AB ile ilişkilerde yeni sayfa açılmış !..

Abone Ol

AB ile müzakerelerde lütfetmişler 14. başlık olan “Bölgesel politikalar” faslı açılmış. Bu sağcısı, solcusu, bilmem necisi ile medyada büyük bir sevinçle karşılandı. Denebilir ki, pek çok konuda olduğu gibi AB’ne girme konusunda da sağ ve sol ittifak halinde. 1959 yılından beri kapıda beklettikleri halde içeri almayan, yeni bir faslın açılabilmesi için 3 yıl beklememiz gereken bir yapıya girmek için böylesine meraklı oluşumuzu insan anlamakta güçlük çekiyor. Sanki AB’ne girmemiz tüm sorunlarımızın bitmesi, güçlü bir ülke olmamız anlamına geliyormuş gibi yeni faslın açılması heyecana sebep oluyor.

Halbuki şöyle serinkanlılıkla düşünüp değerlendirecek olsak girmek için çırpındığımız AB’nin Türkiye açısından çıkış yol değil, iğneli fıçı, bir kimlik kaybının kapsı olduğu rahatlıkla görülecektir.

Bugün dünya üzerinde Müslümanlara yönelik nerede bir saldırı var ise AB-ABD ortaklığı olayın ya doğrudan içinde ya da dolaylı olarak tetikleyicisi. Yani Müslüman kanı akmasından sadistçe zevk alan bir cephe ile karşı karşıyayız. Kuruluşundan bugüne İsrail’in Müslüman Filistinlilere uyguladığı ekonomik ambargo, insanlık dışı muamele ve katliamlarda bu cesareti ABD ve AB ülkelerinden aldığını söylemek yanlış olur mu Bunun da ötesinde İsrail bölgemize bir hançer gibi saplayanlar AB ülkeleri ve ABD değil mi

Irak, ABD ve bazı AB ülkelerinin müşterek hareketi ile işgal edilmedi, ülke parçalanmadı mı Irak’ın kan gölü haline gelmesinin sorumlusu bu ortak cephe değil mi Suriye’de iki yılı aşkın bir süreden beri çatışmanın devam ediyor olmasının sorumluları ABD, AB, Rusya ve Çin  ile İsrail değil mi

Özgür Suriye Ordusu’nu kuran isimlerden Albay Riyad El Esad’ın, “Bir merminin bedeli 4 dolar. Silah tüccarları Suriye’de pazar kurdu. Bu savaş bitmez” diye nitelendirdiği durumun sorumluları, Suriye’yi silah pazarı haline getirenler yine aynı medeniyetin mensupları değil mi

Suriye’de çatışmaların başlamasından bu yana ülkemize sığınan mültecilerin sayısının 600 bine ulaştığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, “Mülteciler konusunda uluslararası katkı yok” serzenişinin muhatapları ABD ve AB değil mi Kısacası Suriye’de 150 bine yakın insanın hayatını kaybetmesi, milyonlarcasının ülkelerini terk ederek komşu ülkelerde hayatlarını sürdürmeye mahkum edenler arasında bir fasıl açtılar diye sevinç çığlıkları atılan AB ülkeleri de yok mu

Afganistan ve Pakistan’da akan kanın sorumluları da yine aynı ittifak değil mi Arakan’da camiler yerle bir edilirken, milyonlarca Arakanlı Müslüman hayatta kalabilmek için yurtlarını terk etmek zorunda kalırken, Bangladeş’de Müslümanlara kan kusturulurken tüm bu olayları sessizce seyredenler ABD, AB, Rusya ile Çin değil mi Yani Müslümanlara karşı işlenen cinayetler Müslüman olmayan ülkelerin oluşturduğu cephe marifetiyle sahnelenmiyor mu

AB’ne girebilmek için açılan fasıllar onların istediği renge bürünmek, kendimiz olmaktan vazgeçerek onların biçtiği kılığa girmek anlamına gelmiyor mu AB’ne girebilmek adına bizin karşı taleplerde bulunmamız, onların bize verdiği gibi bizimde onlara ev ödevi verme imkanımız var mı

Açılan her fasıl her şeyimizi onların ölçülerine göre ayarlamak anlamına gelmiyor mu Kendi değer yargılarımızı bir kenara iterek onlara benzememiz için çabalıyor değil miyiz Kendi kimliğimiz ve binlerce yıla dayanan medeniyet değerlerimizden bu kadar mı rahatsızız Eğer öyle ise yazıklar olsun bizlere..

Kendisine yabancılaşmak için bizim kadar çaba gösteren bir başka ülke var mı acaba Çünkü bizim kendimize yabancılaşarak Batı torbası içinde yer alma çabamız sadece AB ile sınırlı değil. En az 150 yıldan beri devam eden, Cumhuriyet ile birlikte sıçrama yapan bir çabanın ifadesi.