A şaşkın irade, aslına geri dön!

Abone Ol

Bir kaostur almış başını gidiyor. Sanki yerel seçime girmiyoruz, başbakan büyük bir ustalıkla genel seçim havasına soktu ülkeyi. Kimle konuşsam, seçimlerde baraj olduğunu düşünüyor. “Aman oyları bölmeyelim, CHP gelir” diyorlar. Allah aşkına! Türkiye’de solun oyu en fazla yüzde otuz değil mi O halde nasıl CHP gelecek Hâlâ bu oyuna nasıl düşüyorsun A şaşkın irade! Her alanda şaşkınlık almış başını gidiyor. Dün Ergenekon terör örgütü dediğin ve müebbet hapis alan askerleri, bugün salıyorsun Paralel devlet dediğin ve kumpas kurduklarını iddia ettiklerinin (Ben buna inanıyorum) yerlerini değiştiriyorsun, fakat ne hikmetse açığa alıp dava açmıyorsun. Neden Nedir bu şaşkınlık Eliniz ayağınız birbirine girmiş vaziyette. 12 Eylül Referandumu ile toplumun oyuna sunulan, Savcılar ve Hâkimler Yüksek Kurulu ile ilgili değişikliklerine bu millet “evet” demişti. Şaşkın İrade, halkın evet dediği bu HSYK’yı halka yeniden sormadan değiştirdi. Hükümet, devletin içinde paralel bir yapıdan bahsetmektedir. Kayıt dışı ekonominin olduğunu biliyorduk. Kayıt dışı bir siyaset olduğunu bu yolsuzluk operasyonlarıyla öğrenmiş olduk. AKP’nin meydanlara çıkıp hiç ağlamaya ve ortamı germeye hakkı yoktur. Eğer ortada hukuk dışı bir paralel yapı varsa, bunun tek nedeni AKP’nin kendisidir. Yola çıktıkları tarafından kandırılmıştır. AKP kandırıldığını 11 yıl sonra anlamıştır. Fazilet Partisi’ni bölerken, bir gün kendi de bu yaptığını yaşayacağını hiç düşünmedi. Men dakka dukka yani eden bulur.

AKP’nin yaşadığı en büyük şaşkınlık, adaylarıyla değil genel başkanlarıyla seçime girmeleri. Bu şaşkınlığı şimdi bir de korku aldı. AKP’li kardeşlerimiz kapı kapı dolaşıp;”biz Saadet Partiliyiz ama bu seçimde oyumuzu AKP’ye vereceğiz” propagandası yapıyorlar. Saadet Partisi’nin rakipleri CHP ya da MHP değil, sistemin kendisidir. Çünkü biliyorlar ki, adil düzenin gelmesi ile çıkar çevrelerinin sömürü düzeni bitecektir. Bu yüzden bu dava hak davadır. Bu yüzden herkesin bu davaya katılma mecburiyeti vardır. Saadet Partisi bu yüzden tercih değil, zorunluluktur. Amerika’nın ve İsrail’in korkulu rüyası Milli Görüş’tür. Sağlam irade, şaşkın iradeye dönüşmüştür. İmanı zayıflayanın, sağlam iradesi olur mu Yapılan icraatlar, şaibeli yolsuzluklar, milletin vicdanını sızlatmıştır. AKP’ye rüzgârın çok olduğu günlerde, ”bu durum onların haklı olduğunu göstermez, güçlünün yanında değil, haklının yanında ol!” diyorduk. Ve yine biz haklı çıktık. Rüzgârın çok güçlü olduğu zamanda, güç sarhoşuydu sağlam irade, bugün ise, şaşkın bir halde. AKP güç sarhoşluğuyla, İslami dengeleri bozdu. Pusulası şaştı. Yönünü kaybetti. Yıllarca savunduğu değerler değişti. Değerler değişince, Rabbimin yardım kesildi. Rabbimin yardımı kesilince, savcıları ve polisleri değiştirmek durumunda kaldı. Değiştirmeseydi ne olurdu Yüksek tansiyondan, felç geçirebilirdi. Belki beyin kanamasından rahmetli olabilirdi. Ogün bu güçlü esen rüzgâra kapılmadığım için Allah’ıma şükürler olsun. Belki makam ve mevkilere gelmedim ve çok param olmadı ama en azından bu konuda ahiretimi kazandım. Bundan büyük zenginlik olur mu

