Birbiriyle çelişkili haberler aynı günkü gazetelerde yan
yana veriliyor ve bunda hiçbir çelişki görülmüyor. Söz gelimi dünkü
gazetelerde, Türklerin AB üyeliğine desteği artıyor başlığı altında yer alan
haberlerin hemen yanı başında, Almanya dan PKK ya 5 bin silah veya Batı nın
silahları Peşmerge ye dağıtıldı gibi başlıklar altında bir başka haber yer
alıyordu. PKK ya da Peşmerge ye verildiği belirtilen silahların Almanya dan
alındığı ya da bu silahların ABD, Almanya ve Fransa nın gönderdiği belirtiliyordu.
Aslında uzunca bir süreden beri Peşmerge ve PKK nın bir anda ortaya çıkan IŞİD
tehdidi(!) karşısında birlikte hareket etmeye başladıkları daha sonra özellikle
Suriye deki Peşmergelerin ilk hamlede belli noktaları ele geçirmeleri üzerine
PKK ile aralarının açıldığı haberleri gündeme geldi. Aslında gazetelere
yansıyan haberlerde tutarsızlıklarda yok değil.Söz gelimi bir haberde
Almanya nın Irak a ihraç ettiği silahların bir kısmının PKK nın eline
geçtiği,yani özellikle dağıtılmadığı ama otorite boşluğu sebebiyle PKK nın bu
silahları el geçirdiği ileri sürülürken bir başka haberde Irak ta Batı nın IŞİD e karşı desteklediği Peşmerge güçlerine
ABD,Almanya ve Fransa nın gönderdiği salahların dağıtıldığı ileri
sürülüyor.Herne kadar özellikle bölge ülkeleri ile birlikte IŞİD e karşı bir
koalisyon oluxturmanın peşinde olan ABD,Irk a verilen silahların terör
örgütlerinin eline geçmemesi hususunda duyarlı olduğunu açıklasa da,görünen o
ki Batı Irak a kendini savunması için silah göndermiş, bu silahların bir kısmı PKK ve Peşmerge güçlerinin eline geçmiş.
Bir takım çelişkilere rağmen kesin olan husus Batı nın
Irak a sattığı ya da hibe ettiği silahların Peşmerge nin eline geçmiş olması.
Kaldı ki, Peşmerge güçlerini ABD nin doğrudan silahlandırdığı da ayrı bir husus.
Bir de bu silahların tesadüf sonucu değil silahları gönderen ülkeler ile Irak
yönetimi arasındaki mutabakat sonucu Peşmerge ve PKK ya geçmiş olması
muhtemeldir.
Başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin Irak ta Peşmerge
güçlerini ön plana çıkardıklarını, Irak ta belirleyici olmalarının önünü
açtıklarını görmek gerekiyor. Zaman zaman PKK nın da devreye sokulduğu
bilinmeyen bir husus değil. Bu bakımdan Çözüm Süreci adı altında başlatılmış
olan terörü sona erdirme çalışmalarını yürütenlerin özellikle Kuzey Irak
yönetimi ile PKK güçlerinin ilişkilerini, bunlara yüklenen görevleri doğru
okumaları gerekiyor.
Bir diğer husus ise ülkemizde AB üyeliğine desteğin
giderek artmakta olduğu iddiaları ve bu iddiaların bir takım araştırmalara
dayandırılıyor olmasıdır. Ne oldu da Türkiye de AB üyeliğine desteğin arttığı
sorusunun makul ve inandırıcı bir karşılığı yoktur. Özellikle Almanya ve
Fransa nın Peşmerge ve PKK yı silah desteği ile güçlendirme faaliyetleri
sürerken bu ülkede insanların ille de AB ye girelim çığlıkları atmasının izahı
olabilir mi Çünkü artık ABD ve İsrail in ülkemize yönelik iyi duyular
beslemediği, sadece bölgeye yönelik planlarının hayata geçirilmesinde
kullanmanın düşünüldüğü biliniyor. Ancak, Almanya ve Fransa nın da bölgemizdeki
gelişmeler konusunda ABD ile birlikte hareket ettikleri, İsrail in Gazze ye
yönelik katliamlarını kınamaktan bile kaçındıkları bilinirken bu toplumun yüzde
50 den fazlası AB ye girelim diyorsa o zaman oturup düşünmek gerekir. Böyle bir
yaklaşım düşmanı dost kabul etmek ve aynı çuvala girmeye razı olmak anlamına
gelir. Bu oyuna gelineceğine ihtimal vermiyorum.