ABD Müttefiklik Ruhu ile Hareket Edemez

Abone Ol

20 Eylül 2022 tarihli bazı gazeteleri bir kenara ayırmışım, masamın üzerinde dikkatimi çekti. Başlıklarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’de yaptığı konuşma medyada, “ABD ve Türkiye’nin aralarında çözemeyeceği sorun yok” ya da “ABD müttefiklik ruhuyla hareket etmeli” başlıkları altında verilmiş. Aradan geçen yaklaşık iki aya rağmen özellikle terörle mücadele konusunda yıllardan beri ABD ile aramızda var olan sorunların çözümü konusunda bir adım dahi mesafe alınabilmiş değil. Öyle anlaşılıyor ki, ya ABD Türkiye ile müttefikliği kabul etmiyor ya da bize öyle geliyor. Çünkü özellikle 40 yıldan beri eğer Türkiye PKK terör örgütü ile mücadele etmek zorunda kalıyorsa bunun müsebbibinin ABD olduğunu görmeyenin kalmamış olması gerekiyor. Bu arada terörle mücadele konusunda tek örgütün de PKK olmadığını, sınırlarımızın hemen ötesinde yeni adlarla bir takım örgütleri meydana sürdüklerini de artık herkes görüyor. Hemen belirteyim ki, var olan terör örgütlerinin değişik adlar altında meydana sürülmesi bir sorunun çözülmediğini gösteriyor. Çünkü ülkemiz ile ABD arasında var olan sorunların müsebbibi ABD. Böyle olunca sorunun sebebini oluşturanlardan sorunlara çözüm bulmalarını beklemek sanıyorum gerçekçi bir yaklaşım olmaz.

Böyle olunca da artık özellikle ABD’nin ülkemize dost ve müttefik olmadığı gerçeğini unutmadan ilişkilerimizden beklentilerimizi ona göre belirlemek durumundayız. Peki, ABD Türkiye’ye dost ve müttefik olabilir mi? Bu soruya hayal âleminde yüzmeyenlerin evet demesi mümkün değil. Çünkü ABD’nin Türkiye’nin müttefikliğini istediği ve beklediği de yok. Sadece öyle bir görüntü oluşturarak ABD ikiyüzlülüğünü bu yolla gizlemeye çalışıyor. Aslında ikiyüzlülüğünün görünmesini engellemek hususunda bir adım attıkları da yok. Çünkü onlar sahip oldukları güce güvenerek kendilerini dünyanın, özellikle de bölgemizin jandarması olarak görüyor ve bunun bölgemiz ülkeleri tarafından tartışmasız kabul edilmesini bekliyorlar. Böyle olunca da ABD’nin, bizim PKK ve FETÖ ile mücadelemize destek vermesini istemenin bir sakıncası yok ama destek gelebileceğini düşünmek kendimizi kandırmaktan öte bir anlam ifade etmiyor.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, müttefik olmayan bir ülkenin ilişkilerimizde müttefiklik ruhuyla hareket etmesini beklemek gerçekçi bir yaklaşım olmaz. Öyle olunca bu gerçek doğrultusunda dünya ile ilişkilerimizi yeniden şekillendirmek durumundayız. Bu yeniden şekillendirmenin imkânsız olmadığı da düşünüldüğünde görünen o ki, müttefik olmayan bir ülkeden müttefiklik ruhuna uygun davranmasını istemek ve beklemek yerine İslam Birliği’nin sağlanması yönünde çabalarımızı yoğunlaştırabilmiş olsaydık sanıyorum bir mesafe almak mümkün olabilirdi. Ne var ki, geçen 20 yıl boyunca zaman zaman değişmekle birlikte Haçlı-Siyonist ittifakının müttefikliğini sağlamaya çalışarak günlerimiz geçti. Nedense bu ittifak ile dost ve müttefik olunamayacağını aklımıza bile getirmedik. Böyle olunca da gerçekleşmeyeceği bilinmesine rağmen zamen zamen, “ABD ile sorunları çözeceğiz” açıklamaları yaparak günleri geçirdik, geçiriyoruz. Hemen belirteyim ki bunu söylerken dış politikada dikensiz gül bahçelerinin bulunduğunu söylüyor değilim. Sadece, dost bildiğimiz aslında ülkemize düşmanlıkları ortada olan bir takım ülkelerle kol kola yürümeyi sürdürmenin yanlışlığının bir an evvel anlaşılmasının ülkemiz açısından faydalı olacağına dikkat çekmek istiyorum.