A. Vahap Akbaş "Bir Şehre Vardım"

Abone Ol

Aczi ifade ederek, yalvarıp yakararak başlıyoruz ya, daha

ne isteriz, ne isteriz Allah ım

ey karıncayı ve dağı ve beni/ve günahı ve ecri

yaratan/ben vaktin çocuğu /girdbâd-ı belâda fır dolayı dönen/bir kalbi

siyahım/kalbimi ağ et/bir kıyamet şafağında uyanan/şu fukarayı affet.

(Münaacat)

Sevgili :

`Sevgili Gazelleri başlığıyla sunulan beş şiir,

Efendimiz in (S.A.V) terennümünü yapan sırılsıklam aşk sözleri bunlar. Sözün

`Sevgili yle kanatlandığını, böylece gönlün ışığa, ırmağa, çağlayanlara,

esrikliğe, ölüme, güzelliğe erdiğini görüyoruz. `Sevgi bu gazellerde anahtar

sözcüktür: girdiğim bütün savaşları kazandım sevginle

`Sevgi nin yalınlığı şu beyitte yankıya dönüşerek devam

eder kalpleri serinletir: ey İbrahim in duası / İbrahim in duası ey/kitabı

öğreten kum gönülleri vaha eden gül

Kitaba isim olan şiir: Varılan şehrin özü `ulu değil

olumsuzluğuyla peşinen veriliyor. Ona kent denilseydi keşke. Bünyesinden

çıktığı kirli çağın alametleriyle o mahvetmektedir şairi, sizi, bizi. Ondan

kurtuluşun tek kapısı, tek umut kaynağı: Dilârâ

sen nerdesin hangi gizli beldedesin dilârâ/bilsem eteklerimde

alevlerle böyle dörtdönmezdim/meydanlarda kara çirkin heykellerin/elleriyle

gösterdiği yönlere koşmazdım/bilsem/şemsiyemle anahtarımla kendimi/belediye

otobüslerinde unutmazdım

Yüreğini Yitiren Derviş şiiri bir bakıma `Bir Şehre

Vardım lı birlikte okunuyor. Kuşatılmış insan, bu şiirde kuşatılmış derviş

insana dönüşüyor: Yüreğini metropol sokaklarında yitirmiş/bir tuhaf

dervişim//ben dağını / derdini ve aşkını yitirmiş/bir ömür biriktirdiği

derslerini yitirmiş//açacak kapılar yaşanacak öyküleri kalmamış/bir garip

dervişim

Dağ:

Özgürlük hasretiyle yananın hararetli sözcüğü

olagelmiştir dağ. Şair, `Yüreğini Yitirmiş Derviş şiirinde `dağını / derdini

ve aşkını yitirmiş olarak nitelediği `kişi sinin halini `Dağı Özleyen Adam da

değiştirir: Açmışım gözlerimi dağ/yürümüşüm dağ

Duyarlı bir insan olarak şair, tek bir rengin adamı

değildir. İşte farklı bir âlemde, farklı bir koşunun adımlarını atarken şöyle

diyor: oturmuş kitaplarda/gölgemi kovalıyorum

Ötüşler şiiri, nereden bakılırsa bakılsın, şiiri

ülkemizin sultanlarına adanmış sözler demetidir. Şair bir silsile halinde o

sultanları, şiirlerini (kuşlarını / ötüşlerini) kendisinde bıraktıkları izleri

anarken, üstünde yükseldiği mirası da lisan-ı hâl ile orta yere koyuyor.

Kendisi de silsilenin bir parçası olarak görmesi hakkıdır elbet: benim

kuşlarım yaralı/kanları mısralara akar

Aşk Üzerine Temrinler kitabın ikinci bölüm başlığı. Bu

bölümde yer alan on üç şiirden pek çok mısra devşirme imkânımız var: gölgesini

gönderir düşlerine/kendi gelmez (Beklerim Birini)

Aldım biletimi sana gidecektim/adresin kör kuyulardı /

kaldım (Adresin Kör Kuyulardı)

girdin içime/kor ateşlerden geçirdin ben (Ey Aşk)

sisli bir resimdeydik seninle/kara trenler geçiyordu

gözlerinden (Temâşa)

Ama ben bunlardan ziyade, küçük bir şiire, her bir

sesiyle insanı yere göğe sığmaktan alıkoyan `Rüzgâr Dağ Sen Ben şiirine daha

çok takılıp kalacağım, onu dilime dolayacağım:

Şiirin bir kıyıcığında `çocuk temalarını daima

bulunduran A. Vahap Akbaş, onları, `Çocuk Yüzleri başlığı altında bu kitapda

da sunmuş bize.

Banliyö Treninde Çocuklar ile illegal alanlarda

(`banliyö treni bir çarşı ) iş hayatına atılan çocukları anlatır. Ki onların

metaı `yaralı güller `acemi sesler ve `biraz da ibret tir.

Bölüme de başlık olan şiirde çizilen tablolar okuyucuyu

duygusal açıdan çarpmaktadır. İşte son beyit: hayattaki yokuşları

düzleri/toplamış kendinde çocuk yüzleri

Ve Odalar

Ama artık onlar bir sığınak mıdır ki

Savaş yeri sonra odalar/bir ihtiras duvarların/damarlarından

kan sağar/her duvarda/bir cani var (Bir Saraya Geldik)

Odalar birer kutudur. Nasıl sığınılır, nasıl yaşanır bu

`Kutularda Sığınılır mı Yaşanır mı

içime sığınırdım eskiden ya içim sığınsın kime// ülser

oldu odalar/fazla eşya yemekten

Ve şair, böyle böyle söyler, alır başını gider...