İÇİMİZDE yaşadığımız çatışma sebebiyle ülkemize yönelik dış müdahaleler pek gündemimize gelmiyor. Hoş iç çatışmalar olmasa da dış dayatma ve emrivakilere karşı toplum olarak giderek duyarsızlaştığımızdan olacak bağımsızlığımızın zedelenmesi anlamına gelebilecek müdahaleler karşısında artık sesimiz çıkmıyor. Geçen yılın sonlarına doğru Türkiye nin açtığı füze savunma sistemi ihalesini Çin e vermek istemesi üzerine önce ABD den tepkiler geldi. Tepkiler giderek ağırlaştı hatta tehdide dönüştü. Daha sonra NATO devreye sokuldu. Çin den alınacak füze sistemlerinin NATO füze sistemleri ile uyumlu olmadığı için bu anlaşmadan vazgeçerek ABD den benzer silahları almamız söylendi. Kısacası, Türkiye nin hangi ülke ile füze anlaşması yapacağına, ihtiyacı olan füzeleri hangi ülkeden alacağına ve bu tür füze sistemlerini kendisi üretmeye tek başına karar veremeyeceği noktasına gelindi. Şimdilerde bu konuda açıklamalar son buldu. Bu son buluşun sebebi iktidarın ABD ye Çin ile anlaşma yapmaktan vazgeçtiğini söylemesi mi ya da şimdilik anlaşma ertelendi de ondan mı tartışmalar kesildi bilemiyoruz. Ancak, tüm bu olaylar Türkiye nin bağımsızlığını tartışmaya açacak nitelikteydi: Çünkü bir ülke hangi ülkeden füze sistemi alacağına kendisi karar veremiyorsa söz gelimi yapacağımız anlaşmada ABD nin onayına ihtiyaç varsa buna bağımsızlık denebilir mi Ülkemizin böyle bir duruma sürüklenişini globalleşme ve küreselleşme gibi kavramlarla izahı mümkün olur mu
Türkiye nin ticaretine ABD müdahalesi sadece Çin ile füze sistemi anlaşmasını engellemekle de sınırlı değil. Yıllarca İran a karşı ambargo kararı aldıkları için Türkiye İran ile sınırlı ölçüde ticaret yapabildi. Hatta petrol ihtiyacının bir bölümünü olsun İran dan karşılayabilmek için bir takım dolambaçlı yollara başvurmak zorunda kaldı. Bunun sonucu olarak içerideki maşalar eliyle Halkbank a karşı kampanya başlatıldı. Çünkü Kuzey Irak tan ülkemize boru hattı ile gelecek petrolün ihracından elde edilecek paranın Halkbank ta toplanması hususunda taraflar anlaşmaya varmışlardı ama anlaşma ABD tarafından tepki gördü. ABD nin istediği Türkiye den dünyaya pazarlanacak olan petrolün parasının bir ABD bankasına yatırılmasıydı.
ABD nin ticaretimize yönelik müdahaleleri bu anlattıklarımızla sınırlı kaldı mı
Kalmadı Kalacağa da benzemiyor. Kalabilmesi için Türkiye nin kendisini ABD ye bağımlı kılan zincirleri kırması gerekiyor.
Bu müdahaleye son örnek ise, iki Türk firmasının İran a uçak motoru satmasını da engellemiş olması bulunuyor.
Olay özet olarak şöyle gelişiyor:
Türk Hava Yolları ndan emekli bir vatandaşımız 4 yıl önce ABD de bir firma kuruyor. Bu firma ABD ve Türkiye de havayolu şirketlerinin devre dışı bıraktığı uçak motorlarını satın alıp tamir ediyor ve ABD ve Türkiye deki havacılık şirketlerine satıyor ya da kiralıyor. Aynı şirket THY nin artık uçurmadığı A310 uçaklarında kullanılan iki motoru tamir ettikten sonra bir Amerikan şirketine satıyor. Ancak, bu işlem devam ederken motorlar Türkiye den Almanya ya gönderiliyor. Oradan da İran a satışının gerçekleştiği öğreniliyor. ABD Ticaret Bakanlığı hemen harekete geçerek Türk firmasının ABD firmasına sattığını söylediği uçak motorlarının İran a satılacağı iddiası ile ikisi Türk biri İranlı 3 firmaya ihracat yasağı getiriyor. Bunca olaydan sonra globalleşen dünyada ülkemizin tam bağımsızlığını koruduğunu söylemek mümkün mü Diyelim ki bu gelişmeler emperyalizmin küreselleşme ve globalleşme adını aldığı yeni yüzünün tabi bir sonucu. Peki!.. Biz millet olarak niçin böylesine tepkisizleştik Yoksa uyuşturulduk da farkında mı değiliz
ABDÜLKADİR ÖZKAN