ABD FETHULLAH GÜLEN’İ İADE EDECEK Mİ?

Abone Ol

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Türkiye’ye vaki ziyareti sırasında gündeme gelen Fethullah Gülen’in iadesi (extradition) konusunda Başkan Barack Obama’nın anayasal yetkisinin olmadığını ve Türk yetkililerin bunu anlamakta zorlandıklarını net bir tavırla ortaya koyarken konunun sadece federal mahkemenin uhdesinde olduğunun altını özellikle çizmeye çalıştı.

Obama yönetimi Gülen’in iadesi konusunda Türkiye ile optimum denge arayışlarını sürdürürken, Gülen’e yakın tavır sergilemeye devam eden bazı Senato ve Temsilciler Meclisi üyeleri ise en az Türkiye kadar geniş çaplı çalışmalar yürütmektedirler.

15 Temmuz öncesi Federal Mahkeme’ye başvurarak Türkiye adına Gülen’in iadesini isteyen Avukat Robert Amsterdam; “Gülen mensuplarının Amerika’nın askeri üslerini kullanarak Türkiye’de politik gücü sağlayacaklarını” ifade eden açıklaması çok manidar idi.

Bunun üzerine darbe kalkışmasından iki gün önce, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin düzenlediği “Türkiye’nin Demokratik Düşüşü” konulu toplantıda konuşan Cumhuriyetçi Parti Kaliforniya Temsilcisi ve Alt Komite Başkanı Dana Rohrabacher; ‘Türkiye’nin yanlış yolda olduğunu’ ve Erdoğan’ın Gülen’e yönelik açıklamalarını ise “zarar verici” (counter productive) olarak ifade etmesi dikkat çekici idi. Bu oturumun amacı, ABD’de Gülen’in arkasında büyük bir güç olduğunun ortaya konulması idi.

Av. Amsterdam da, CNBS televizyonunda bu gerçeği dile getirmeye çalıştı. Dana’nın ABD’nin Afganistan işgalini destekleyen ve Mavi Marmara gemisinin mektubunu Obama’ya sunan ve bu konuda İsrail’in haklılığını savunan isimlerin başında yer alması dikkat çekicidir. Türkiye ile İsrail arasında varılan anlaşma ve ilişkilerin yeniden düzelme eğilimine girmesi Gülen’in en büyük destekçisi konumundaki İsrail lobisine yakın isimlerin bundan böyle nasıl bir tavır takınacakları doğrusu merak konusudur. Bu konuda Türkiye adına lobi faaliyetini sürdürmekte olan Dick Gephardt’a bağlı Graphardt Group’a büyük iş düşmektedir.

Türkiye’de darbe kalkışması sonrası geniş çaplı tutuklama ve işten el çektirme hareketleri ABD ve Batı medyasını çok yönlü etkileme gücüne sahip olan Gülen hareketinin bunu Mc. Carthycilik anlayışıyla bağdaştırmaya kalkışması iadeyi zorlaştırmaya yönelik hamlelerdir.

ABD, geçmişte 1979-1983 yılları arasında El Salvador’da yaklaşık yetmiş bin sivilin katledilmesinden sorumlu tutulan eski Savunma Bakanı General José Guillermo Garcia’nın El Salvador’a iade edilmesi ve keza Guatemala katliamının şüphelilerinden Santos Lopez Alonzo’nun, Las Dos Erres köyündeki katliamdan sorumlu tutulması karşısında iade edilmesine karar verilmişti.

Bu da bir gerçek ki, Gülen’in iadesi amacıyla Pennsylvania Federal Mahkemesi’nin lehte kararı için ABD Dışişleri Bakanlığı’nın politik kararı da büyük önem taşımaktadır. El Salvador ve Guatemala iadeleri buna emsal oluşturmaktadır.

Keza, Mayıs 1980’de IRA üyesi Joe Doherty, Kuzey İrlanda’da bir İngiliz askerini öldürdükten sonra konulduğu cezaevinden Haziran 1981 yılında kaçarak ABD’ye sığındı ve Haziran 1983’te yeniden yargıç önüne çıktı. Doherty’nin iadesiyle ilgili duruşma tarihinden iki ay önce Brighton’da bir hotelde bomba patladı ve Başbakan Thatcher ve kabine üyeleri ölümden kıl payı kurtuldular. Buna rağmen, New York’taki mahkeme, Doherty’nin işlediği suçun İngiltere’ye iadesini gerektirmediğine hükmetti.

O dönem Demir Leydi için kanunlarını esnetmeyen ABD, Gülen için nasıl bir yol haritası takip edeceği şimdilik bir muamma özelliğini korumaktadır. ABD, Türkiye’nin Suriye’ye yönelik harekâtına tam destek vermek suretiyle darbe kalkışması sonrası üzerindeki Gülen baskılarını bir şekilde hafifletmeye ve oluşan sis perdesini dağıtma yoluna girmiştir.

Joe Biden ise, usta bir manevra ile topu federal mahkemeye atarak işin içinden politik bir atraksiyonla sıyrılmaya çalışmıştır.