Hem araştırmacı yazar olarak hem de Sinop ili Dikmen ilçesi Saadet Partili belediye başkan adayı olarak sürekli halkla konuşuyorum. Bana diyorlar ki; “Cemaat AK Partiyi kandırmış.” Cemaatçi kardeşlerimiz de diyorlar ki; ”Başbakan iftira atıyor. Yolsuzluklarını kapatmak için bu şekilde konuşuyor” Bunları söyleyen arkadaşlarımız temiz ve saf niyetli insanlarımız. Zaten tabanı oluşturan bu arkadaşlarımız gerçekleri görseler ne cemaat kalır ne de AKP. Her iki tarafta bu temiz insanların üzerine oynuyor. Biz diyoruz ki; ”Bak güzel kardeşim! Yeter kandığın, kandırıldığın. Adresin belli! Ne inancına halel getir ne de bu tuzağa düş. Gel, Saadet Partisi saflarında yerini al” Biz bu kardeşlerimize sürekli çağrı yapıyoruz. Yapmak durumundayız. Bizim görevimiz sadece iktidara gelmek değil, doğruyu, yanlışı anlatmakta görevlerimizin arasındadır.

Sinop Dikmen’de Bir Allah Dostu

Dikmen’e geldiğimde yeni yapılan bir bina gözüme ilişti. Sordum oradaki arkadaşlara,”Kimin bu bina ” diye. Bana, ”Süleymancılar cemaatine ait” dediler. Dikmen’i düşündüm, gelişmemiş, belki de bu siyasi çalışmalarla asla gelişmeyecek, buna rağmen kalkıp burada çok güzel bir bina yaptılar. Etkilenmiştim. “Allah yolunda cihat etmek böyle bir şey olsa gerek” diye düşündüm. İlk geldiğim gün, kursun hocasıyla tanışmak için, kullandıkları mevcut binaya gittim. “Mustafa hoca yok dediler” Daha sonra, bu Allah dostuyla tanışmak nasip oldu. Yüzü gülen, nurani bir simaya sahip, tatlı dilli biri. Tanıdıkça ve hikâyesini dinledikçe mücadelesinin o kadar da kolay olmadığını öğrendim. Mustafa Çavdar hoca: Bir kış günü lapa lapa kar yağarken Dikmen’e geldim. Günlerden Cuma olması sebebiyle soba alabilmiştim. Diğer günlerde soba satan bir esnaf bulamazsınız. Turhal’da kaloriferli, doğal gazlı bir evde oturduğum için soba tesisatım yoktu… Boyası yapılmamış bir eve taşınıyoruz.. Hanım bir yandan ağlar, çocuklar üşür, çocukları komşuya bıraktık, orada durmazlar. İmtina etmişler. “Böyle zorluklarla işe başlamış Mustafa Çavdar hoca. Vatandaşın; ”neden geldi buraya bu hoca” bakışları arasında işe koyuldu. Bilmediği ve tanımadığı bu insanlar arasında, şüpheyle bakan bakışlara aldırmadan koyuldu çalışmalara. Dikmen’e geldiğinde kalbinde sadece Allah’a hizmet vardı. Bugün gelinen nokta ise, muhteşem bir kurs binası ve 20’ye yakın yatılı öğrenci. Mustafa Çavdar hoca zamanını boşa geçirecek biri değil. Ben inanıyorum ki, burada görevi bittiğinde, hizmetin eli değmemiş yerlere göndereceklerdir Mustafa Çavdar hocayı. Yılmadan, yıkılmadan sıfırdan başlayarak yeni kurslar yapacaktır. Bu Allah dostunu ben çok sevdim. Rabbim çalışmalarını daim etsin İnşallah.