ve koalisyon ortaklarına tek yanlı meydan okuması gibi

değerlendirmek doğru bir yaklaşım olabilir mi

Mesele sadece ABD ile Rusya nın Suriye de uyguladığı

strateji açısından bile değerlendirildiğinde iki ülkenin de aynı gruplarla

birlikte hareket ettikleri, aynı hedefe yöneldikleri görülür. Söz gelimi

başından beri ABD ve müttefiklerinin Esad ın Suriye nin başından

uzaklaştırılması gibi bir hedeflerinin olmadığı, özellikle de Rusya nın devreye

girdiği andan itibaren aynı hedefe yönelik hareket ettiği görülür. Mesela, PYD

başından beri ABD tarafından müttefik olarak görülmüş ve öyle hareket

edilmişken, Rusya nın devreye girmesi ile Rusya da PYD ile birlikte hareket

etmiştir/etmektedir. Rusya nın da hedefinde Esad ın iş başından

uzaklaştırılması yoktur. Bu bakımdan Obama-Putin görüşmesini bundan böyle

birlikte hareket etme niyetinin dile getirilmesi şeklinde sunmak geçmişi

silmek, dünyanın gözünden kaçırmak anlamına gelir. Görüşmede dile getirilen bir

başka husus ise Obama nın Putin den ılımlı muhaliflere bombardımanı

durdurmasını istediğidir. Bu güne kadar Obama neden Rusya nın ılımlı

muhalifleri vurmasına karşı sessiz kalarak destek verdi de şimdi böyle bir

çağrıda bulunuyor Olaya sahnelenen tiyatronun ikinci perdesi olarak bakmak

yanlış olmaz. Çünkü Rusya nın ılımlı muhalifler ve Türkmenlere bundan sonra

vurmamasını beklemek en hafif ifadesiyle saflık olmaz mı

Tüm Müslümanların artık Haçlı Seferleri nin hâlâ devam

ettiğini, Haçlıların Müslümanlar söz konusu olduğunda rahatlıkla kol kola

girebildiklerini görmesi gerekiyor. Bir bakıma Üçüncü Dünya Savaşı nın yıllar

önce başlayıp devam ettiğini, bu defa diğer iki dünya savaşından farklı olarak

hedefte sadece Müslümanların olduğu, Haçlıların ise Siyonistlerle birlik

halinde saldırdıklarıdır.

Yaşanan savaşı bazı medya organlarının yaptığı gibi Mini

Dünya Savaşı şeklinde nitelendirmek de yanlıştır. Dünyanın neresinde bir

çatışma ve savaş varsa, saldırıya uğrayanlar Müslümanlar saldıranlar ise hangi

din ve mezhebe mensup olurlarsa olsun Haçlı-Siyonist ittifakıdır. Dünya

haritasına bakıldığında İslam dünyasının hemen tamamının savaş alanı olduğu da

görülür. Bir bakıma Üçüncü Dünya Savaşı nda Haçlılar Müslümanlara karşı bir

takım grupları maşa olarak kullanmakta, kendilerine gelecek zararı en aza

indirirlerken Müslümanlara verdikleri zararı artırmanın peşindedirler.

Bu saldırılardan kurtulmanın yolu ise öncelikli olarak

düşmanları dost bellemekten kurtulmaktan geçiyor. Sadece dost ve düşmanı doğru

tespit etmek de yeterli değildir. Haçlılar nasıl dünyanın her köşesinde

Müslümanlara karşı ortak bir cephe oluşturabiliyorsa Müslümanların da buna

karşı ortak bir cephe oluşturmaları gerekiyor. Hemen belirteyim ki cephe

oluşturmak ille de savaşmak için değildir. En azından düşmanlara karşı

caydırıcı bir cephe oluşturmaktır. Bu yapılamadığı sürece Filistinliler açık

hava cezaevinde yaşamaya mahkûm olmaya devam edecekleri gibi korkarım

Müslümanlar bir süre sonra kendi aralarında Üçüncü Dünya Savaşı nı

yayacaklardır. Çözümün tek yolu var, küfür cephesine karşı hakkı savunan

cephenin oluşturulmasıdır.