A Normalleşme

Abone Ol

Günlerdir ekranlardaki gündemi durup düşündükçe ne yapsam acaba diye çok düşündüm. Şu cümleyi iyi analiz edin okuyun ve beş saniye bu kelimeyi tekrar edin, dikkat yazıyorum. “İsrail’le normalleşme”, aslında kelimeyi emir tonuyla okuyun Allah bize emrediyor, “İsrail’le aslaama asla normalleşme” Bence bu normalleşme böyle doğru, haricindeki her normalleşme anormalleşmektir. Çünkü biz Müslümanız!

Konacak yer bulamayan kuş havada esirdir derler, biz, bizi kucaklayan bir buçuk milyar İslam âleminin gönlünde yer bulamayınca Allah da bizi İsrail’in dalına konmaya mecbur etti. Yine kuvvetin ve niceliğin başlangıç olduğuna inananınca, adaletin kuvvetine değil de kuvvetlerin adaletine bırakıldık. Ne ilginç değil mi, yıllardır İslam Birliği diyen, İslam ortak pazarı ve parası diyen, büyük İslam Devleti diyen Milli Görüş lideri Erbakan ve Milli Görüşçülerle anlaşma,  yıllardır ardından sövdüğünüz, bebek katili, zorba, hain İsrail’le anlaş. Çok manidar!

Evet, bunun ümmet için olduğunu söylüyor bazı politik isimler, “Ümmet ne ister acaba” diye hiç düşünmeden. Bir uçağın havada uçması normaldir ancak hep havada kalması da anormallik. Yani bu halimiz tıpkı buna benziyor. Biz piste inemiyoruz, çoğunluk diyoruz bir buçuk milyar İslam âlemi dururken birkaç milyonluk İsrail âlemi ile anlaşıyoruz. Kaplan kafesten kaçınca halkın kurtuluşu kafese girmektir, ortada bir kaplan bir halk ve bir de kafes var. Kaplan zulmediyor, halk kaçıyor ve koşarken kafese giriyor ama görünmeyen bir kafes ve kaplan yöneticisi var. Bu adam elinde kırbaçla, kaplanı kontrol ederken, halkı da kafese sokmayı planlıyor. Kaplan dışarda onu dinliyor, halk kafeste kaplandan korkuyor, durum bu!

Bu sirkin yöneticisi kim biliyorum ama bilmiyormuş gibi yapıyorum. Kuvvetsiz adalet acizlik, kuvvetlinin adaleti zalimlik getirir. Şimdi özür dilendi mi bilmiyorum, para ödenir mi onu da, IHH bu işi takip eder mi yoksa özür dileyince “Yok canım önemli değil bizde de hata vardı” mı der. Mavi Marmara, maviliğini bu kara günlere teslim edip benim adımı Kara Marmara yapın der mi, yoksa “ben ismimden memnunum kim ümmete inanıyorsa Ben Mavi Marmara olarak buradayım ve yükümü limanlara değil gönüllere bırakırım” mı der.

Sorular çok ama o kadar cevap yok. Soruların cevapsız kalmadığı tek yer huzurdur. Huzur da özür de yoktur. Huzurda hesap vardır. Huzurda, inananlar için huzur vardır. Huzurda ilk defa kuvvetlinin adaletini yaşayacağız.

Bizim gayemizdir ki, dünyada kuvvetlinin adaletini red, ahirette kuvvetlinin adaletini kabuldür. Karar sizin, dünyada size, aha kuvvet, aha da adalet dediler. Ahirette ise biz konuşacağız ve aynı sizin dediğiniz gibi bizde “aha tek kuvvet, aha da tek adalet”

Selam ve daim muhabbetle