Aczi ifade ederek, yalvarıp yakararak başlıyoruz ya, daha
ne isteriz, ne isteriz Allah ım
ey karıncayı ve dağı ve beni/ve günahı ve ecri
yaratan/ben vaktin çocuğu /girdbâd-ı belâda fır dolayı dönen/bir kalbi
siyahım/kalbimi ağ et/bir kıyamet şafağında uyanan/şu fukarayı affet.
(Münaacat)
Sevgili :
`Sevgili Gazelleri başlığıyla sunulan beş şiir,
Efendimiz in (S.A.V) terennümünü yapan sırılsıklam aşk sözleri bunlar. Sözün
`Sevgili yle kanatlandığını, böylece gönlün ışığa, ırmağa, çağlayanlara,
esrikliğe, ölüme, güzelliğe erdiğini görüyoruz. `Sevgi bu gazellerde anahtar
sözcüktür: girdiğim bütün savaşları kazandım sevginle
`Sevgi nin yalınlığı şu beyitte yankıya dönüşerek devam
eder kalpleri serinletir: ey İbrahim in duası / İbrahim in duası ey/kitabı
öğreten kum gönülleri vaha eden gül
Kitaba isim olan şiir: Varılan şehrin özü `ulu değil
olumsuzluğuyla peşinen veriliyor. Ona kent denilseydi keşke. Bünyesinden
çıktığı kirli çağın alametleriyle o mahvetmektedir şairi, sizi, bizi. Ondan
kurtuluşun tek kapısı, tek umut kaynağı: Dilârâ
sen nerdesin hangi gizli beldedesin dilârâ/bilsem eteklerimde
alevlerle böyle dörtdönmezdim/meydanlarda kara çirkin heykellerin/elleriyle
gösterdiği yönlere koşmazdım/bilsem/şemsiyemle anahtarımla kendimi/belediye
otobüslerinde unutmazdım
Yüreğini Yitiren Derviş şiiri bir bakıma `Bir Şehre
Vardım lı birlikte okunuyor. Kuşatılmış insan, bu şiirde kuşatılmış derviş
insana dönüşüyor: Yüreğini metropol sokaklarında yitirmiş/bir tuhaf
dervişim//ben dağını / derdini ve aşkını yitirmiş/bir ömür biriktirdiği
derslerini yitirmiş//açacak kapılar yaşanacak öyküleri kalmamış/bir garip
dervişim
Dağ:
Özgürlük hasretiyle yananın hararetli sözcüğü
olagelmiştir dağ. Şair, `Yüreğini Yitirmiş Derviş şiirinde `dağını / derdini
ve aşkını yitirmiş olarak nitelediği `kişi sinin halini `Dağı Özleyen Adam da
değiştirir: Açmışım gözlerimi dağ/yürümüşüm dağ
Duyarlı bir insan olarak şair, tek bir rengin adamı
değildir. İşte farklı bir âlemde, farklı bir koşunun adımlarını atarken şöyle
diyor: oturmuş kitaplarda/gölgemi kovalıyorum
Ötüşler şiiri, nereden bakılırsa bakılsın, şiiri
ülkemizin sultanlarına adanmış sözler demetidir. Şair bir silsile halinde o
sultanları, şiirlerini (kuşlarını / ötüşlerini) kendisinde bıraktıkları izleri
anarken, üstünde yükseldiği mirası da lisan-ı hâl ile orta yere koyuyor.
Kendisi de silsilenin bir parçası olarak görmesi hakkıdır elbet: benim
kuşlarım yaralı/kanları mısralara akar
Aşk Üzerine Temrinler kitabın ikinci bölüm başlığı. Bu
bölümde yer alan on üç şiirden pek çok mısra devşirme imkânımız var: gölgesini
gönderir düşlerine/kendi gelmez (Beklerim Birini)
Aldım biletimi sana gidecektim/adresin kör kuyulardı /
kaldım (Adresin Kör Kuyulardı)
girdin içime/kor ateşlerden geçirdin ben (Ey Aşk)
sisli bir resimdeydik seninle/kara trenler geçiyordu
gözlerinden (Temâşa)
Ama ben bunlardan ziyade, küçük bir şiire, her bir
sesiyle insanı yere göğe sığmaktan alıkoyan `Rüzgâr Dağ Sen Ben şiirine daha
çok takılıp kalacağım, onu dilime dolayacağım:
Şiirin bir kıyıcığında `çocuk temalarını daima
bulunduran A. Vahap Akbaş, onları, `Çocuk Yüzleri başlığı altında bu kitapda
da sunmuş bize.
Banliyö Treninde Çocuklar ile illegal alanlarda
(`banliyö treni bir çarşı ) iş hayatına atılan çocukları anlatır. Ki onların
metaı `yaralı güller `acemi sesler ve `biraz da ibret tir.
Bölüme de başlık olan şiirde çizilen tablolar okuyucuyu
duygusal açıdan çarpmaktadır. İşte son beyit: hayattaki yokuşları
düzleri/toplamış kendinde çocuk yüzleri
Ve Odalar
Ama artık onlar bir sığınak mıdır ki
Savaş yeri sonra odalar/bir ihtiras duvarların/damarlarından
kan sağar/her duvarda/bir cani var (Bir Saraya Geldik)
Odalar birer kutudur. Nasıl sığınılır, nasıl yaşanır bu
`Kutularda Sığınılır mı Yaşanır mı
içime sığınırdım eskiden ya içim sığınsın kime// ülser
oldu odalar/fazla eşya yemekten
Ve şair, böyle böyle söyler, alır başını gider...