Gözünü ve sözünü budaktan sakınmayan, geçtiğimiz dönemlerdeki ara hükümetlerin ekonomi politikalarına en sert muhalefeti yapan, doğru bildiğini söylemekten kaçmayan Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, "AB A Altından Sopa" başlığıyla bir kitap hazırlatıp, tarafımıza da göndermiş AB süreciyle ilgili gazete kupürlerinden, AB üyeliğimizle ilgili muhalif kalemlerin yazdığı yazılardan ve AB sevdasının neler getireceğini ortaya koyan bilgilerden derlenen kitap, batıya ayarlanan rotamızda zihinleri dönüştürülen herkesin bilmesi gerekenleri kuşatıyor. Kitabın önsözündeki yazısında Sinan Aygün, Osmanlı nın batış tarihinin Baltalimanı Anlaşmasıyla başladığını, 1939 yılındaki Tanzimat Fermanıyla siyasi sömürgeleşme evresinin geldiğini ifade ediyor... 1854 yılındaki Borç anlaşması ve 1856 Islahat Fermanı, Osmanlı nın yıkılış sürecini hızlandırmış ve "Borç alan, emir alır" sözü tüm boyutlarıyla hayata sokulmuştur Sinan Aygün yazdığı önsözde Metin Aydoğan ın "Türkiye üzerine notlar" kitabından bir alıntı yapıyor "Günümüzdeki Avrupa Birliği protokolünün, yüzyetmiş yıl öncesi versiyonu gibi olan 1838 Baltalimanı Anlaşması nın yol açtığı sonuçlar çok yıkıcıydı. Devletin bağımsız ticaret politikası ortadan kalkmıştı. Hükümetler kendi istekleriyle ekonomik politikalar üretemiyordu. Osmanlı devleti, kendi gümrük vergilerini Avrupa devletleriyle birlikte kabul etmişti. Ülke Avrupa nın açık pazarı haline gelmişti. Türk tüccarlar kendi ülkelerinde, Avrupalı tüccarlar karşısında eşit olmayan koşullarda çalışıyordu. Ticari ilişkilerde yabancılar, Türklere göre daha ayrıcalıklı konuma gelmişlerdi. Yurt içi ticarette Türk tüccar yüzde 12 vergi öderken, yabancı tüccar yüzde 5 vergi ödüyordu"
Aygün yazısını şöyle bitiriyor: Türkiye, 1838 yılında girdiği girdaptan, ancak 1923-1938 arası kurtulabildi. Ne yazık ki, Mustafa Kemal ölünce, bu kez Mustafa Reşit ler hortladı İşte 1838 Osmanlı sı İşte 2005 Türkiye si Ne fark var " Medeniyetin beşiği Demokrasi zirvesi Özgürlüklerin anavatanı gibi sloganlarla zihinlerimizin dönüştürülmeye çalışıldığı Avrupa Birliği nin, insanlarına sağladığı konforizmi ve medeniyet kulelerini nasıl sağladığını hakkaniyetle gözden geçirmek ve bu medeniyete gerçek değerini vermek zorundayız.
Bugün, konforizm bataklığındaki Avrupa nın pırıltılı medeniyetinin temelinde gözyaşı vardır, acı vardır, savaş vardır, katliam vardır, kan vardır İnsanlarına türlü türlü hizmetler veren, sağlık sigortaları sunan, işsizlik maaşları veren, insanca yaşam hakkı diyerek çeşit çeşit imkanlar getiren batı medeniyeti, bu zenginliği ahtapot gibi dünyanın değişik ülkelerini saran kollarıyla sağlamıştır Avrupa Birliği ne girmek için yıllarca bekleyen İngiltere nin bir zamanlar sıfatı, "Üzerinde güneş batmayan ülke" idi İngiltere, dünyanın her tarafında kurduğu sömürgelerinden ve kolonilerinden beslenerek medeniyet inşa ediyordu Fransa, İtalya, İspanya Geçtiğimiz aylarda Paris banliyölerinde çıkan olaylardan sonra göçmen vatandaşlarına ikinci, hatta üçüncü sınıf insan muamelesi yaptığı anlaşılan Fransa, "İnsan hakkının sadece kendi vatandaşları için geçerli olduğunu" ortaya koymaktaydı
Bütün dünyayı sömürülecek, menfaat devşirilecek zemin, kendilerini de medeniyet dağıtıcısı olarak takdim edilen batının maskesinin altında bambaşka bir yüz vardır Bu yüz, her şartta devam edecek sömürge arzusudur Bu yüz, Baltalimanı Anlaşması ndaki gibi ülkeleri batırma arzusudur Bu yüz, medeniyet kelimesine sığınarak ülkemizi yol geçen hanına döndürme niyetidir Anlayana sivrisinek saz