ABD sözden anlamaz!..

Abone Ol

ABD ile ilişkilerimizde yaşadıklarımız artık kesin olarak gösterdi ki, bu ülkenin uluslararası anlaşmaları ve kuralları tanımak ve uymak gibi bir niyeti yok. Söz konusu kurallar ABD çıkarlarına hizmet ettiği sürece eleştiri gündeme gelmez ama ABD’nin belirlediği hedeflere ulaşmakta bazı ülkeleri engel görüyor ve onların tavrından rahatsızlık duyuyorsa uluslararası anlaşmaların hiçbir hükmü yoktur. Böyle olunca insanın aklına böylesine kural tanımaz bir ülkeyi yapılan tehditlere karşı yapılacak açıklamalarla hizaya getirmek mümkün değildir. Çünkü kendisini güçlü görüyor olmanın vurdumduymazlığı içinde hareket edenler sadece güçten anlarlar. Bu ise yeryüzünde sürekli olarak ABD’nin haksız saldırı ve söylemlerine muhatap olan ülkelerin birlik oluşturması ile güçlü bir cephe ortaya koymaları ile mümkündür. Bu yapılamadığı sürece ABD tehditlerine karşı istediğiniz kadar sert cevaplar verin onlar bildiklerini okumaya devam edeceklerdir.

Son zamanlarda İran’a karşı bir takım ambargo ve yaptırımların hayata geçirileceği ve bu ambargoya Türkiye’nin de uyması çağrısına karşı ülke olarak sert tepki verdik. Çünkü ABD’nin İran’a karşı uygulamaya koymayı düşündüğü ambargo ülkemizin İran ile ilişkilerini ve birlikte ülkemizi de ciddi sıkıntıya sokacaktır. Enerji konusunda İran’dan büyük ölçüde alımlarımız vardır. Bu gerçeğe Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İran’a uygulanacak ambargoya Türkiye’nin uyması kışın insanımızın soğukta kalması demektir” şeklinde dikkat çekmiştir. Buna rağmen ABD’nin İran’a yönelik tehditleri devam etmektedir. Kendi çıkarları ve İran’ı köşeye sıkıştırmak için aldıkları karara Türkiye’nin de uymasının istenmesi hukuk tanımamazlık olduğu gibi tam bir kovboy mantığının sergilenmesidir.

Bunun ötesinde ABD’nin yıllardan beri darbecilere kucak açması, yüzlerce kez iade talebine rağmen ciddi olarak cevap bile verilmemiş olması da gösteriyor ki, sadece Türkiye ile değil dünya üzerindeki ülkelerle ilişkiler ABD’nin çıkarlarına hizmet ettiği sürece kurallar geçerlidir aksi halde ABD’yi ne verilmiş sözler ve yapılmış anlaşmalar ne de uluslararası kurallar fazlaca ilgilendirmiyor. Bu durum kesin olarak ortaya çıktığına göre ABD ile ilişkilerin bir takım karşı açıklamalarla hukuk içine çekilmesi mümkün değildir. Denebilir ki, artık ABD ile ilişkilerde sözün bittiği yere gelinmiştir. Böyle olunca yapılan açıklamalarda ses tonunun yükseltilmesi ile kovboyları hizaya getirmek mümkün görünmüyor. Çünkü onlar Amerika’yı nasıl işgal etmişlerse bugün de yeryüzünü aynı şekilde sömürme haklarının olduğunu düşünüyor ve buna inanıyorlar. Böyle olunca da artık karşı hamleye ihtiyaç vardır. Söz gelimi bazı İslam ülkeleri ile İslam NATO’su adı atında ittifaklar oluşturulmasına karşı, tek Müslüman ülke olarak hiç olmazsa NATO’ya üyeliğimizin gözden geçirilmesi ve sorgulanması, bunun da ötesinde bu örgütten çekilmeyi gündeme getirmek gerekiyor.

Bir diğer husus ise bunca gerçek ortada iken İslam dünyasına karşı İsrail’e her türlü destek sürdürülürken, İsrail’in Müslümanları katletmesinden sadistçe zevk alındığı görülürken ABD ile yapılmış tüm anlaşmaların yeniden ele alınması, kısacası yeni bir dünya kurularak Türkiye’nin de orada yerini almasını sağlayacak adımların atılması gerekiyor. Bunun ilk adımı olarak artık ABD’nin dost ve müttefik olarak nitelendirmesine son verilmelidir. Çünkü, ABD tehditlerine ve eşkıyalığına karşı bir takım eylemler ortaya konulmadığı/konulamadığı sürece bildiklerini okumaya devam edeceklerdir. Tüm bunların elbette oluşturulacak bir ortak cephe ile hayata geçirilmesi etkili olacaktır. Bu ortak cephe ise İslam Birliği’dir. Bazı Müslüman ülkeleri kendi etrafında adına da İslam NATO’su denilerek toplamaya çalışanlara karşı gerçek birliğin İslam Birliği olduğunu göstermek durumundayız. Aksi halde tüm İslam dünyası sömürü alanı olma özelliğini sürdürecektir. Bazı Müslüman ülke liderlerinin konumlarını korumak adına sergiledikleri teslimiyetçi politikalar koltuklarını da koruyamayacaktır.