BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;
DÜNYA İngiltere’de yapılan referandumu konuşuyor. Sömürgeciliğin babası olarak bilinen İngiltere’de halk, AB’den çıkma iradesini ortaya koydu. AB’nin dağılma sürecinde olduğunu gösteren olay, Avrupa ülkelerinde panik havası oluşturdu. AB ülkelerinin acilen toplanması için ortaya atılan görüşler fırtınanın büyüklüğünün göstergesi.
AB ülkelerindeki ekonomik daralma Euro bölgesini tedirgin ediyordu. İsviçre, Norveç, Kuzey Atlantik, İzlanda gibi ülkelerdeki referandumların “hayır” şeklinde sonuçlanması bu tedirginliğin ürünü!
İngiltere’deki referandumu, AB’nin geleceğinin oylanması olarak görenler hiç de az değildi. Türkiye’nin AB ülkelerine vizesiz girmesinin karar aşamasında oluşu Avrupa halkını korkuttu. Hele, AB’ye girmesinin konuşulması onları çileden çıkarıyordu.
Referandum öncesi İngilizleri en çok düşündüren şey buydu. İngiltere Başbakanı David Cameron, AB’nin dağılmasını önlemek için seçmenin tereddütlerini gidermeye çalıştı: “Türkiye girer diye AB’den çıkmayalım. Bu hızla Türkiye 3.000 yılında üye olur.” Bu sözler İngiliz halkını tatmin etmedi. Yüzde 52’yle halk AB’den çıkmak isteyiş iradesi gösterdi.
Olayın AB ülkelerindeki yankısı büyük oldu. AB’nin merkez ülkesi Almanya’nın Başbakanı Angela Merkel, “Olay Avrupa’nın birleşme süreci için dönüm noktasıdır” değerlendirmesini yaptı.
AB’nin diğer etkili ülkesi olan Fransa’nın Cumhurbaşkanı François Hollande de, “İngiltere’nin AB’den ayrılma kararının çok vahim olduğunu” söyledi.
İngiltere’nin kararının “AB’nin sonu olduğu” görüşü yayılmaya başladı. Gazeteciler bu soruyu AB Komisyon Başkanı Jean - Claude Juncker’e yönelttiklerinde; Juncker sinirlenerek hemen salonu terk etti.
AB, PAPA’NIN PROJESİYDİ
AVRUPA ülkeleri uzun yıllar birbiriyle savaştılar. 1. ve 2. Dünya Savaşları’nda yıkım yaşadılar. Papa onlara akıl verdi: “Birbirinizle savaşıp durmayın; birleşin!” Papa’nın projesi, Demir - Çelik Birliği ile başlayıp AET, AT, AB şeklinde devam eden birleşme sürecini getirdi. Birlik, üyelerini artırma gayreti içindeyken; 1959’da Türkiye de birliğe katılma müracaatı yaptı. Fakat bu, Papalığın öncülüğünde Hıristiyan ülkelerin yol haritasıydı. Türkiye’nin müracaatını hiç de sıcak bakmadılar ama; kendilerine sığınmışlığımızı değerlendirerek; bizi İslam dünyasından uzaklaştırmak için kapıda bekletmeyi uygun gördüler.
İleri görüşlülüğüyle olayları çok iyi tahlil eden bir lider olan Erbakan Hoca, yıllarca Türkiye’yi uyardı: “AB bir Hıristiyan kulübüdür. Bünyemize aykırıdır. Bizim yerimiz Müslümanların yanıdır.”
Tabii ve sosyolojik gerçeklere uygun olan da buydu. Sade bir formülle; “Hıristiyanlar birliklerini oluşturuyorlar; Müslümanlar da bunu yapmayı ihmal etmemeli.”
Erbakan Hoca, yıkımdan kurtulmak isteyen Avrupa’nın durumunu, “Freni patlayarak uçurumdan aşağı yuvarlanmaya başlayan bir arabanın durumu”na benzetiyordu. Hatta AB ile işbirliği yapan iktidarların onlarla birlikte yıkılacağını anlatıyor; İnönü, Demirel, ANAP iktidarlarının yıkılışını buna örnek gösteriyordu.
Son zamanlarda AKP’liler; “Bizi, halkımız Müslüman olduğu için kabul etmiyorsunuz” diye AB ülkelerine sitem ediyorlar. Bu, iş bittikten sonra konuya intikal eden bir zihniyetin acemiliği değil midir
TÜRKİYE’NİN AB’ye girme müracaatı yaptığı 57 seneden bu yana yaşananlar, Türkiye’nin tek taraflı olarak küçümsenmesi, elinin kolunun bağlanmasıyla sonuçlanmıştır. AB liderlerinin konuşmaları, Türkiye’yle ilgili İlerleme Raporları’nda yazılanlar buna örnektir.
Türkiye’nin AB’ye girişinin konuşulduğu bir toplantıda, Fransa eski Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, “Biz, hepimiz Bizans’ın çocuklarıyız” diyor; Türkiye’ye, “Sizin aramızda ne işiniz var ” mesajı veriyordu.
İtalya eski Başbakanı Romano Prodi de, “Türkiye sonsuza kadar AB’nin dışında kalabilir” sözünü etti. Kim bu Avrupalılar Çanakkale’de bizi haritadan silmek isteyen işgalcilerimiz! Bugün de can düşmanımız bölücü terör örgütüne silah verip onları himaye edenler! Teröristleri masum olarak görenler! Papa, 12 Nisan 2015’te “Yüzyılın soykırımı Ermenilere yapıldı” diyerek Türkiye’ye iftira etti. Dost görünen Almanya bizi soykırım yapmakla suçladı. Türkiye’yi gözü kapalı AB kapısında bekleten zihniyet, AB’yi dost, stratejik ortak, medeniyet projesi görme gafletinde. Bu uğurda nice toplumsal değerlerimiz hiçe sayıldı. İtibarsızlaştırıldık. Halkın görüşünü almadan Türkiye’yi AB’ye bağlamak isteyenler! Türkiye, kendi gücüyle kalkınabilecek çok yüksek potansiyele sahiptir. Siz, sevdalandığınız Avrupalılarla birlikte yaşayabilirsiniz! Lütfen Türkiye’nin yakasını bırakın! Önümüzde takoz olmayın!
Saadet Partisi uyarıyor: “Tarihin en şanlı milleti, AB kapılarında ‘hazır ol’da bekletilme zilletine müstehak değil. AB içinde bizim ne işimiz var AB üyesi olma, bizim normlarımızı onların belirlemesi anlamına gelir. Biz; özümüze dönmek, kendimize gelmek, İslam Birliği’ni kurmak zorundayız.”