AB nin hangi vaadine inanıldı da Gümrük Birliği Anlaşması
imzalandı bilemem ama bu imzayı atanların ülkemiz aleyhine bir adım attıkları
kesin. Çünkü Türkiye nin hiçbir dahli ve katkısı olmadan AB bazı ülkelerle
Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzalıyor, Gümrük Birliği sebebiyle Türkiye de
işin içine sokuluyor. Diyebiliriz ki AB nin STA anlaşmaları Türkiye yi
etkiliyor ama bu anlaşmalarda Türkiye ye bir şey sorulmuyor. Kısacası irademiz
dışında aleyhimize sonuçlar veren anlaşmalar imzalanıyor. Buna karşılık
Türkiye ye tam üyelik için bırakın bir tarih verilmeyi, bazı ülkeler kesinlikle
Türkiye nin üyeliğine karşı olduklarını her fırsatta ilan ediyorlar. Durum
böyle olunca Türkiye nin artık AB ile ilişkilerini gözden geçirmesi, en azından
Gümrük Birliği nden çıkışı gündeme getirmesi gerekiyor. Çünkü batmakta olan AB
ekonomisine katkı vermek bize düşmemelidir. Kendi insanımız geçim sıkıntısı
çekerken hem de irademiz dışında imzalanan anlaşmalar sebebiyle AB ülkelerine
destek vermek akıllıca bir iş olmasa gerek.
Bu konuya niçin girdiğim akla gelebilir. Aslında ABD ile
AB arasında Haziran ayında imzalanması beklenen Serbest Ticaret Anlaşması
sebebiyle geçen ay bu konuyu işleyecektim. Ancak, devreye giren çeşitli
olaylar, bu arada babamın vefatı sebebiyle 10 gün kadar köşemden uzak kalışım
sebebiyle ele almadım. Ne var ki geçen zaman içinde farklı gelişmelerde olunca,
daha doğrusu Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ın Başbakan Erdoğan ın konu ile
ilgili olarak ABD ye yapmayı planladığı ziyaret öncesi Obama ya bu konu ile
ilgili olarak bir mektup göndereceğini açıklanması ve Türkiye nin dışarıda
tutulacağı ABD ile AB arasındaki Serbest Ticaret Anlaması nın ülkemiz aleyhine
ciddi sonuçlar vereceğine dikkat çekmesi konuyu gündeme almama vesile oldu.
Bu konu ilk defa Şubat ayı ortalarında medyada yer aldı.
TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi ile İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları
Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle konuya dikkat çekmişlerdi. Büyükekşi
Türkiye nin AB ile arasındaki Gümrük Birliği Anlaşması nedeniyle ABD nin Avrupa
pazarına giriş koşullarının Türkiye yi de bağlayacağına dikkat çekerek şöyle
diyordu:
Buna karşılık AB nin ABD pazarına girişini düzenleyen
yükümlülükleri ise Türkiye yi kapsamayacak. Bunun için ABD ile ayrı bir STA
yapılması gerekecek.
Görüldüğü kadarıyla AB Türkiye ile Gümrük Birliği Anlaşması
imzalayarak bir takım imtiyazlar elde etmiş ama buna karşılık Türkiye yi
yaptığı STA ların dışında tutuyor. Kısacası AB nin Türkiye ye karşı tavrını iyi
niyetle izah etmek mümkün değil. Böyle olunca da bize karşı iyi niyetli olmayan
bir topluluğa karşı Türkiye nin hâlâ girmek için çırpınmasını anlamak gerçekten
mümkün olmuyor.
ABD ile AB arasında STA imzalanması halinde ortaya
bugünkü rakamlarla 645 milyar dolar hacimli bir serbest ticaret bölgesi
çıkacağı düşünülürse olayın boyutu daha iyi anlaşılacaktır.
Bu noktada konunun medya tarafından görmezden gelinmesi,
konuyu sadece Haber Türk gazetesinin gündeme getirmesi ayrıca dikkat çekicidir.
Sanki konu bu yönüyle gündeme taşındığında medyanın büyük bir bölümü ülkemizde
AB aleyhine bir kampanya oluşacağından endişe ediyor. Hâlbuki ülkemizin
çıkarları söz konusu olduğuna göre artık şu AB üyeliğinde ısrarımızı ve
özelliklede Gümrük Birliği Anlaşması nı gözden geçirmemiz gerekiyor. Mademki AB
ülkeleri kendi çıkarları peşinde koşarken Türkiye yi bir kenara itebilmekte,
biz niçin kraldan fazla kralcı bir tavır sergilemeyi sürdürelim